? Abdullah Cevdet Hadd-i Te'dib Kitabı | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının İncelemesi

Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının Ana Fikri

Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının Konusu

Abdullah Cevdet Hadd-i Te’dib Kitabının Özeti

Dayak cezası anlamına gelen kitap, ilk Paris’te basılmıştır. Kitabın nâşiri Mehmed Şükrü, kitaptan çok istifade ettiğini ve bunu halkıyla paylaşmak istediği için bütün sorumluluğu üstüne alıp kitabı bastırmıştır. ‘Bir hakikat kalmasın âlemde Allah’ım nihan’ düşüncesi onun bu eseri yayımlamasında büyük bir kamçı olmuştur. Eserde şu konulara değinilir:

Sefaret-i Osmaniye doktoru safarethanede iki katip önünde sefiri Mehmed Nedim Bey’i dövmüştür. Sefirin Avusturya hariciye nezaretine müracaatı üzerine doktor huduttan dışarı çıkarılmıştır. Bahsedilen bu vak’a Avusturya gazetelerinde de yazılmıştır. Bu haberden bahsedildikten sonra şöyle devam edilir:

“Edep ve iffet Türkler’in en büyük faziletidir. Bizde zaten ecnebilere gösterilecek bundan başka meziyet kalmadı”

“Osmanlılığa bir bir kaç vecihle taalluk eden bu zararı düşündükçe maiyyetindeki katipten dayak yiyen sefir ile ecnebi ve medeni bir memlekette amirinden dayakla intikam alan memuru istihdam eden hükümdara nefret etmemek insanın elinden gelmiyor”

Kitabın devamında Abdullah Cevdet, İngilizler hakkında söylenen kötü düşüncelerin karşısında olduğunu belirttikten sonra bunun sebeplerini açıklar. Onların tarihte Osmanlı’ya iki defa büyük yardım yaptıklarını onu taksimden ve mutlak bir yok oluştan kurtardıklarını söyler.

Yazar, Şura-yı Ümmet hakkında pek iyi düşünceler beslemez.:

“Şura-yı Ümmet’te gerek edebî gerek siyasi esaslı bir ittilâ ve dikkat eseri olan bir makale pek az görülür.”

Kitapta kendi hayatından kesitler de veren yazar, Paris’i terk ettikten sonra Mizan ve Meşveret’in basım yeri olan Cenevre’ye çekilir.

Tunalı Hilmi’nin de üzerinde sık sık durduğu bir bahis olan ‘milletin eğitilmesi’ hakkında o da önemle durmaktadır. Bazı istatistiklere göre ülkede okur­yazar, okuduğunu anlar, efrâdın adedinin yüzde beş olduğuna dikkatleri çeker. “Evvelâ halkı o istidâda mazhar etmeli sonra o istidâdın faaliyete geçirilmesi kolay olabilir.”

Abdullah Cevdet, halkın eğitilmesinde en önemli araç olarak edebiyatı görür. Çünkü edebiyat ile kısa sürede kitleleri etkilemenin mümkün olacağını düşünür:

“ Fikr-i acizanemce halka bir gece Kemal Bey merhumun Silistre’sini yahud Victor Hugo’nun Kral Eğleniyor’unu tiyatroda temâşa ettirmek on sene Şura-yı Ümmet tab’ ettirmekten daha iyidir.”

Genel olarak Müslüman ümmetlerin içinde bulunduğu kötü halden bahseden Abdullah Cevdet, müslüman ümmeti için şu sıfatları sıralar:

“Dünyada müslümanlar kadar bîkes, bî-haber ve her türlü merhamet ve ihtimama muhtaç ve lâyık hangi ümmet var?”

Abdullah Cevdet’in Osmanlılar’a kendilerini düzeltmeleri ve ileri medeniyete talip olmaları için yaptığı tavsiyeler ve uyarılar ile donatılmış bir eser olan ‘Hadd-i Te’dip, özellikle eğitim -öğretimin önemini vurgulayarak son bulur.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir