? Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Hikayesi | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Atasözleri / Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Açıklaması

Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Anlamı

Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Hikayesi Kısa

Azman Olma Uzman Ol Atasözünün Öyküsü

AZMAN OLMA UZMAN OL ATASÖZÜNÜN ANLAMI

Azman, sözlük anlamı olarak aşırı gelişmiş, anor­mal büyümüş demek olduğuna göre pek hoş bir şey değildir. Yan gelip yatarak, yiyip içerek vücu­dunu irileştirmek yerine, bilgi ve kültürle beynini beslemek elbette daha iyidir. Uzmanın anlamı ise; belli bir konuda tam bilgiye sahip olmaktır. Doktor­lar arasında Çocuk Hastalıkları Uzmanı gibi… Bu duruma göre; Sadi Dede ve Orhan’ın geçmiş zaman diliminden getirdiği atasözünün anlamı; iri ve hantal bir vücuda sahip olmak yerine, insanlığa yararlı bir alanda bilgi ve beceri sahibi ol demektir…

AZMAN OLMA UZMAN OL ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ

Önce bir uğultu duydu Orhan. Fakat bu uğultu ne fırtına uğultusuna, ne de bir başka uğultuya benziyordu. Dalgalı bir denizin dibindeki sesleri andırıyordu. Ama çok sürmedi… Sesler kesildi. Sadi Dede’nin sesi duyuldu:

“Geldik işte… Açabilirsin gözlerini…”

* * *

Kendilerini bir taş mektebin önünde buldular. Hangi şehirde, hangi zaman diliminde olduklarım kesin olarak söylemek zor. Varsayın günümüzden iki yüzyıl kadar öncesi…

Sadi Dede, şaşkınlıkla çevresini seyreden Orhan’ın elinden tutarak mektebe doğru yürüdü.

“Bak evlat” dedi. “Düşler ülkesinde, zamanımızın dışındaki zaman dilimlerinde öyle uzun süre kala­mayız. Buraya geldiğimize göre, bu taş binadan bir atasözü avlayacağız demektir *

“Anladım dedeciğim” dedi Orhan. “Maceraya hazırım…”

“Heyecanlanmana gerek yok. Kimseye görünmeden pencereden pencereye bakmaya gayret edeceğiz. Daha çok seyahatlerimiz olacak….”

Sessizce taş mektebin penceresine yaklaştılar. Pencere yüksekti. Sadi Dede, parmaklarının ucunda yükselip içeri baktı. Aksakallı bir hoca ve karşısında yirmi kadar öğrenci vardı. Hepsi de Orhan ile yaşıt sayılırdı. Ayakta olan öğrenci, diğerlerine göre hem uzun hem de şişmandı.

Dede, görebilmesi için Orhan’ı omzuna alırken; “Görülmeden görmeye, duyulmadan duymaya çalış!” dedi.

Diğer öğrencilere göre daha uzun ve daha şişman olan öğrencinin sesi duyuluyordu:

“Çok yemek yememin nedeni; herkesten iri, herkesten uzun, insan azmam olmak içindir.. Jf “Bunu neden istiyorsun? Neden iri yapılı, neden azman?”

“Çünkü… Çünkü o zaman kimse benimle baş edemez. Bana güç yetiremez…”

“Sağlıklı beslenerek, spor yaparak vücut geliştir­men iyi fikir… Ama derslerin çok zayıf..

Çocuğun başı, bu son cümleyle öne eğildi. Hoca devam etti:

“Eğer ağır bir spor için vücudunu geliştirmek isti­yorsan, onu da bu işi bilen bir hoca eşliğinde yapman gerek. Sadece yemek yiyerek, tembel tembel yatarak azman olunmaz…”

Bir sessizlik oldu. Sessizliği yine Hocanın sesi bozdu:

“Beni dinlersen, kendine bir alan seç ve o alanda kendini yetiştir…”

Hoca, gözlerini azman olmak isteyen çocuğun gözlerine dikerken, son sözünü Orhan’a bir ok gibi yönlendirdi… Ve o son cümle Orhan’ın beynine bir burgu gibi saplandı:

‘”Azman olma, uzman ol.

Orhan’ı omuzundan indiren Sadi Dede, anlamlı bir gülümsemeyle;

“Avımızı avladık evlat” dedi. “Haydi, başım göğsüme daya ve gözlerini yum…”

Yine o korkunç uğultu ve sarsıntıdan sonra, bitkin bir halde gözlerini açan Orhan, başım dedesinin göğsünde ve kendim evlerinde buldu…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir