21 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Anlatım Teknikleri Hakkında Bilgi

Anlatım Teknikleri Hakkında Bilgi

Anlatım Teknikleri Hakkında Bilgi 

Anlatım Tekniklerinin Özellikleri

Anlatım teknikleri, özellikle 20. yüzyıl romanında, romancının, anlatmak is­tediklerini daha etkili bir şekilde anlatmak için kullandığı yazım teknikleridir. 20. yüzyıl romancısının, romanın anlatım gücünü arttırmak için kullandığı bu teknik­lerin çeşitlenmesinde yine bu yüzyılda insanın karmaşık ruhi yapısmm psikolojik çalışmalarla ortaya konmasının da etkisi vardır. Mehmet Tekin, bu tekniklerin önemini şöyle ifade eder: “Bir romanda estetik dokuyu meydana getiren, roma­nı roman yapan yanı, anlatım tekniklerinde aramak gerekir. Romanda kullanılan anlatım tekniklerini çekip çıkarmak mümkün olsaydı, roman, anında bir tarih, bir psikoloji veya sosyoloji kitabına dönüşebilir. Roman, bir dil sanatı ise, roman dilini yoğuran, biçimlendiren de anlatım teknikleridir kuşkusuz.” (Tekin, 2010: 187)

înceleyeceğimiz ilk teknik anlatma-gösterme tekniğidir. Kuşkusuz roman, temelde bir roman yazarının ürünüdür; ancak romancının anlatma görevini ver­diği anlatıcının, taraflı ya da tarafsız bir bakış açısına sahip olmasına dair seçimi, anlatıcıyı görünür kılması ya da gizlemesini de beraberinde getirmiştir. Anlatma, anlatıcının romanda gerçekleşen olayları okura aktarmasıdır. Gösterme ise an­latıcının, olayları -aradan çekilir gibi yaparak- kahramanların diyalogları ara­cılığıyla okura sunmasıdır. Bu iki teknik çoğunlukla birbiriyle iç içe kullanılsa da realist romanlarla birlikte, anlatıcının taraflı yargılarından kurtulmak için, anlatmadan çök gösterme tekniğine ağırlık verilmiştir. Bu da “dramatik roman” denen, gösterme ağırlıklı bir romanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. “Modem ro­manın oluşmasındaki ilk safhada dramatik roman vardır. Dramatik romanı, ge­leneksel romandan ayıran birinci özellik, dramatik romanda roman dünyasının gerçeklerini objektif bir şekilde verebilme endişesidir. Bu amaçla romancı, büyük ölçüde roman dünyasının dışında kalmak için, eserinde dramatik teknikleri hâkim kılmak mecburiyetindedir.” (Kantarcıoğlu, 2004: 29)

İkinci teknik de ilki gibi ilk romanlardan beri kullanılmakta olan “tasvir” tekniğidir. ‘Tasvir, romanın kurmaca dünyasında yer alan kişi, zaman, olay, mekân gibi unsurları, sanatın sağladığı imkânlardan yararlanarak görünür kıl­maktır.” (Tekin, 2010: 200) Tasvir, öznel yargılarla desteklenebileceği gibi, ta­mamen nesnel bir üslupla da yapılabilir. Tasvirde kahramanın psikolojisine ya da yaşam koşullarına dair ipuçları verebilir. İnsanın kişilik özellikleri dışındaki her şeyin ihmal edildiği Klasisizm döneminden sonra, Romantiklerin doğaya olan düşkünlükleri nedeniyle tasvir romanın önemli bir öğesi olmuş, romanın kurgu­suna hizmet etmeyen “tasvir için tasvir” örnekleri verilmiştir. Realistler, tasvirin öznelliğini ortadan kaldırmış, Naturalistler ise ona “çevrenin insan üzerindeki etkisini gözler önüne serme” işlevini yüklemişti. Postmodern romanda ise “hiper-gerçeklik” anlayışının bir yansıması olarak, gereğinden fazla detaylı bir tas­vir anlayışı hakim olmuştur.

Erken bir üstkurmaca uygulaması olarak adlandırabileceğimiz “mektup tek­niği”, romanın insanın iç dünyasını yakalama çabasında önemli bir merhaledir. Bu teknik iki şekilde uygulanır. Eser, Genç Werther’in Acılan, Handan, Bir Ka­dın Düşmanı gibi romanlarda olduğu gibi ya tamamen mektuplardan oluşur ya da birçok romanda uygulandığı gibi yeri geldiğinde kahramanın gönderdiği bir mektupla bu teknik uygulanmış olur. Karşılıklı mektuplaşmaların yoğun olarak kullanıldığı romanların, modem/postmodern romanlarda sıklıkla kullanılan “ço­ğul bakış açısı”nın da temellerini attığı söylenebilir.

Özetleme tekniği, romanın hayatı birebir yansıtamamasının bir sonucudur. Çünkü hayatın birebir kopya edilmesi durumunda roman, kurgusal bir eser ol­maktan çıkar. Bunun içinde romanın “hayat” üzerinde bazı tasarruflara gitmesi gerekir. Yani bu teknik “gereksiz ayrıntıyı silen, dolayısıyla esere daha derli toplu bir görünüm kazandıran bir yoldur.” (Tekin, 2010: 230)

Romanın gerçek hayattaki zamana müdahale ettiği ikinci teknik “geriye dö­nüş” tekniğidir. Bu teknik, romancının bazen romanın başlarında bazen romanın oldukça ileri kısımlarında bazen de romanda merak uyandıran bir kişiyle ilgili meselenin çözümü için zamanda geriye gidilmesi olarak özetlenebilir.

Montaj tekniği, romana başka bir metnin dahil edilmesidir. Bu bir köşe ya­zısı olabildiği gibi, bir hikâye, bir gazete ilanı, bir vecize, bir şiir de olabilir. Bu alıntıların asıl metnin (romanın) kurgusuna hizmet eden, onunla bütünleşebilen bir özellikle göstermesi gerekmektedir. Günümüzde Postmodern romanların bir­çoğunda bu teknikten faydalanılır. Ancak postmodern romanlarda bu teknik ro­manın bütünlüğünü bozmak için kullanılır.

Otobiyografik teknik, romancının eserlerinde kendi hayat hikâyesinden fay­dalanmasıdır. Bu teknik, bir eserin tamamen yazarın kendi hayat hikâyesinin bir kısmının esere konu edilmesiyle uygulanabileceği gibi, kurgusal bir üründe ya­zarın hayatında yer alan çeşitli kişilerin, mekânların, olayların kullanılmasıyla da yapılabilir. Birincisine örnek olarak Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, İkincisine örnek olarak Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” adlı romanı gösterilebilir. Bu romanda Şeküre adlı bir kadirim iki çocuğu vardır: Or­han ve Şevket. Bu iki çocuğun babalan uzaktadır ve çocuklar sürekli didişmekte­dirler. Orhan Pamuk’un ağabeyinin adı Şevket, annesinin adı Şeküre’dir ve tıpkı romandaki gibi babalan dönem dönem kendilerini bırakıp gitmiştir.

Müziğin edebiyata armağan ettiği bir terim olan leitmotiv, romanda bir ke­limenin, cümlenin ya da bir jestin sık sık tekrar etmesidir. Bu teknik, sadece, bir kahramanın “tik” haline gelmiş bir sözünden ya da hareketinden, mizahi bir niyetle tekrar tekrar bahsetmek değildir. Bu tekniğin kullanılmasındaki amaç, Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanında olduğu gibi tekdüzeliği yansıtmak olabileceği gibi, Orhan Pamuk’un “Kara Kitap”ındaki “Göz” adlı bö­lümde olduğu gibi bir saplantıyı hissettirmek de olabilir.

Diyalog tekniği, romanda kahramanların karşılıklı konuşturulmasıdır. Bu konuşma aracılığıyla okur kahramanları daha iyi tanıyabileceği gibi, romandaki anlatılan olaylar bu konuşmalar aracılığıyla verilerek daha samimi bir üslup ya­kalanmış olacaktır.

Kahramanın iç dünyasının okura aktarılmasında kullanılan çeşitli teknikler de vardır. Bunların ilki “İç Çözümleme Tekniği”dir. Bu tür tekniklerin atası sa­yılabilecek bu teknikte anlatıcı kahramanın iç dünyasında okura “anlatır.” An­cak bu anlatım çabası romancılar tarafından daha sonra yeterli bulunmamış ve kahramanın kendi düşüncelerini kendisinin ele vermesini sağlamak için başka teknikler devreye sokulmuştur.

Bunlardan ilki olan İç Diyalog, roman kahramanının içinden, karşısında biri varmış gibi, dilbilgisi kurallarına uygun olarak konuşmasıdır. İç Monolog, kahramanın kendi kendisiyle, konuşma dilinde yaptığı konuşmadır. Bilinç Akı­şı tekniği ise kahramanın akımdan geçenlerin, dilbilgisi kurallarına uyulmadan, karmaşık bir biçimde aktarılmasıdır.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir