15 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Deyimler / Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısaca

Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısaca

Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Açıklaması

Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Anlamı

Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Hikayesi Kısaca

Alicengiz Oyunu Oynamak Deyiminin Öyküsü

ALİCENGİZ OYUNU OYNAMAK DEYİMİNİN ANLAMI

  •  Kurnazca ve haince, düzenler kurmak. Akıl almayacak hileli işler yapmak.

ALİCENGİZ OYUNU OYNAMAK DEYİMİNİN HİKAYESİ

Zamanın birinde bir Alicengiz vardı. Çok hünerliydi. Sihirli oyun gösterileriyle, oyundan oyuna geçişteki ustalığıyla herkesi kendine hayran bırakıyordu. Alicengizin bu hünerlerini kapmak, sırları­nı öğrenmek isteyenler kapısında kuyruk olu­yor, yanına çırak olarak giriyorlardı. Alicengiz de bunu bildiği için hünerlerini kabaca gösteriyor, işin püf noktalarını hiçbir zaman öğretmiyordu. Kazara öğrenen olursa da onu hemen, kimsenin bilmediği oyunlarla yok ediyordu. Alicengizin bu olağanüstü hünerleri so­nunda padişahın kulağına da gitti. Çok me­raklandı padişah. Gizlice adamlar gönderip bu hünerlerin öğrenilmesini istedi.Gidenler Alicengizin yanına çırak olarak girmeyi başardı ama sihirlerin sırrını öğrene­meden döndü geri.

Padişahın canı çok sıkıldı bu işe:  “Alicengiz oyununun sırrını kim öğrenir, kim çözerse ona kızımı vereceğim, kendime damat yapacağım,” dedi. Bunu duyan Alicengiz’e çırak olmaya koştu. Ama padişahın buyruğu, Alicengizin de kulağına gitmişti. İnce eleyip, sık dokuya­rak, sırlarını öğrenmek için çırak olmak isteyenleri yanına almadı. Sadece yoksul bir delikanlıdan kuşkulanmadı Alicengiz. Onu yanına alıp hünerlerini öğretmeye başladı.

Aptal görünüp her şeyi kırk kere anlatıldıktan sonra anlıyormuş gibi yapan delikanlı çok akıllıydı. Çalışmalar sırasında Alicengiz, yeni çırağının aptalca davranış­larına kızıyor, bağırıp çağırıyordu ama bir yandan da, “Böylesi daha iyi,” diye düşünüyordu. Gösterilerine rahat rahat hazırlanıyor, hü­nerlerinin püf noktalarını saklamak gereğini duymuyordu. Delikanlının beklediği de buydu zaten. Gözünü dört açarak us­tasının izliyor, her hareketini aklının bir kenarına yazıyordu.

Kısa zamanda Alicengiz oyunlarını öğrendi ve ayrılmaya karar verdi. Alicengizi kuşkulandırdı bu durum: Ayrılmak istediğine göre, sırlarını öğrenmiş olmasındı bu aptal delikanlı? Alicengiz için bunu öğrenmek kolaydı. Sihirli bir oyun yaparak hızla onun üstüne yürüdü. Ama delikanlı da hüner sahibiydi artık. Kuş olup uçuverdi.

Sırrının öğrenildiğini anlayan Alicengiz, kartal olup peşine düş­tü. Tam pençesini atıp onu yakalayacakken, delikanlı indi yere, kurt oldu. Alicengiz de indi yere. Kaplan olup kurdun önünü kesti. Delikanlı ağaç olup dikiliverdi kaplanın karşısına.Alicengiz, alev oldu, yakmaya davrandı ağacı. Bulut oldu delikanlı, alevlerin üstüne yağmur olup inmeye baş­ladı… Fırtına oldu Alicengiz, önüne kattı bulutu, başladı sürüklemeye. Delikanlı, “Şimdi nereye insem acaba?” diye aşağıya baktığın­da bir de ne görsün?

Padişahın sarayı hemen aşağıda değil miymiş? Kaçıp kovalar­ken, gele gele padişahın sarayının üstüne gelmemişler mi? Daha fazla düşünmeden güle dönüşen delikanlı, padişahın ku­cağına düştü. Padişah şaşkın, nereden geldiğini anlamadığı güle doğru uza nırken Alicengiz güzel bir kız olup ondan önce kapmasın mı gülü? Delikanlı hemen dan oldu, yere dökülerek kurtuldu kızın elin­den. Alicengiz tavuk oldu derhal, yerdeki darılan yemek için koşar­ken delikanlı birden sansar olup tavuğu yakaladı. Alicengiz böylece oyunlarının sonuna geldi. Olan biteni büyük bir şaşkınlık içinde izleyen padişah: “Yaaa,” dedi, “Alicengiz oyunu buymuş demek!”



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir