? Beyhan Kitap Özeti | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Beyhan Kitap Özeti

Beyhan Kitap Özeti

Beyhan Kitap Özeti

Kâmuran Şipal’in hikâye kitabı (1962)

• Dokuz hikâye. İlk hikâye Köstebek’te yedeksubay eğitimi görmeye taşrada bir yere gelmiş gençlerin, yakalanmış bir köstebeğe karşı işkence ve merhamet içgüdüleri çözümleniyor. İkinci hikâyede olay İstanbul’da geçer:
Gezgin Sucu İsmail, yirmi lirası kaybolmuş bir hamal tarafından hırsızlıkla suçlanır. Üzerini aramalarını isteyince, iftiracılar, gönlünü alarak bırakırlar İsmail’i. Göğümleriyle uzaklaşmaktadır ki, İsmail, yerde meşin bir çanta görür, alır. Kimselerin görmediklerinden emin olunca açar bakar, yirmi lira vardır çantada. Kitap, adını üçüncü hikâyeden alıyor: Deniz yoluyla Almanya’ya giden ve karısını kayınvalidesini bırakmış, iki yıllık evli, genç bir öğretmen, tanıştığı bir Azerî Türkünün kız çocuklarına bakarak, adamın baba şefkati paralelinde, kız olursa adını Beyhan koyacağı doğacak çocuğu üzerine, karısıyla yaptığı konuşmaları ve evliliğini hazırlamış olayları hatırlar; bir yandan da gemide gördüklerini anlatır. Kurban Eti hikâyesi bir kurban bayramı yaşantısıdır. Gene bir İstanbul hikâyesi olan Cenaze Töreni’nde anlatıcı, ölmüş komşu kadının evinde, cenazenin camiye ve mezara götürülüşünde, kalabalık dağılınca da bir sinemaya gidişinde yakınlık ve yabancılaşma duygularını bir arada sürdürür: İlgisizlik-yakınlık karışımı bir karşıtlığı, yadırgayış ve boyun eğişle kaynaşık yaşamıştır; filmin başlamasını beklerken, henüz sabahmış, evden çıkmış da dosdoğru sinemaya gelmiş gibi bir duygu vardır içinde. Dönüş hikâyesinde evden kopuş olayı Adana’da geçer: İki ortaokul öğrencisi, yaz tatilinde, Mersin’de Almanların yanında çalışacaklar, para biriktirip Antakya’ya giderek orada yatılı bir okula gireceklerdi. Tren yolculuğu sonunda Mersin’den kimselere başvurmadan, gene trenle geri dönecekler, bu defa yeni hayaller kuracaklardır. Filizî Yeşil hikâyesinde, on beş yıl kahve ve gazinoları okuyup çalışma yeri yapmış bir genç, iki gün önce nikâhlanmış, ahşap bir evin üst katında iki oda kiralamıştır. Bir pazar sabahı yeni evde, eşyaları getirecek kamyonu bekler. Odaya doluşan yeni akrabalar eşyaları yerleştirmeye başlayınca genç mahalle kahvesine gider. Ortalık kararınca döndüğü vakit odalarda kimse yoktur, fakat her şey yerli yerine konmuştur: Örtüsü, yastıkları, yorganıyla yatak filizî yeşildir. Sabahki tedirginlikleri geçmiş, bir huzurla sarılmıştır genç ve düğünleri birkaç gün sonradır. Kitabın, kısalığına rağmen, dolgun ve unutulamaz hikâyesi Bahşiş’te İstanbul’da fakirce bir lokantada, on dört on beş yaşlarında bir garson, aşırı hizmet düşkünlüğünden ötürü, müşteride sıkıntı ve gizli bir öfke yaratır. Garsonun bütün çabaları ve ümidi boşa gitmiş, bahşiş vermeye alışık olmayan müşteri onu, eliboş çevirmiştir. Kitabın sonuncu, en uzun ve en başarılı hikâyesi Cam Fanus’ta Alman hükümetinden aldığı bir bursla bir yıldır Almanya’da, genç bir Türk öğretmeni, bir mayıs günü parkta, elli yaşlarında serseri ruhlu bir Alman’la dostluğu boyunca, yurdunda dargın bıraktığı karısını hatırlar, intibak edilememiş bir evlilik hayatına ait yaşantılar arasında gezinir: Gönlü insanlarla kaynaşma isteğiyle doluydu, fakat bu cam fanusun kristal duvarında zaman zaman açılan ufacık pencereler, yaklaşmak ve yalnızlığını paylaşmak istediği kimselerin uzaklıkları yüzünden hemen kapanıveriyordu. Kendisine düzmece hayat hikâyeleri anlatan düşkün ve ayyaş Alman’la parkta sohbeti ve kaynaşması bu yüzdendir ve adamın, o kısa beraberlikte kendisinden peş peşe para sızdırmasını anlayışla karşılar hep.

 



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir