Akılsız Başın Cezasını Ayak Çeker Atasözünün Hikayesi ve Anlamı

Akılsız Başın Cezasını Ayak Çeker Atasözü

Anlamı:

İyi düşünmeden verilen karaların sonuçlarını düzelmek için koşturup durmak zorunda kalırız .

Hikayesi:

Hikâye bu ya, bir gün ormanlar kralı aslanın karın ağrısı tutmuş. Ama nasıl bir ağrı. Koca aslan ağrıdan ağla­yacakmış neredeyse. Ayaklarını karnına bastırmış, bir o yana kıvranıyormuş, bir bu yana. Aslanın hasta olduğunu duyan hayvanlar geçmiş olsun ziyareti için soluğu aslanın ininde almışlar.Tek tek her bir hayvan geçmiş olsun dileğini sunmuş, yapabileceği bir şey olup olmadığım sormuş.

Aslan da kuyruğu dik tutmaya çalışarak kabul etmiş misafirlerini. Bıraksalar ağlaya­cakmış ama yine de hiç bozuntuya vermemiş. Başmı sallayarak teşekkür etmiş ziyaretçilerine mağrur hâliyle. O sırada aslan, gelen hayvanları dikkatle bir süzmüş ki ne görsün? Ormanın bütün hayvan­ları oradaymış ama aralarında tilki yokmuş! “Tilki nerede? O niye sizinle gelmedi?” diye sormuş hayvanlara öfkeyle karışık bir merakla. Hayvanlar bir sağlarına bakmışlar, bir sol­larına. Gerçekten de tilki yokmuş aralarında. Hiçbirinin bir bilgisi de yokmuş tilkinin nerede olduğuyla ilgili.

Kurt, bu fırsattan yararlanmak istemiş. “Efendimiz, şu hasta hâlinizde sizi üzmek istemezdim ama tilki pek sevmez sizi. Malumunuzdur, o kendini beğenmiş bir hay­vandır. Kendinden başkasını düşünmez” demiş. Aslan bu sözler üzerine çok öfkelenmiş. Zaten cinleri tepesindeymiş. Hırsla kaplana dönmüş, “Çabuk git, şu haini yakalayıp yanıma getir!” diye kükremiş. Kaplanın ormanda tilkiyi bulması hiç de zor olmamış. Onu görür görmez, “Haydi bakalım, düş önüme!” demiş. “Aslana geçmiş olsun ziyaretine gelmedin. Kurt senin onu sevmediğini söyledi. Yürü, aslan seni cezalandıracak!”

Ceza lafı tilkiyi çok korkutmuş. Hemen kafasından bir oyun kurmuş. Elinin altındaki otu göstererek “Ah efendim, ben hiç kralımızı sevmez olur muyum?” demiş. “Nasıl bir kuru iftiradır bu? Bu iftirayı atanm soyu kurusun, yuvası darmadağın olsun. Ben sadece kralımızı ziyarete eli boş gelmek istemedim. Onu iyi­leştirecek ilacı bulmaya çalışıyordum. Aha işte elimde, daha şimdi buldum. Ben de hemen koşarak huzuruna çıkacaktım.”

Kaplan duyduklarından memnun olmuş. İkisi birlikte aslanın yanma gitmişler. Kaplan hemen saygıyla eğilerek aslanın yanma yaklaşmış. Kulağına tilkinin sözlerini aktarmış. Kurdun ona iftira attığını söylemiş. Tilkinin elindeki otu da aslana sunmuş. Aslan pek bir memnun olmuş bu iltifattan. Tilkinin davranışı çok hoşuna gitmiş. Kurda dönmüş. “Demek beni iyileştirmeye çalışan birine iftira atarsm ha. Şimdi sana layık olduğun cezayı vereceğim. Bir daha birine iftira atarken iyi düşünürsün” demiş. Kurt yalvarmış yakarmış ama cezadan kur­tulamamış. Hemen oracıkta falakaya yatırılmış.Ayaklarının altı kıpkırmızı olana kadar dayak yemiş, ağlamış, bağırmış.

Falakası bitince de dört ayağından tutup kapının önüne atmışlar. Tabanlarının ağrısın dan kurt ayağa kalkamamış. İnleyerek yerde yatarken yanma tilki gelmiş. Sırıta sırıta “Geçmiş olsun arkadaş” demiş…

Kurt, “Bunlar hep senin yüzünden başıma geldi” diye sızlanmış. Tilki gülmüş, “Ne yapalım arkadaş,” demiş “akılsız başın cezasını ayaklar çeker!”

İşte böyle, insan akılsızca hareket ederse, yok yerden başına iş çıkarırsa, altından kalkamaya­cağı işlerin altına girerse, başına olmadık işler açılır, burnundan fitil fitil gelir, işi düzeltene kadar da canı çıkar.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ