26 Mart Pazar 2017
Ana Sayfa / E-Kurs / Dil ve Anlatım Kazanım Kavrama Testleri / 12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 24 Soruları ve Cevapları Çöz
E Kurs Soruları ve Cevapları

12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 24 Soruları ve Cevapları Çöz


12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 24 Soruları ve Cevapları Çöz

İnsanı insan yapan en önemli ögelerden biri onun sosyal donanımıdır. Ülke olarak teknolojide gelişmiş olabilirsiniz, yurdu bilgisayar ağıyla örebilirsiniz. Ama bütün bunlardan daha önemli olan, nitelikli insanın yaratılabilmesidir. Bu da ancak zengin bir kültür ve bilgi donanımıyla sağlanabilir. Bu bakımdan, ilköğretim okullarında ve liselerde Türkçe, Edebiyat, Mantık ve Felsefe derslerine en az diğer dersler kadar önem verilmesi gerekmektedir. Bu dersler eğitim öğretim sürecindeki gençlerin sorunlara doğru bakabilmelerini, düşünce boyutlarının genişlemesini, düşüncelerini yazı ve konuşma yoluyla ifade edebilmelerini sağlayan en önemli derslerdir.

1. Bu parçada söz edilen derslere ilgili olarak asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bu derslere liselerde verilen önemin ilköğretimde de verilmesi gerektiği

B) İlköğretimde sosyal donanımın, liselerde bilgisayar donanımının oluşturulmasının mantık dersleri ile sağlanabileceği

C) Nitelikli insan yetiştirmede göz ardı edilemeyecek rollerinin olduğu

D) İlköğretim ve lise seviyesindeki gençlerin problemlerine bu derslerin çözüm sunduğu

E) İlköğretim ve liselerdeki eğitim eksikliğinin bu derslerle giderilebileceği

 

19. yüzyılın en önemli ve en görkemli girişimlerinden biri insanları sevmenin ve onların atılım yapmalarını sağlamanın güçlü bir temele oturtulmasını sağlamak olmuştur. Hangi kategoride olursa olsun, her insan insandır ve insan olarak da öbürleriyle eşit düzeydedir. Her insan aynı ilgiyi görmeye layıktır. Bu görüşün kökenlerinin çok eskilere dayandığı doğrudur. Ama 19. yüzyıl bu görüşü beslemiş, güçlendirmiş, geliştirmiş, bilimsel bir temele oturtmuş; yoksulların ve zayıfların korunması doğrultusuna çekmiştir.

2. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) İnsanlar 19. yüzyıla kadar eşya gibi görülmüştür.

B) İnsanın bilimsel çalışmalara konu edilmesi, yoksul insanların çoğalmasıyla olmuştur.

C) İnsana verilen değerin somut ve bilimsel bir temele yerleşmesi 19. yüzyılda olmuştur.

D) İnsan hiçbir zaman 19. yüzyılda olduğu kadar önemli olamayacaktır.

E) Güçlülerle zayıflar arasındaki uçurum en fazla 19. yüzyılda artmıştır.

 

Düşünme, olaylar ve varlıklar arasında bir bağ kurmadır. İnsan, konuşabilen tek varlık olduğu için düşünebilen tek varlık da yine insandır. Düşünme ‘‘sessiz bir konuşma”, varlık ve hareketler-kavramlar arasında bir ilişki kurma demektir. Varlık ve hareketleri düşünce âlemine dil taşır. Bu yüzden düşünce olmadan dil, dil olmadan da düşünce olamaz.

3. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Dilin başlangıcı düşüncedir.

B) Konuşma düşünce olmadan gerçekleşemez.

C) Dil sadece insana özgü olmamasına rağmen düşünce sadece insana özgüdür.

D) Dil ve düşünce birbirini tamamlar ve birbirinden soyutlanamaz.

E) Dil ve düşünceyi bir araya getiren temel nokta sesli konuşma gereksinimidir.

 

Bir ülkenin tarihini ve tarih içindeki yerini o tarihi yaşayan sanatçı ve bilginlerin eserlerinden öğrenmek çok daha yararlı ve kalıcı olacaktır. Osmanlı’yı Hacı Bayram-ı Veli’den, Fuzuli’den, Baki’den, Şeyh Galip’ten Mimar Sinan’dan, Dede Efendi’den okumak, sanırım haritanın karşısındaki küçülmüşlüğümüzün anlamını fark ettirecektir bize.

4. Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ülkemizin sınırlarının geniş olduğu dönemleri düşününce insanın içi burkuluyor.

B) Türk milleti, pek çok âlim ve sanatçı yetiştirmiş bir millettir.

C) Osmanlı’yı en iyi anlatan, o dönemde yazılmış olan tarih kitaplarıdır.

D) Sınırları çok geniş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü uzun süre korumasının sırrı âlimleridir.

E) Bir devletin öyküsünü, o öyküyü dile getirenlerin yapıtlarından öğrenmek çok daha doğru olur.

 

Herkes bencillikten yakınıyor. Etrafındaki insanların sadece kendilerini düşündüklerinden, başkalarının hakkına saygı göstermediklerinden şikâyet ediyor. İnsanların birbirine karşı duyarlı olmaları gerektiğini, bencilliğin kimseye bir yarar sağlamayacağını, üstelik büyük zarar getireceğini anlatılıyor. Ancak bunun bir faydası olmuyor, bencillik sürekli artarak insanları kuşatmaya devam ediyor.

5. Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bencillikten şikâyet etmek, onun insanlar arasında yayılmasını önleyemez.

B) Günümüz insanının en çok şikâyet ettiği davranış biçimi bencilliktir.

C) Bencillikten şikâyet edenler, asıl bencillerdir.

D) Bencil insanlar, kendilerinden başka kimseyi düşünmezler.

E) Bencillik, yeryüzündeki en kötü huy ve davranış biçimidir.

 

Kar yağışıyla kendini iyice hissettiren kış, Doğu Anadolu’da yolların kapanmasına neden oluyor. Hava şartlarını tartışamayız, mutlaka mevsimin gerektirdiği şekilde kar da yağacak yağmur da. Bizim itirazımız, teknolojinin bu kadar geliştiği, şartların böyle iyi olduğu bir zamanda hâlâ köy yollarının aylarca kapalı kalmasına ve insanlarımızın buralarda kaderlerine terk edilmesine.

6. Paragrafta yazarın yakındığı asıl durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kışın zor şartları karşısında teknolojinin aciz kalması

B) Kar yağışının sadece köy yollarını etkiliyor olması

C) Hava durumunun mevsim normallerinin altında seyretmesi

D) Doğu Anadolu’da yaşayan insanların kış aylarında

önlem almamaları

E) Kar yağışıyla kapanan yolların açılmasının ihmal

edilmesi

 

Çocukluk, çok önemli bir çağdır. Çocukluk döneminin gereklerini yaşayamayanlar ileride birçok sorunla karşı karşıya kalabilirler. Geçenlerde gazetelerde, bir şirketin müdürünü ofisinde oyuncak bir tabancayla yerlerde yuvarlanıp sağa sola ”Bam! Bam!” diye ateş ederken gören çalışanların demeçlerini okuyunca aklıma kendi çocukluğum geldi.

7. Paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Çocukluk, öyle güzel bir çağdır ki ileriki yaşlarda hatırlanınca insana hüzün verir.

B) Çocukluğunu yaşayamamış kişiler ileride çocukça hareketlerde bulunabilir.

C) Her yaşın kendine has güzellikleri olduğu gibi zorlukları da vardır.

D) Çocukça davranışlarda bulunan kişilerin hemen tedavi edilmesi gerekir.

E) İnsanlar yaşlandıkça çocuklaşmaya ve çocukça

davranmaya başlar.

 

Sinema, “yedinci sanat” olarak kabul edilir. Onun herkese inebilen bir anlatım gücü vardır. Bu güç, onun birçok sanat dalıyla ilişkili olmasından gelir. Müzik ve tiyatronun her türüne kendi içinde yer verir. Yazı ve sahneyle olan sıkı ilişkisi onu edebiyata da bağlar. Bu yönden sinemayı güzel sanatların bir birleşimi olarak görebiliriz.

8. Bu parçaya göre sinemanın en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Edebiyat ve tiyatrodan esinlenmesi

B) Her kesimden insana seslenebilmesi

C) Müzik ve tiyatroyla iç içe olması

D) Çok yönlü bir sanat alanı olması

E) Karmaşık bir yapısının olması

Test 24   1. C   2. C   3. D   4. E   5. A   6. E   7. B   8. D




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir