25 Mart Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Dil ve Anlatım / Diksiyon ve Hitabet / Atatürk Nasıl Bir Hatiptir

Atatürk Nasıl Bir Hatiptir


Atatürk Nasıl Bir Hatiptir

Atatürk’ün Hatipliği

Atatürk’ün Hatipliğiyle İlgili Görüşler

“Atatürk saatlerce konuşur, top gibi gürler, şelale gibi çağlar, tatlı siması heybetleşir ve sanki bir insan değil, bir inkı­lap tarihi konuşurdu. İhtilale başladığı zaman beyannameleriy­le, hitabeleriyle milleti başına topladı. O konuşunca dalgalı deniz durulur, o haykırdıkça durgun hava fırtınalaşırdı. … Hita­bet tarihleri onu, saatlerin farkına varılmadan dinlenen yegâne hatip olarak yazacaktır.” Taha Toros

“O, bir hatiptir. Türk lisanının en yüksek abidelerinden birini, onun, bir başkasına nasip olmayan lisanı Türk milletine verdi. Nutuklarında öyle parçalar vardır ki ifadenin güzelliği ve gücü itibariyle bugünkü ve yarınki nesillere yüksek birer örnek olacaktır. Aman vermeyen sıkı bir mantık, sadelik ve asalet, perdesi uzaklık ve derinlik veren içten gelen bir ses tonu, onu mücadele tarihinin rekabet kabul etmez bir hatibi hâline koydu.” Hamdullah Suphi Tannöver

“Yakın tarihimizde, cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk de hitabet sanatı­nı, yani güzel ve etkili konuşmayı; daha gençlik, öğrencilik yıllarından itibaren ve özellikle askerlik, devlet adamlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde büyük bir sabırla, gayretle yönetici­lik, siyaset ve sosyal hayatının vazgeçilmez, üstün niteliklerinden birisi hâline getirmeyi bil­miş, başarmıştır.” Önder Göçgün

“Bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde, kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerin­de bütün bir dinamizm vardı. Bu dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazı ve rahat adamın, bu öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini, mesela en rahat ve kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir karan verebileceğini ve deha gücü bu karan verdikten sonra yine aynı noktaya döne­bileceğini düşünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete hazır bir dinamizm diyelim.” Ahmet Hamdi Tanpınar

“Büyük anlann ve büyük olaylann da sözü büyüten ayn bir kudreti var. Yapılan işi en çok o yaptı ve yaptığı işi hemen yalnız o anlatabildi. İşinin hem kurucusu, hem anlatıcısı ol­mak; ordunun kumandanı, ihtilal ve inkılabın kahramanı yanında, hitabetin hatibi de aynı irti­fada yükseklikte duruyor. Nutkunun bütün özelliği derinlik ve yüceliktir. Akışı yatağına sığma­yan engin bir nehir gibi… 1923’te katıldığım on iki günlük Adana seyahatinde, on beş nutuk söyledi. Her nutkunu, kendinden evvel söylenen bir nutka cevaben söylüyordu. Dikkatle dinli­yor, sonra söze başlamadan evvel bir iki dakika düşünüyor: 0 bir iki dakikada, bir iki saatin ilhamı akacaktır! Dikkat ediyorum: Cevap vereceği nutukta ya çok hoşuna gideceği yahut nef­ret duyacağı bir nokta varsa o zaman sözü büsbütün bir kudret oluyor. Ruhundaki engin deniz hazırdır, kaynayıp fışkırmanın rüzgârı esen büyük dalgalann azametli lisanını dinliyoruz! Mat, tok, tesirli bir sesi var, fazla jest yapmıyor. Tekdüze değil, fakat telaşlı hiç değil. Sesine he­yecanıyla ahenkli olarak perde perde derece vermeyi pek iyi biliyor. Şiir yazmıyor, fakat sö­zünü ruha giden bir şiir gibi akıtmayı çok iyi biliyor. Gözlerinin keskin parıltısı, hitabetinin ayn bir kudretidir. O ki, millete hayat kazandıran hayatın bir kazancıdır; onu, edebiyat da kazan­dı.” İsmail Habip Sevük




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir