? Baş Dille Tartılır Atasözünün Hikayesi | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Atasözleri / Baş Dille Tartılır Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

Baş Dille Tartılır Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Baş Dille Tartılır Atasözünün Açıklaması

Baş Dille Tartılır Atasözünün Anlamı

Baş Dille Tartılır Atasözünün Hikayesi Kısa

Baş Dille Tartılır Atasözünün Öyküsü

BAŞ DİLLE TARTILIR ATASÖZÜNÜN ANLAMI

Konuşma anında kullandığımız sözler aklımızın seviyesini gösterir. Akıl baştadır dediğimize göre; başımızın dilimizle, yani sözlerimizle tartılaca­ğını unutmamalıyız… Konuşan akıllı bir kimsenin kurduğu cümleler ile aklı kıt birinin saçma sözleri hemen fark edilir. Hele bilge bir kişinin konuşması bambaşkadır. Sitelerimize dikkat etmeliyiz…

BAŞ DİLLE TARTILIR ATASÖZÜNÜN ÖYKÜSÜ

Önce bir uğultu duydu Orhan. Fakat bu uğultu ne fırtına uğultusuna, ne de bir başka uğultuya benziyordu. Dalgalı bir denizin dibindeki sesleri andırıyordu. Ama çok sürmedi… Sesler kesildi. Sadi Dede’nin sesi duyuldu:

“Geldik işte… Açabilirsin gözlerini…”

* * *

Orhan, gözlerini açtığında kendisini bir Beğ Diva­nında buldu… Divanın baş tarafında Beğ oturuyordu.

İki tarafında, üçer kişiden oluşan Aksakal bilge adam­ları vardı. Geniş salonun ortası boş kalacak şekilde, duvar taraflarına dizili minderlerde de halktan kimseler sıralanmıştı. Dede ile torun, onların arasmda kendilerine uygun bir yer bularak oturdular…

Beğ’in işaretiyle, özel kıyafetli bir adam çıkageldi. Beği ve halkı selamladıktan sonra, elindeki kâğıda | bakarak konuşmaya başladı:

“Efendiler… Bugün burada toplanmamızın amacı, Divanda boşalan Danışmanlık görevi seçimidir.

Başvuruda bulunan veya önerilen dokuz kişi arasından bir seçim yapılacaktır…”

Halk arasında hafif bir mırıltı dolaştı. Sonra yine sessizlik…

Özel kıyafetli adam, Beğ ve altı Bilge kişi ile bir şeyler fısıldaştıktan sonra;

Şimdi O dokuz kardeşimizi çağırıp başlarını tartacağız. Bu tartı hepinizin huzurunda ve olarak yapılacaktır. Beğ ve alü Aksakal’dan başka,

halktan da gönüllü olarak dokuz kişi seçici kurula katılacaktır. Seçici kuruldaki on altı kişinin oyları eşittir. Gayrı kimin başı ağır gelirse… Şimdi halktan gönüllü olarak kurula katılmak isteyenler buraya buyursunlar…”

Halkın arasından çıkan gönüllüler yerlerini aldı­lar. Fazla gelen iki kişi yerlerine geçtikten sonra i sınav başladı… Orhan, sınava gireceklerin başlarının nasıl tartılacağım çok merak ediyordu. Sadi Dede, torununun merakım anlamıştı. Kulağına eğilerek sabretmesini söyledi.

Biraz sonra sınava girecek kişiler seçici kumlun önüne gelip oturdular. Hepsi de gösterişli, birbirin­den olgun, edepli ve zeki görünüyorlardı… Beğ’in işaretiyle, önce sağ tarafında oturan Aksakallardan biri, çok uzun bir som sordu. Sınava girecekler, bu somya teker teker yanıt verdiler. Sonra sol tarafta oturanlardan biri, çok kısa bir som sordu. Dokuz kişi j ayrı ayrı bu soruyu da yanıtladılar… Özel kıyafetli adam, sürekli elindeki kâğıtlara not alıyordu…

Sınava giren kişiler salondan çıkarıldı. On altı kişi­den oluşan seçici kurul. Bir süre konuşup tartıştıktan sonra bir kişiyi seçtiler. Ve açıklama özel kıyafetli adam tarafından yapıldı:

“Başlar tartılmış, görev için Halim Efendi seçilmiştir. Hayırlı olsun…”

Orhan bir şey anlamamıştı. Ortada ne terazi vardı ne kantar… Dedesine bunu sordu. Sadi Dede sadece gülümsedi. Ama onun yerine yarımdaki adam yanıt verdi:

“Akim terazisi dildir evlat…”

Sonra, Orhan’m gözlerinin içine bakarak; her harfini belleğe çakar gibi sözünü tamamladı:

“Baş dille tartılır…”

Ve Sadi Dede’rıin sesi duyuldu:

“Haydi, başım göğsüme daya ve gözlerini yum.. Yine o korkunç uğultu ve sarsıntıdan sonra, bitkin bir halde gözlerini açan Orhan, başım dedesinin göğsünde ve kendini evlerinde buldu…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir