25 Mart Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Başka Bir Yaz Kitap Özeti

Başka Bir Yaz Kitap Özeti


Başka Bir Yaz Kitap Özeti

Burhan Günel’in Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü küzünün kitabı (1980)

• Üç bölümden oluşan kitapta on üç hikâye var. Gül Rengi: Sümüklü, mendilsiz öğrenciyi öğretmeni sınıftan çıkarır. Çocuk çok üzülür. Yeni silinen koridorda koşarken kayıp düşer. Başından yaralanır.
Götürülür. Hasta yatarken tatlı düşler görür: Babası iş bulmuştur. Her cebinde bir mendil vardır. Öğretmeni ve arkadaşları artık onu sevmekte, beğenmektedir. Gazoz: İlkokulu yeni bitiren çocuk yazın gazoz satıp parasını annesine verir. Önünden arkadaşı Müzehher geçince ona gazoz sunar. Kız gülümseyerek içer. Sıcak havalarda dayanamaz, çocuk kendisine de gazoz açar. Bu yüzden zarar etmeye başlar. Annesi kızar. Eniştesi onu dükkânına çırak alır. Tanıdıkları gelince, onlara ısmarladığı gazozların kalıntılarını çocuk gizlice başına diker. Bunu gören eniştesi kulağını çekip azarlar. Ardından ona bir şişe gazoz verir. Çocuk dışarı çıkar, şişeyi öfkeyle yere çarpıp kırar. Yanlış Oldu: Amcası eczanesinde çalışan çocuğun yanına bir adam katar, Doktor Mehmet Bey’e götürmesini söyler. Çocuk üç Mehmet Bey’den birine götürür adamı. Doktor işini bırakıp arabasıyla hastanın evine gider. Hastanın apandisitten ameliyat olması gerektiğini belirtir, reçetesini yazar. Yeğeni eczaneye dönünce amcası kızar. Çünkü çocuk, adamı az ve ucuz ilâç yazan doktora götürmüştür. Başka Bir Yaz: Sıcak bir yaz günüdür. Çocuk eczanede çalışmaktan iyice yorulmuştur. Amcası öğleyin yemeğe gitmesini ve çabuk dönmesini söyler. Çocuk acıkmıştır, dükkânların vitrinlerine bakarak yürür. Evde ekmeğin üstüne salça sürerek yer. Uzanır, bitkindir, işe gitmeyi canı çekmez. Gözü gezmekte, oynamaktadır. Kardeşini göndererek hasta olduğunu bildirir, aspirin ister. Amcasının küplere bindiğini öğrenince kalkar, aspirinleri geri götürür. Hızla çalışmaya koyulur. Boyunbağları: Kadın ilkokula giden oğluna sandıktan çıkarıp eski, lekeli bir boyunbağı verir. Çocuk çok sevinir. Annesi oğlunun yakın arkadaşı Ahmet’e de bir boyunbağı armağan eder. Nedense, Ahmet bundan sonra çocuğa soğuk davranır. Eskisi gibi ders vermeye de gelmez. Çocuk önce şaşırıp üzülür, sonra gerçeği öğrenir: Ahmet’e boyunbağını annesinin verdiğini öbür öğrencilere böbürlenerek anlatmış, onu gücendirmiş, onurunu yaralamıştır. Sırt Dönmesi: Babası ve küçük kardeşiyle garaja yürüyerek varırlar. Parasız yatılı sınavını kazanan çocuk İzmir’e gidecektir. Haftalığını peşin alan kardeşi babasına sigara, ağabeyine de kaşar peyniri satın alır. Çocuk çok duygulanır. Evden ayrılırken annesi ağlayarak boynuna sarılınca da böyle duygulanmıştır. Otobüs kalkınca iyice üzülür. Babası da üzgündür, ona bakmaya dayanamaz, sırtını dönerek sessizce sigarasını emer. Azınlık: Gecekondu mahallesinde bir yaşlı Ermeni Doktor, hizmetçisi Nazmiye ve ihtiyar kocasıyla birlikte oturur. Çiçek yetiştirir, çocukları sever, tavukçulukla uğraşır. Bir gözü kördür. Çelimsiz, uysal ve sessizdir. Yalnızca bir kez komşusu Kürt Şeyho’yla atışır ve dayak yer. Çocuklardan biriyle arkadaş olur. Ona arasıra armağanlar verir. Bir gün hastalanır, gitgide zayıflar ve ölür. Çocuk onu yitirmenin acısını yüreğinde duyar. Kelebekler Kadar: Babası tatilde memleketine gelen oğluna on beş lira verir. Bunu, İzmir’e dönünce borç aldığı Namık Amcaya ödeyecektir. Çocuk, yolda giderken yaşlı Amca’nın evde olmamasını diler. Böylece, parayı gönlünce harcayacaktır. Fakat Amca evdedir. Üstelik, parayı da almaz. Çocuk şaşırıp sevinir. Parasız yatılı kaldığı okula dönerken bir pastaneye girer, orada tulumba tatlısı yer. Kelebekler kadar mutlu olur. Cumartesi Bizim Değil: – Parasız yatılı okul Cumartesi tatil olur. Öğrenciler sevinçle sokağa fırlar. İki arkadaş vitrinlere bakarak, kızları izleyerek, sokaklarda dolaşarak yorgun ve mutsuz, okula dönerler. Luka: Lisede öğrenim gören delikanlı tatilde memleketine gelir. Geçici bir işte çalışır. Leman adlı bir kızı sever. Fakat kızın babası görüşüp konuşmalarını önler. Bu arada delikanlı komşuları Kenan Bey’in köpeği Luka ile arkadaş olur. Yağmurlar başlayınca işinden ayrılır. Köpeği görmeye gider, ama evde bulamaz. Üzülür. Düş Gibi: Delikanlı İstanbul’a gelir, bir basımevinde iş bulur. Az sonra memleketinden bir haber alır: Babası kanserden ölmüştür. Annesinin bir adamla birlikte olduğunu duyar. Sevdiği kızın da bir doktorla evlendiğini öğrenir. Bütün düşleri yıkılır. Kendini okumaya verir, hikâyeler yazar. Arada bir içer, İstanbul’u gezer, insanları gözlemler, hayallerle avunmaya çalışır. Akşam Fısıltısı: Vapura yetişmek için koşar, insanları yara yara ilerler. Vapurda pencere önüne oturacak, çevresindeki yolcuları, tanıdık yüzleri gözden geçirecek, konuşulanlara kulak kabartacaktır. Bu arada çocukluğunu, gençliğini, memleketinden ayrılışını düşünecektir. Sonra Kadıköy’den semt otobüsüne binecektir… Jetonu basıp bekleme salonuna girer. Fakat camlı kapılar az önce kapanmıştır. Bir sonraki vapuru bekler. Yitirilen: Selçuk bankada çalışan eski sevgilisi Leman’ı görmeye gider. Aradan yıllar geçmiştir. Dışarda buluşup geçmiş günlerden konuşurlar. Leman babasının zoruyla bir doktorla evlenmiş, bir oğlu olmuş, adını Selçuk koymuş, geçimsizlik dolayısıyla eşinden ayrılmış, mutsuz olmuştur. Şimdi anne babasıyla birlikte oturmaktadır. Selçuk ise on yıl önce Tekel tütün fabrikasında çalışırken karısının anasıyla tanışmıştır. Sonra kızını görmüş ve onunla evlenmiştir. Futbolculuğa merak sarmış, ayağı kırılınca kitapçılığa başlamıştır. Eşinin ayakları inmelidir. Sürekli okumakta, çocuklar ve işçiler için şiirler yazmaktadır. Leman da, Selçuk da mutsuzdurlar, ama ikisi de gençliklerinde ellerinde bulunan şeyi yitirdiklerini ve bir daha onu bulamıyacaklarını anlamışlardır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir