18 Ocak Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Divan Edebiyatı / 16. Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri
Divan Edebiyatı

16. Yüzyıl Divan Şairleri ve Eserleri

YÜZYILLARA GÖRE DİVAN ŞAİRLERİ

16. YÜZYIL DİVAN ŞAİRLERİ

Bu dönemde, imparatorluğun tarihi gelişimine uygun olarak edebi sahada da en üstün seviyeye gelinmiştir. Divan edebiyatının en güçlü şairleri bu dönemde gö­rülür. Bu yüzyılın önemli şairleri Fuzuli, Zati, Baki, Bağ­datlı Ruhi, Hayali ve Taşlıcalı Yahya’dır.

FUZULÎ (1495 – 1566)

1495 yılında Irak’ın Hille şehrinde doğ­muştur. Asıl adı Mehmed’dir. iyi bir öğre­nim görmüştür. Bağdat’ın fethinden son­ra Kanuni Sultan Süleyman’a ve devletin ileri gelenlerine kasideler takdim etmiş, böylece dikkatleri çekmiştir. Kendisine dokuz akçelik bir maaş bağlanmış, ama bunu hiç alamamıştır. Bunu dile getirdiği Şikayetnâmesi meşhurdur. Hayatı Hille, Bağdat ve Kerbelâ dolaylarında geçmiştir.

Küçük yaşta Arap ve Fars dillerini, sonra devrinin bü­tün bilgilerini öğrenen Fuzuli, Türkçe şiirlerini Azeri lehçesiyle yazmakla beraber, bütün Türk şiirine, divan, tekke ve saz şairlerine yüzyıllarca süren etkisiyle en büyük lirik şairlerimizden biri olmuştur. Türk edebiyatı­nın en büyük şairlerinden biri sayılır. 1556 yılında bir veba salgını sırasında ölmüştür.

Bilinen 16 eseri vardır. Türkçe, Farsça ve Arapça şiirler yazmış, bu üç dilde birer Divan oluşturmuştur. Ayrıca Türk edebiyatının en güzel Leylâ ile Mecnûn mesnevi­si Fuzûlîye aittir. Fuzuli’nin divanlarından başka Kerbe- la olayını anlatan Beng ü Bade ve mektuplarından olu­şan Şikayetname adlı eserleri de bulunmaktadır.

**********

ZÂTİ (1477 – 1546)

16. yüzyıl divan şairlerindendir. (1471’de Balıkesir’de doğmuş 1546’da İstanbul’da ölmüştür.) II. Bayezıt dö­neminde İstanbul’a gelen Zatî, gerek bu padişah ge­rekse Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında devlet büyüklerine yazdığı kasidelerle ge- çinmiştir. Yaşlandığı zaman Bayezid camii avlusünda küçük bir dükkan tutmuş, burada ısmarlama kaside ve gazeller yazmış, bir yandan da dükkâna gelip giden genç şairlere şiir dersleri verip onların yetişmesine ça­lışmıştır. Yetmiş beş yaşlarında yoksulluk içinde ölün­ce birkaç şairin aralarında topladıkları parayla Edirne- kapı dışına gömülmüştür. Divan edebiyatının önemli isimlerinden Baki’nin yetişmesinde emeği olan Zatî, döneminde üstat bilinmiş, sonradan unutulmuştur. Şems-ü Pervane adından bir mesnevi, bir Edirne Şeh- rengizi yazmıştır. Sayısı 1700’ü geçen gazellerini ve di­ğer şiirlerini Divan’da toplamıştır.

**********

BÂKÎ (1526- 1600)

1526 yılında İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Mahmud Abdülbaki’dir. Çıraklık yapmış, okumaya ve ilme olan aşırı isteği sonucu medrese öğrenimini tamamlamıştır. Zamanının ünlü şair ve bilim adamlarıyla görüşmüş, onlardan dersler almıştır. Dönemin önde gelen şairi Zâtî’nin dikkatini çekmiş, 18-19 yaşlarında iken ünlü bir şair olmuştur. Medrese öğrenimini bitirdikten sonra İs­tanbul medreselerinde müderrrislik yapmaya başla­yan Baki, kadılık da yapmıştır, Anadolu ve Rumeli ka­zaskerliklerinde bulunmuş, Şeyhülislâm olmak arzu­suna bir türlü ulaşamamıştır. Bâki, klasik şiirimizin en büyük şairlerinden biridir. Osmanlı imparatorluğunun muhteşem devirlerine yakışan muhteşem bir şiirin şa­iridir. Şiirinde felsefî düşünüşlere de yer vermiştir. Sul- tanü’ş-Şu’ârâ (Şairlerin Sultanı) olarak anılmaktadır. Çeviriler yapmıştır. Baki’nin sanatının en güzel örnekle­rinden birisi de, Padişahîn vefatı üzerine kaleme aldığı “Kanuni Sultan Süleyman Mersiyesi’dir. Divanî vardır.

**********

BAĞDATLI RUHÎ (?- 1605)   

16. yüzyıl divan şairlerindendir. (? – 1605) Bağdat’ta doğup Şam’da vefat etmiştir. Asıl adı Osman olan Ruhi, Bağdat valisi Ayas Paşa’nın adamlarından olup Bağ­dat’ta evlenmiş, Rumelili Mehmet adında bir kişinin oğ­ludur. Bir derviş hayatı yaşamış, birçok yer gezmiştir. Hayatının sonlarında kendini meşhur eden terkib-i bend’ini yazdığı Şam’a yerleşmiştir. Bağdatlı Ruhi, tek eseri olan Divanındaki terkib-i bend ile tanınır. Birçok şair terkib-i bend’e nazire yazmıştır. Dönemin insanla­rının ahlakça düşük taraflarını eleştiren güçlü bir şiirdir, terkib-i bend.

**********

HAYALÎ(? – 1557)

Asıl adı Mehmed’dir. Düzenli bir öğrenim görmemiştir. Haydarî şeyhi Ali Mest-i Acemî’ye bağlanarak tasavvuf kültürünü geliştirmiş olan Hayalî, devlet erkânından hi­maye görmüştür. Son yıllarında yokluk çekmiş, tasav­vuf kültürünü yansıtan gazelleriyle zamanının büyük şairleri arasında yer almıştır. 1556 yılında ölmüştür. Şi­irlerini Divantnda bir araya getirmiştir,

**********

TAŞLICALI YAHYA (? – 1582)

16yüzyıl divan şairlerindendir. (? – 1582) Arnavut­luk’tan İstanbul’a gelince askerlikle ilim öğrenimini bir arada götürmüştür. Askerlikte yayabaşılığa kadar yük­selmiş, birçok vakfın yönetimine tayin edilmiştir. Hi­caz’a gidip gelirken Filistin taraflarını dolaşması müna­sebetiyle Yusuf ü Züleyha mesnevisini yazmıştır. Padi­şahla birlikte değişik seferlere katılmıştır.

Taşlıcalı Yahya ikisi basılmış (Şah ü Geda, Yusuf ile Zü­leyha) beş mesnevisi ile divan edebiyatında mesnevi çığırının en özgün şairi sayılır. Mesnevilerinde İran ör­neklerine bağlı kalmayışı, şiirlerinde sık sık yerli renk­lere, özentisizliğe, sade dil ve duru anlatıma rastlan­ması, onun divan şiirinin yerlileşmesine büyük yardım­ları olduğunu gösterir.



2 Yorumlar

  1. Cok guzel olmusss

  2. abi zatinin ilk tarihi yanlısmı doğrumu ya ? baska sitelerde farklı burda farklı -_- ??

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir