Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Aziz Nesin Biraz Gelir misiniz Oyun Özeti

Aziz Nesin Biraz Gelir misiniz Oyun Özeti


Aziz Nesin Biraz Gelir misiniz Oyun Özeti

Aziz Nesin’in oyunu (1958)

• S. Günay Akarsu, bir eleştirisinde (Varlık, 586, 15 Kasım 1962) beş tabloluk oyunu şöyle özetler, yorumlar: “İnanmış insanın gücünü ortaya koyuyor bu oyununda Aziz Nesin. Supi adlı çalgıları yapan Mateh Usta, bunların sesini
duyanların kötülük yapamayacağına inanmıştır. Ne var ki Supi’lerin sesini de herkes duyamamaktadır. Onun için Mateh Usta daha iyi, daha gelişmiş supiler yapmaya çalışmaktadır: Herkesin, sesini duyabileceği supi yapılınca kötülük yeryüzünden kalkacaktır. İşte Mateh Usta böyle insancıl bir erek uğruna geceli gündüzlü çalışmaktadır. İşini bitirmeden ölmek istemediği için de koşullarını zorlamakta, günlerin daha uzun olduğu bir yer aramakta, ölüme bile kafa tutmaktadır. Oğlunu, çırağını da kendi gibi olağanüstü bir çalışmaya zorlamaktadır. Oysa ustalarına ve supi’lerin gücüne inanmış olan gençlerin zorlanması gereksizdir. Onlar severek, isteyerek, inanarak çalışmaktadırlar. Kendi içlerine kapanmış, insanların iyiliği için çalışan bu üç kişinin dışındaki evreninse supi üstüne hiçbir bilgisi yoktur. Adını bile söyleyemedikleri bu çalgının yapacağı büyük işleri bir türlü akıllarına sığdıramamakta, Mateh Usta’ya inanamamaktadırlar. Onun için de Mateh Usta supi’lerini satamamakta, ailesi yoksulluk içinde bunalmaktadır. Öte yandan Mateh Usta, supi’lerinin ancak insanları doğru yola getirmekte kullanılmasını istemektedir. Bu yüzden de evde açlıktan kıvranırlarken, supi’lerini züppece isteklerinde boşuna kullanmak isteyen zengin birine, büyük paralar karşılığınde bile vermemektedir. Zamanla zenginin isteği inat durumuna gelmekte, ileri sürdüğü paralar da gitgide artmaktadır. Zengini bundan sonra, şimdiye değin alıştığı gibi isteğini gerçekleştirememenin kızgınlığı ve böylesine üzerine titrenen supi’lerin sesini duyamamanın verdiği kıskançlık, aşağılık duygusu ve korku içinde bocalar buluyoruz. Bunların yanında Nesin; çalışmaktan, ya da içinde bulunduğu kargaşalıktan bunalan insanın kendini aldattığını; “Şu iş de bitsin, ondan sonra rahat!” diye avunduğunu, oysa her bitenin ardından bir yenisinin başladığını anlatıyor. Ona göre çalışmak için böyle davranmak gerekiyorsa, bu küçük aldatmacanın hiçbir sakıncası yoktur. Nasıl ki, yapılması gereken iş tamamlanmadan bir ustanın gücü tükenirse, onun yerini hemen bir yenisi alacaktır.” • İlkin Almanya’da Schwerin (1961) ve İstanbul Şehir (1961) tiyatrolarında oynayan piyes, sonradan Romanya’da Köstence (1965), Azerbaycan’da Gence (1967) tiyatrolarında da sahneye kondu. Almanca, İngilizce, Fransızca, Rusça, Romence, Azerice, İtalyanca ve Yunancaya çevrildi.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir