23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ahmet Haşim’in Şiir Hakkındaki Görüşleri

Ahmet Haşim’in Şiir Hakkındaki Görüşleri

Ahmet Haşim’in Şiir Hakkındaki Görüşleri

Ahmet Haşim’in Poetikası Hakkında Bilgi

Ahmet Haşim’in Şiir Görüşleri 

Ahmet Haşim’in şiir hakkındaki görüşlerini (poetikasını) açıkladığı yazı, kendisinin “Dergah Yaymlarının ilk şiir kitabı olarak çıkan Göl Saatleri’nin uyandırdığı insafsız, tenkit sağanağı karşısında ‘Şiirde Mana’ başlığıyla yazdığı ve ikinci şiir kitabının başına da önsöz yerine bazı değişiklikler ve ‘Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar’ adıyla aldığı yazısıdır.” (Enginün, 2012: 613-614)

Ahmet Haşim’in poetikasının temelinde “anlam” konusunu yer almaktadır. Ona göre şiirdeki anlam, düzyazılardaki gibi açık bir şekilde yer alamaz. Anlam, belirsizdir ve okuyucuya bırakılmıştır. Tanpınar, Haşim’in “anlam” anlayışım “şairin kendisinden şiir haletini uyandıran tabiat parçası veya eşya ile kari baş başa bırakması ve ‘işte zarf bu, içini sen istediğin gibi doldur; benimkinin aynı olmasa bile benzeyen şeyleri duyacaksın’ demesi!” (Tanpınar, 2011: 298) cüm­lesiyle ifade eder. Haşim de şiirde anlam aramayı “mana araştırmak için şiiri deşmek, terennümü yaz gecelerinin yıldızlarını ra’şe içinde bırakan hakir kuşu et için öldürmekten farklı olmasa gerek. Et zerresi, susturulan o sihrengiz sesi telafiye kafi midir?” (Haşim, 2010: 16) cümlesiyle veciz bir şekilde yerer. Ona

göre “fikir” düzyazı yazarının işidir, şairin değil. “Şair ne bir hakikat habercisi, ne bir belagatli insan, ne de bir vazı-ı kanundur. Şairin lisanı ‘nesir’ gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden ziyade musikiye yakın, mutavassıt bir lisandır.” (Haşim, 2010: 14) cümlesiyle şairin fikirlerini savunacağı yerin şiir olmadığını ifade eder.

Yukarıdaki sözlerinden de anlaşılacağı gibi Haşim, şiirde sesin önemine çok dikkat eder. Ses ve anlam ilişkisini yine alegorik ifadelerle açıklar: “Sıkı bir defne ormanının ortasına bırakılan bal dolu bir fağfur kavanoz gibi, mana, şiirin yap­raklan içinde gizlenerek her göze görünmez ve yalnız hayalat ve kelime kafilele­rini, vızıltılı anlar gibi, haricen etrafında uçuşturur. Fağfur kavanozu görmeyen kari, bu muhayyirüllukul anların kanat musikisini işitmekle zevk alır.” (Haşim, 2010: 16) Bu cümlesiyle de şair, “mana”nın herkese açık olmayabileceğini ifade ederek Sembolistlerin şiir anlayışına olan yakınlığını ifade etmiş olur.

Şairin, şiirle ilgili görüşlerinin şekillenmesinde hocası Ahmet Hikmet’in şu sözü etkili olur: “Fikrin şekilden evvel hazırlandığı hissini veren eserlerde şiir mucizesinin tekevvününe imkân yoktur. Ahenk ve kafiyenin tesadüflerinden doğmayan fikirler sanata mal edilemez/’ (Akt. Enginün, 2012: 614) Bu söz de yine Haşim’in şiirin “fikir”le olan ilişkisini açıklaması itibariyle önemlidir.

Sonuç olarak Haşim, öncelikle şiirin biçimiyle ilgilidir. Bu biçimin esas öğe­si de sestir. Haşim, şiirin sesini müziğe yakın bulur. Bu nedenle şiiri oluşturan sözcüklerin söyleniş özelliklerine, ahengine oldukça fazla dikkat eder. “Şiirdeki anlam”ı da bir düzyazıdaki mesaj ya da ana fikir gibi almaz. Şiir zaten bir fikri savunmak için yazılamayacağı için ondaki anlam en fazla şairin hissiyatına dair ipuçları taşır ve kesinlikle şiiri şiir yapan unsurların (ses, vezin, imge vs.) önüne geçemez. Ona göre şiir, okurun algıladığı, daha doğrusu hissettiğidir, bunu belirli bir kalıp altına almak şiiri zayıflatır. Şiir bir mesaj vermez, bir ideolojinin emrine giremez; ancak tamamen dağınık ve mantık dışı imgeler yığmı da değildir. Şair, bir şiir yazarken ruhundan gelen bazı akisleri kağıda döker; ama bunların mahi­yeti belirgin değildir. Şairin amacı, her okuyanın farklı bir anlamı sezeceği ortak bir imgeler dünyası kurmaktır. Bu “lisan-ı hafi” herkesin kendisine has dilidir, şiirdir.

Sanatsal bir ürün olarak şiir, sadece kendi yapısıyla ilgilidir. Bu anlayışla şiir­ler yazan şair, gündelik hayatı yansıtan bir şiir yerine, iç dünyasının, dış dünyanın kendinde uyandırdıklarını soluk renklerle resmeder. Bu resimler çeşitli bakışlar altında farklı farklı anlamlara gelir. Her okur, şiirlerde farklı bir lezzet bulur. Bu, bazı okur için şiirin söyleniş güzelliğiyken bazısı için “melal” dolu mısralardır. “Bu durumda ona göre herkes, her şiirden aynı şeyi anlamaz; dolayısıyla bir şiirin herkese göre farklı anlam ve değeri vardır.” (Apaydın, 2013: 751)


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir