23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Başakçılar Kitap Özeti

Başakçılar Kitap Özeti

Başakçılar Kitap Özeti

O. Zeki Özturanlı’nın hikâye kitabı (1970)

• Kitap Başakçılar ve Darağacı’nda Bir Gaydura diye iki bölüme ayrılmış. Birincide yedi, ikincide beş hikâye var (Darağacı, İzmir’in bir semtidir; gaydura ise eşek (s.102) ve küfe (s.123) anlamlarında). Kitabın ilk hikâyesi Başakçılar, tarlalarda artıkkalıntı ürünleri toplayarak geçimine katkılarda bulunmaya çabalayan dul Rabuş kadınla oğlu, on dokuzunda Zülküf’ün hikâyesi. Köy kahvesindekilerin verdikleri kasıtlı bir habere inanarak, yağmurda yağışta gitmiş, Menderes başındaki bir tarladan yarım çuval başak pamuk toplamışlardır ki, ana oğul jandarmalar tarafından yakalanır, hırsızlık suçundan götürüldükleri ilçede tutuklanırlar.
Geride, köyde yoksul yetim iki kızcağız tek başlarına kalmışlardır. Afrodit Sahil Sitesi hikâyesinde deniz konuşur. On yılı aşkın bir zamandır, kıyısına boy boy torun sahibi, para babası Musa Kırlı, kasabasındaki aynacı karının (falcı) tariflerine göre on gündür kayıp para sandığının, komşusu Ahmet Yıldız tarafından çalındığına inanmıştır: kadının öğütlerine uyar, Ahmet Yıldız’ın üstüne, uyurken, bir lazımlık dolusu akşam sidiği dökmesi için, köyde Baki Yeşil’i görevlendirir. Oysa, sandığı Baki Yeşil çalmış, içindeki paraları da o almıştır. Yeşil, içine eşek pisliğini doldurarak, sandığı, gece karanlığında Musa’nın avlusuna atar. Sabahleyin, alındığı gibi, dokunulmadan geri getirildiğini umduğu sandıkta gübre ile karşılaşan Musa Kırlı, o gün bugün Titrek Musa olmuştur. Dördüncü hikâye, İstanbul’da Çarşamba’daki evine çekilmiş ve Para’ya kıymet vermeyen babasının, kendisine bağışladığı emeklilik ikramiyesini, ipotek karşılığı, faizle Şişli’de sosyete kadını Şivezat Hanım’a kaptıran eczacı Galip Bey’in başına gelenleri anlatıyor: Galip Bey, “paranın bir ucundan tutmak için” işi, Şivezat Hanım’ın çirkin kız kardeşine bağlanmaya kadar vardırmış, onun müstehcen resim ve döviz kaçakçılığından arandığını öğrenince de, kendisinin para peşinden koşan “itin biri” olduğunu nihayet anlamıştır. Sadık hikâyesinde Urgancı Hâfız’ın oğluyken baba, kayınpeder desteklemeleriyle avukat, sonra da milletvekili olan eyyamcı Ragıp Bey’in, dört yıl bitiminde, tekrar sandıktan çıkmak için Ankara’dan seçim bölgesine gidişi ele alınıyor. Altıncı hikâyede İzmir hapisanesinde kısa bir süre koğuş arkadaşlığı ettiği Doğan’ı ziyarete gelen, yılların sabıkalısı Altıparmak Mustafa, Doğan’ın kumar oynattığı gerekçesiyle kapatılmış Esnaf Klüp’ünün yerinde “yasalara uygun” bir Gençlik Klübü açılması için önayak olursa da, komünistlik suçundan mahkemeye verilir, kendini savunur, beraat eder. Olanlar savcıya olmuş, aşırı komünist olduğu bir yana yankesicileri bile koruduğu suçlamalarıyla, ne yapılıp edilip, savcı, Doğu’nun köyden bozma bir ilçesine atanmıştır. Yedinci hikâye Dayatanlar’da yazar, köy gerçeklerinden bir başkasını vurguluyor: On beş dönümlük tarlasını üç yıldır parça parça, tarla komşusu Memiş Bey’in traktörlerine kaptıran göçmen Osman Ağa, üç yıldır başvurduğu kaymakam tarafından, hep geç kaldığı, adamın ektiği pamuğu bozamayacağı bahanesiyle geri çevrilmiş, bu sene kaymakamın kapısına sabahın alacasında gelmiştir. Memiş Bey’in tarla sınırında traktörün bu defa geçeceği çizgiye yatmış olan oğlu Ismayıl da, babasının hükümet kuvvetiyle dönüp gelmesine kadar dayatacaktır. Traktör sürücüsü, direten Ismayıl’a söz geçiremeyince, hızla gazlar traktörü. Kaçmayan Ismayıl parçalanır, ölür. Haber ilçeye ulaştığında Osman Ağa, hâlâ memurların keyfi olacak da keşif yapılmaya gidilecek diye beklemektedir. Şeftali – obur kaymakam, kayıtsız katı, Osman Ağa’yı buldurur, bağıra çıkışa, zavallıya oğlunun çiğnendiğini bildirir. Kitabın ikinci bölümündeki beş hikâye, yazarın kendi hayatından kesitler. İlk hikâyede liseyi bitirip Söke’ye, babasının yanına dönmüş olan yazar, bir yıl önceki tatilde yeni kurulan bir partinin gönüllüsü olarak çalıştığı için çevrede bazı söylentilere sebep olmuştur. Şimdi askerlik şubesi başkanının verdiği üç günlük süre içinde tecil belgesi getiremezse Kaçak sayılacaktır. İkinci hikâyede yazar süreyi doldurmuş gizlice İzmir’e gelmiştir, ama gerekli belgeyi alamaz liseden. Bir yıl önce kısa bir süre kaldığı kira evinde kiracılardan biri olan Madam Despina’nın yanında bir gece misafir kalır; bu arada ortaokul öğrenimine ara verdiği yıllara raslayan İkinci Dünya Savaşı’nın en dumanlı günlerine ilişkin anılarını tazeler. İzmir’de daha sonraki işsizlik günlerini de üçüncü hikâye Alnımdaki Çizgi’de anlatır. Derken Darağacı’nda bir meyanbalı fabrikasında gayduralar vardiyasında işçilik bulur, yirmi bir yaşındadır, yıl 1946, eylül ayı sonlarına kadar çalışır. Son hikâye Hacere Benzer Halide’de ahbabı ve Halkapınar’da bir fabrikada ustabaşı Osman Abi’sinin hayat hikâyesini, hazin aşkını nakleder; hikâye, yazarın İstanbul’a, üniversiteye yazılmak üzere vapura binip İzmir’den ayrılmasıyla sona erer.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir