? Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabı | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının İncelemesi

Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının Ana Fikri

Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının Konusu

Abdullah Cevdet Müslümanlar Uyanın Kitabının Özeti

Kitap kendi içinde on sekiz bölüme ayrılır, bölüm isimleri şöyledir: Müslümanlar Uyanın!

  1. Sanat ve Fünun Nedir?
  2. Kırım Muharebesi
  3. Balkanlar’da Rusya Politikası
  4. Selâtin-i Menâfi ve Makâsıd-ı Şahsiyeleri
  5. Sulatanlar Türkler’in Ahlakını İfsad Ederler
  6. Büyük ve Küçük Türk Memuriyetleri ve Terfi-i Rütbeler Maktu’ Mukabilinde Satın Alınır.
  7. Padişahlar Diğer Desâis-i Sârikaneye Müracaat Ederler
  8. Türkiye’nin Sahte Meclisleri
  9. Türk Padişahları Bir Kere de Ecnebî Sermayelerini Dolandırdılar
  10. Türkiye’de Ziraat
  11. Türkiye’de Sanayi
  12. Cihad, Şehid, Gazi
  13. Türkiye’nin Bela-yı Mücessemi
  14. Abdülhamid’i Sâni’nin Zamanında Hafiyelik
  15. Türkiye’nin Siyaset-i İdariyesi
  16. Fetavî yahud Dini Hükümler
  17. Meşrutiye ile İdare Olunur Bir Türkiye, Rusya’nın İstilâ-yı Cihan Sevdasına İlk ve Son Defa Olarak Bir Darbe-i Mühlike İndirecektir.

Özellikle Müslüman ülkelerin nasıl bir halde oldukları üzerinde duran Abdullah Cevdet, İran’dan Sudan’a, Afkanistan’dan Cezayir’e kadar birçok ülkenin aynı sıkıntılar içinde olduğunu belirtir. Mısır ve Tunus’un İngiltere ve Fransa’ya olan bağlılığı ileTaşkent’in Rusya ile olan ilişkisi arasında bir fark olmadığını dile getirir. Yazar daha sonra 1853 Kırım muharabesinde İngiltere, Fransa, Rusya ve Türkler arasında geçenleri yorumlar.

O dönemin sultanı Abdülmecid ile Osmanlı halkı arasında yaşama şeklindeki farklardan bahseder. Abdülmecid ‘in sarayda israf içinde rahat bir hayat sürmesine karşılık askerlerin dışarıda açlık ve çıplaklık içinde olduklarını iddia eder. Balkanlar’da Rus politikasına karşı olan çaresizlikten bahsedip, padişahların kendilerine olan düşkünlükleri sebebiyle milletleri ile birlik olamamalarından şikâyet eder.

Abdullah Cevdet, ‘Sultanlar Türkler’in Ahlakını İfsad Ederler’başlıklı bölümde; Türk milletinin ahlak kurallarına son derece bağlı olduğunu anlattıktan sonra, yöneticilerin ahlaksızlık, rüşvet, adam kayırma, memuriyetlerde oluşan haksızlıklar, para ile rütbe satın alma gibi olumsuz hasletlerinden dolayı milletin sahip olduğu güzel huylardan uzaklaşmaya başladığını söyleyecek kadar cür’etkâr davranır.

Ülkenin coğrafi olarak çok iyi konumda olmasına rağmen toprağı işlemede gereken çalışmanın yapılmadığını eleştiren yazar, Avrupa’nın en küçük ülkelerinin
dahi sanayide ilerlemiş olmasına rağmen Osmanlı’nın sanayide de kötü durumda olmasından dolayı yakınır.

Abdullah Cevdet’in bu eseri, incelediğimiz devir içerisindeki eserler arasında Abdülhamid Han’ı en ağır şekilde eleştiren eserlerden biri olarak göze çarpmaktadır. Kitapta yazarın, ‘Türkiye’nin belâ-yı mücessemi’ başlığını taşıyan kısımda anlattığı kişi, Abdülhamid’tir. Burada yazar, Abdülhamid’i ülkeyi en acımasız şekilde sömüren ve gelmiş geçmiş en zengin padişah olarak tanımlamaktadır.

Abdullah Cevdet kitabın ilerleyen sayfalarında okuyucusuna şöyle seslenir: “Kariin elinde bulunan şu kitabı burasına kadar nazarı tetkîk ve tetebbudan geçirmiş bulununca şüphesiz kemal-i itmi’nân-ı kalp ile anlamıştır ki Türkiye’nin mesâib-i siyasiyesi ya’ni muharebeler, memleketlerin zabt olunması, şevket-i nüfûzunun tenâkusu hâsıl-ı kelam Türk İmparatorluğu’nun tedrîcen inkırâz u inhilâli hep Müslümanların taassubu istibdâda koyun gibi teslimiyetleri, menfaat-ı milliyelerine karşı kayıtsızlıkları…” şeklinde devam eden sözler, elbette ki bir milleti kışkırtmak, harekete geçirtmek için sarf edilmiş kelimattan ibârettir.

Yazar; II. Abdülhamid devrinde, hafiyeliğin müthiş ilerlediğini anlatır, bunun ne kadar kötü bir ahlak olduğunu da İslamiyetin bu konudaki hükümlerini söyleyerek kendi sözlerine delil olarak kullanır.

‘Türkiyenin Siyaset-i İdâresi’bölümünde Abdullah Cevdet, Meşrutiyet idaresinin tanıtımını yapar, bir önceki bölümlerde anlattığı yönetim şeklinin aksine, Meşrutiyet ilan edilince ülkenin huzur ve rahata ereceğini düşündüğünü belirtir.

Bir sonraki bölümde, dini fetva ve hükümlerin istismâr edilip yanlış yönde kullanılması meselesine değinilir.

Abdullah Cevdet son bölümde, anlattığı bütün olumsuzlukların karşısına Meşrutiyet ile idare olunan bir Türkiye koyar. O, Meşrutiyet’i bütün belâları def’ edecek bir iksir olarak görmektedir, bu eseri de halkı bu konuda bilinçlendirmek, gaflet uykularından uyandırmak için yazmıştır. Meşrutiyet için son olarak şu cümleyi kurar ve esere son verir:

“ Meşrutiyet ile idare olunur bir Türkiye Rusya’nın âlemi zabt etmek arzusuna ilk ve son darbe-i mühlikeyi vuracaktır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir