15 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Deyimler / Abayı Yakmak Deyiminin Hikayesi Kısaca

Abayı Yakmak Deyiminin Hikayesi Kısaca

Abayı Yakmak Deyiminin Hikayesi

Abayı Yakmak Deyiminin Hikayesi Kısa

Abayı Yakmak Deyiminin Hikayesi Kısaca

Abayı Yakmak Deyiminin Anlamı

  • Aşık olmak, birine gönül vermek. 

Dışarısı kış kıyamet… Hava buz gibi so­ğuk, yağmur delicesine yağıyor, fırtına yıkıyor ortalığı. Tekkenin en geniş odasında, genç der­vişler sırtlarını alev alev yanan ocağa vermiş, ders dinliyordu. Ocağa sürekli odun atılıyor, alev canlı tutuluyordu ama geniş odanın ısın­masına yetmiyor bu. Genç dervişler, dikkatlerini hocalarına ver­meye çalışırken bir yandan da üstlerindeki ka­lın yün kumaştan yapılmış abalarına sarılarak soğuktan korunmaya çalışıyorlardı.

Dışarıdaki rüzgâr azıttıkça azıtıyordu. Soğuğun içine işlediği genç dervişlerden biri, daha fazla dayanamayınca oturduğu yer­de geriye giderek, sırtını alev alev yanan oca­ğa biraz daha yaklaştırdı. Sonra, biraz daha…

O sırada, ocaktan sıçrayan bir kıvılcım, küçük bir ateş parçası, sırtını ocağa iyice yak­laştıran dervişin üstündeki abaya geldi. Kıvıl­cımın değdiği noktadan, önce ince bir duman yükseldi. Duman aleve döndü sonra. Genç derviş, sırtının giderek ısındığını his­sediyordu ama bunu ocağa yaklaşmış olma İlk uyanan yanındaki arkadaşı oldu. Burnuna yanık yün kokusu gelince çevresine bakındı. O zaman gördü, arkadaşının abasından yükselen alevi.

Kendini geriye atıp bağırarak uyardı arkadaşını:

“Abayı yaktın, abayı yaktın!”

Abası tutuşan genç derviş, dışarı koştu hemen. Abasını çıkarıp yağmurun altına attı. Aba, daha fazla yanmaktan kurtuldu mu, kur­tulmadı mı bilinmez ama, “Abayı yaktın!” sözü bugüne kadar geldi.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir