27 Mart Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ayanzade Namık Ekrem Zevahir-i Pejmürde Kitabının Eserinin İncelemesi Tahlili Açıklaması

Ayanzade Namık Ekrem Zevahir-i Pejmürde Kitabının Eserinin İncelemesi Tahlili Açıklaması


Ayanzade Namık Ekrem Zevahir-i Pejmürde Kitabının İncelemesi

Ayanzade Namık Ekrem Zevahir-i Pejmürde Kitabının Tahlili

Ayanzade Namık Ekrem Zevahir-i Pejmürde Kitabının Açıklaması

Namık Ekrem’in bu şiir kitabı ilk eserleri arasında yer alır. Dağınık çiçekler, yıldızlar anlamlarına gelmektedir. Kitabı dokuz bölümden müteşekkildir. Birinci bölüm dışında bütün bölümler isimlendirilmiştir: ‘Sabâvet’, ‘Tasvir-i Hayâl’, ‘Kebuter’, ‘Bülbül’, ‘Tasvir-i Bedâyi’, ‘Hayal-i Dilber’, ‘Bir Leyl-i Mukmer’, ‘Eski Şiirlerimden: Fırat Hatıraları’, ‘Elhân-ı Garâm’

Ekrem; kitabına şiirlerini iyi bir şekilde hatırlanabilmek için yazdığını belirten bir dörtlükle başlar:

‘Ey benim kariîn-i kirâmım Şu değersiz soluk neşîdelerim Olacak mı vesîle-i yâdım Bunu sizden bunu ümîd ederim’

Kitaba yazdığı mukaddimede ise kendi sanatını, nasıl bir eserin peşinde olduğunu şu şekilde anlatır:

‘Bilirim ki: Siz şiirde incelik ararsınız. Âhenk, nâzikî-i edâ, dürüstî-i manâ istersiniz.. Evet kafiyeden, vezinden ziyâde bunlara dikkat edersiniz bî-ser ü bün, tumturaklı ifadeleri, mazmunsuz hayalât-ı acemâneyi sevmezsiniz..

Bilirim: Siz, şâhid-i zîbâ-yı hakikatin gülçehre-i meâline meftunsunuz… Ne âlâ!.. Âcizleri de isterim, âh! İsterim öyle bir eser vücuda getirmeyi… Nasıl?. Bir eser ki bütün aradıklarınız orada mündemic olsun..’

Bu cümleler, şairin hem eski şiirden hem de Servet-i Fünûn şiirinden uzak olduğunu göstermektedir.“mazmunsuz hayâlaât-i Acemâneyi” sevmemekten bahsetmesi, onu eski şiirden; hakikate şahitlik etmekten bahsetmesi de Servet-i Fünûn şiirinden farklı bir şiir yazmak istediği anlamına gelmektedir.Fakat; Zevâhir-i Pejmürde’nin içeriğinin Mukaddime’de ifade edilen bu anlayışla büyük ölçüde çeliştiği görülmektedir.

Zevâhir-i Pejmurde’nin bölümleri ve şiir başlıkları incelendiğinde, kitaba tam bir karmaşanın hakim olduğu anlaşılır. Kitaptaki şiir başlıkları sırasıyla şöyledir:

“Kârin Kirâma” (s.3)“Vilâdet-i Pür-Meymenet-i Hazret-i Padişahîye Dair Bir Kasîde-i Ubudiyetkârâne” (s.7-8), “Cülûs-i Füyûzât-Ârâ-yı Hazret-i Hilâfetpenâhîye Dair Bir Kasîde-i Rıkıyyet-mendânemdir” (s. 9-12), “Tebrîk-i Sâl u Tekrîm” (s. 13­14), “Münâcât” (s. 15-18), “Tecellî-i Uluhiyyet” (s. 19-20),“ Na’t-i Resul” (s.21-23), “Vilâdet-i Hümâyun-ı Hazret-i Padişahî Hakkında Kasîde” (s. 24-25), “Iyd-ı Saîd-i Adhâ” (s.27), “Sabâvet” (s.29), “Tasvîr-i Hayal” (s.31-32), “Mesut Yavrular” (s. 33), “Kebûter” (s. 35-36), “Çocuk ile Âkil”(s. 37“Bülbül” (s.39-40), “Sa’y ü İrfan” (s. 41), “Âveng-i Bahar” (s. 42-43), “Velâdet Tarihi” (s. 44), “Tasvîr-i Bedâyi: Tulû” (s. 46), “Tasvîr-i Bedâyi: Gurub” (s. 47), “Nutk u Lisan” (s. 48), “Murgân-veş Uçsan da Bu İklîm-i Fezâda” (s.49), “Merhum Hersekli Arif Hikmet Bey” (s.50), “Menemenlizâde Merhum Tahir Bey” (s.51), “Seher Zamanı” (s.52), “Hayal-i Dilber” (s.55), “Bir Leyl-i Mukmer” (s. 56), “Nehir Kenarında” (s.57), “Şarkı” (s. 58), “Fırat Hatıraları” (s.60-61), “Ey Peri!” (s. 62-63), “Sürûd-ı Sevda” (s.64), “Mehâsin-i Yâre” (s.65), “Neşîde-i Ruh” (s.66), “Terâne-i Niyaz” (s. 67-68), “Elhân- ı Garâm” (s.70), “Neşîde-i Aşk” (s.71) ve “İşve-i Didâr İçin” (s.72)112 Kitaptaki otuz sekiz şiirden dördü Abdülhamid için yazılmış birer kasidedir. Şairin padişahı övmek için özel bir gayret içinde olduğu, daha kitabın başında Mukaddime’den hemen sonra yazılan kısa açıklamadan anlaşılır.

“Sâye-i kemâlât-ı sermâye-i Hazret-i Padişahîde her şeyde eser-i muvaffakiyet rû-nümâ olduğu şu zaman-ı pür-mes’adette bi-hamdillahi Teâlâ şu mecmuâyı tertib ve tedvîne muvaffak oldum. Cenâb-ı Hak ömr-ü şevket-i şâhânelerini müzdâd buyursun.

İlk üç kasîdeden sonra, Münâcât niteliğinde iki şiir ve bir de nât yer alır. Bu haliyle kitap, ilk etapta bir divâna benzemektedir. Fakat bu, sadece kitabın başlangıç kısmı için söz konusudur ve tam olmayan bir benzerliktir. Çünkü klasik bir divanda Münacat ve Nâ’t’ eserin başında yer alır. Zevâhir-i Pejmürde’de ise ancak, padişah için yazılmış üç kasideden sonra kendine yer bulabilmiştir. Bu da şairin, padişahı övmek hususundaki iştiyakının hangi boyutlarda olduğunu göstermektedir.

Kitapta yer alan diğer şiirleri, bir tarih ve bir şarkı dışında, Tanzimat şiiri etkisinde yazılanlar ve Servet-i Fünûn şiiri etkisinde yazılanlar olmak üzere iki gruba ayırmak mümkündür. ‘Sa’y ve İrfan, Nutuk ve Lisan gibi şiirleri Tanzimat şiiri ile, Tasvîr-i Hayâl, Aveng-i Bahar, Tasvîr-i Bedâyi gibi şiirler de Servet-i Fünûn şiirini , özellikle Tevfik Fikret’in şiirini akla getirmektedir.Servet-i Fünûn şiirinin etkisi altında yazılmış olan şiirlerin sayı itibariyle çokluğu, Namık Ekrem ‘in bu dönemde Servet-i Fünûn ‘dan daha fazla etkilendiğini ortaya koyar.

Şiirlerin muhteva bakımından taşıdıkları büyük farklılık ve dağınıklığın yanı sıra biçim bakımından da herhangi bir mükemmeliyet taşıdıkları söylenemez. Esasen şiirde, biçim ile muhteva birbirinden ayrı düşünülemez. Şiirdeki kusur ve zafiyet ister istemez şiirin değerini de etkileyecektir.

Zevâhir-i Pejmurde’de şiirlerin sıralanmasının da herhangi bir düzen fikrine bağlı olmadığı anlaşılmaktadır. Şiirler adeta rastgele yazılmış ve rasgele bir araya getirilmiştir. Eserde çelişki arz etmeyen tek hususun eserin ismiyle bu özelliği arasındaki mütekabiliyet olduğunu söyleyebiliriz. Zevâhir-i Pejmürde, gerçekten de ismi gibi dağınık solgun ve zayıftır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir