28 Mart Salı 2017
Ana Sayfa / Deyimler / Aklı Kesmek Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısaca

Aklı Kesmek Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısaca


Aklı Kesmek Deyiminin Açıklaması

Aklı Kesmek Deyiminin Anlamı

Aklı Kesmek Deyiminin Hikayesi Kısaca

Aklı Kesmek Deyiminin Öyküsü

AKLI KESMEK DEYİMİNİN ANLAMI

  • Olabileceğine inanmak. Yapabileceğine ya da yapılabileceğine inanmak.

AKLI KESMEK DEYİMİNİN HİKAYESİ

İbni Sina, ünlü bir tıp bilimci… Ayrıca dünya onu felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya alanlarında yaptığı çalışmalarla da tanıyor. Anlatılan bu öykü, onun başından geçmiş. Küçükken de matematik zekâsıyla her­kesin dikkatini çekiyormuş İbni Sina. En zor problemleri bile kolayca çözerek herkesi hay­ran bırakıyormuş kendine.Onun bu yeteneğini gören babası Küçük Sina’yı matematik ağırlıklı bir okula gönder­miş.

Heyecanlı ilk günlerin ardından, Küçük Sina, okulda, sıkıntılı saatler yaşamaya baş­lamış. Matematikle arası çok iyiymiş ama sıra cebir ve geometriye gelince, almıyormuş ka­fası. Dersleri ne kadar dikkatle dinlerse din­lesin, ödevlerini ne kadar dikkatle yapmaya çalışırsa çalışsın, olmuyormuş işte! Cevaplayamadığı her soru onu kendinden utandırıyor, herkesten kaçıyor, köşe bucak saklanacak yer arıyormuş.

Bu başarısızlığını gururuna yediremeyen Küçük Sina, okuldan kaçmış sonunda. Baba­sından utandığı ve korktuğu için eve de gide memiş. Bir kervana katılarak yaşadığı yerden uzaklaşmış. Kervandakilerin en küçüğü olduğu için kervancıbaşı, onu su doldurmak ve su taşımakla görevlendirmiş. Kervan bir gün, bir kuyunun yakınında mola vermiş. Küçük Sina, su kaplarını kaptığı gibi kuyuya koşmuş hemen.

Serene bağlı ipin ucundaki kovayı sarkıtmış kuyuya. Sarkıtırken kuyuyu çevreleyen taşın, bir tarafının pürüzsüz, öbür taraflarının pürtüklü olması dikkatini çekmiş. “Neden acaba?” diye aklından geçirmiş ama çok da durmamış üzerinde. Suyla dolan kovayı çekmeye başlamış. Su dolu kova ağır gelin­ce ipi, kuyunun taşına dayayarak çekmeye devam etmiş. Bir yan­dan da gözü iyice gerginleşen ipteymiş. Küçük Sina, birden ipin sürtündüğü yerin, biraz önce görüp de ne kadar pürüzsüz diye düşündüğü kısım olduğunu fark etmiş.

Pürtükleri, inatla, sürtüne sürtüne yok edenin ip olduğunu an­lamış. Yıllarca, gelip geçen yolcular, kovayı kuyuya boş sarkıtıp dolu olarak çekerken kuyu taşına sürtünen ip, taşı aşındırmış. Bunu anlayan Küçük Sina, şöyle düşünmüş o zaman:

“Bir ip, sürtüne sürtüne, üzerinde gidip gelerek taşı bile kesti­ğine göre, benim aklım, karşımda kaya gibi duran, cebir, geometri derslerini niye kesmesin?”

Kararını verip okuluna dönmüş. Taşın üstünde durmadan gidip gelen bir ip gibi o da derslerin üstünde ısrarla durarak çalışmaya başlamış. Sonuç mu? Büyük bir doktor olmuş. Ayrıca dünya bilim tarihine, felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya alanlarında yaptığı çalışmalarla da büyük katkılarda bulunmuş.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir