21 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Biyografiler / Ahmet Rasim Edebi Kişiliği
Şairlerin Hayatı

Ahmet Rasim Edebi Kişiliği

Ahmet Rasim Edebi Kişiliği

Ahmet Rasim Sanatçı Yönü

Annesi ile birlikte yaşayan Ahmed Rasim, babası kendilerini terk ettiğinden güç şartlar altında büyümüştür. 1876’da Dârüşşafaka’ya yazılır ve burada edebi ve fikri âleme ilgi duyduğunu anlayıp bilgili hocalardan dersler alır. Fransızca dersler alarak Fransız yazar ve şairlerini tanır aynı zamanda Şinasi, Nâmık Kemal, Ziyâ Paşa ve Ahmed Midhat’ın eserlerini okur ve böylece şiir ve makale yazmaya başlar.

Ahmed Midhat Efendi’nin yardımı ile 1885’te Tercümân-ı Hakikat’te gazeteciliğe başlar ve Baba Tahir aracılığıyla da Cerîde-i Havâdis’te yazıları ve tercümeleri yayımlanır.

“Ahmed Rasim, özellikle Ahmed Midhat Efendi’nin teşvikiyle benimsemiş olduğu yazarlık mesleğini hayatının sonuna kadar birçok devri görerek-II.

Abdülhamid, II.Meşrutiyet, Mütareke, Cumhuriyet- devam ettirir. İkinci Tanzimatçılar ve Servet-i Fünûncular’ın eser verdikleri yıllarda edebiyat dünyasına adım atan yazar, o dönemin edebi ve siyasi tartışmalarından uzak durmaya çalışır ve belli bir zümreye dâhil olmaz, Ahmed Midhat Efendi’nin yolunda yürür.

Ahmed Rasim, 1901-1908 yılları arasında gazete ve dergilerde yazı yazmaya devam eden yazarlardan biridir. Bunu dönemin şartlarına uygun davranarak yapar. Aslında o da Abdülhamid yönetimine muhaliftir; fakat o dönemde bunu belli etmez. Muharrir Şair Edip başlıklı hatıratında Abdülhamid yönetiminin edebiyata olan olumsuz etkisinden ‘istibdâd-ı edebî’ ifadesinin başlığında yer aldığı birçok bölümde ayrıntılı olarak ve alaycı bir dille anlatır. O yıllarda bir yazar olarak tuttuğu yolla ilgili olarak yazdıklarını nakledelim:

“(…) Fena tedbirler, daima iyi fikirleri kuvvetlendir. Bu bir hakikattir ki ksmen bizde dahi tecelli eylemiştir. Hatta matbuatın başına inmiş olan sansür, encümen-i teftiş ve muayene, hafiyelik gibi üç zorlayıcı bela arasında bile bu tecellî erbâbı nezdinde apaçıktı.

“(…) Zaman kimler, neler yetiştirmiyordu?

“Gazetelerde padişahı medheder mahiyette manzûm ve mensûr makaleler yazmakda meşâhir-i İslâm sahibi Hamid Vehbi Bey ile eski gazete muharrirlerinden meşhur serseri Yahudi mütercimi Selânikli Tevfik Bey merhum yalnız kalmış ve bu tarz âdeta bir hizmet olamak üzere telakki edilmişti. ”

“Ben bile bu yolda ilerliyordum. Hatta cülûs ve vilâdet-i hümâyundan birkaç gün evvel eve kapanır, o günlerde neşr edilmek için iki üç tane hususi makale yazar, hazırlardım. Çünkü o mevsim idrakin de böyle bir manası vardı. (…) Gün olurdu ki neşr edilen bütün gazeteler, benim makalelerle hâk-ı pây-ı pâdişâhîye tebrik ve

kutlamalarını arz ederlerdi. İşte bu basmakalıp makaleler idi ki sansüre rağmen manzum eserlerin gazetelere girmesini kolaylaştırdı. ”


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir