? Bir Gece Yolculuğu Kitap Özeti | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Bir Gece Yolculuğu Kitap Özeti

Bir Gece Yolculuğu Kitap Özeti

Bir Gece Yolculuğu Kitap Özeti

Gülderen Bilgili’nin Akademi Kitabevi 1986 Öykü Başarı Ödülü’nü kazanan kitabı (1987)

• İçinde altı hikâye var. Hacı Manav Sokağı: Hastanede kadınlar koğuşunda yatarken çocukluğunu anımsar. En çok da terzi Eftalya’yı. Matmazel Teyze annesinin giysilerini diker,
prova için eve kadar gelirdi. Kendisinin ilkokul önlüğünü de o dikmişti. Bir de mendil armağan etmişti. Her gelişinde ona akide şekeri, paskalya çöreği falan getirirdi. Bazan elinden tutar, onu evine götürürdü. Bir seferinde bahçede birlikte balık yemişlerdi… Hastaneden çıkınca Eftalya’yı arar. Merhaba durağından geçerek Hacı Manav Sokağı’nı bulur, ama evi bulamaz. Aradan yıllar geçmiştir. Eski ahşap ev yıkılmış, yerinde bir beton apartıman dikilmiştir. Bir Rum yazmacıdan Eftalya’nın katını hastaneye bağışladığını, sonra yatağa düştüğünü ve öldüğünü öğrenir. Yüreği sızlar, gözleri dolar. Başkaca bir bilgi edinemez. Sevgi Hiç Bitmesin: İhsan Beyle iş arkadaşı Vesile Hanım el sıkışıp iyi akşamlar dileyerek ayrılırlar birbirlerinden. İhsan Bey her günkü gibi Eminönü Pazarı’na uğrar. Filesini son kez doldurur. Artık emekli olmuştur. Otuz üç yıldır bir kurumda dürüstçe çalışmış, arkadaşlarının sevgisini kazanmış, çevresindekilerin yardımına koşmuş, titiz bir eksper olarak emekliye ayrılmıştır. Sekreter Vesile Hanım’la vedalaştıktan sonra, vapurda memuriyet yaşamını düşünür, başından geçenleri anımsar. Aradan bir süre geçer, dayanamaz, kuruma uğrar. Arkadaşları onu büyük bir özlemle karşılarlar. Tatlı tatlı söyleşir, şakalaşırlar. Paydostan sonra yine Vesile Hanımla birlikte iş yerinden çıkarlar. İcra Kararı: –Kocası Rıdvan ölünce, kadın dört çocuğuyla baş başa kalır. Onları besleyip büyütmek, okutmak için çırpınır. Ahşap eve bir tezgâh koyarak dokumacılığa başlar. Fakat mal sahibi, bunu bahane ederek, icra kararıyla evi boşalttırır, eşyaları sokağa attırır. Çocuklar eşyaları beklerken, bakkalın da yardımıyla, kadın bir apartımanın bodrum katında bir daire bulur. Akşama doğru boş bir kamyonla gelir. Eşyalar ona yüklenir ve yeni evin yolu tutulur. Çocuklar buna pek sevinirler, yalnızca on beşine basan Nihan üzülür. Çünkü sevgilisi Vedat’tan ayrılmış, okul arkadaşı Canan’ın gözünde küçülmüş, annesinin göğüslediği güçlükleri yakından görmüştür. Yine de umutludur: Güzel bir kızdır, başarılı bir öğrencidir, ilerde mimar olacak ve annesiyle kardeşlerini bu sıkıntılı durumdan kurtaracaktır. Uzaklıklar: Lerzan’la Zülâl aynı büroda çalışmaktadırlar. Lerzan on dokuz yılını doldurmuştur. Gelecek yıl emekli olacaktır. İyi yürekli, anlayışlı bir yöneticidir. Zülâl ise memurdur. Yıllık izninde yakışıklı, ama işsiz bir gençle tanışmıştır. Bir gece birlikte gezmişler, açık havada barda dansetmişler, konuşmuşlardır. Merakla, coşkuyla ondan gelecek telefonu bekler. Lerzan Çetin’le karşılaştığı, seviştiği, denizde balık tuttuğu, şarkı söylediği, evlendiği günleri düşünür. Yazık ki o mutlu günler geride, uzakta kalmıştır. Evliliği mutfakla daire arasında sevgisiz, tekdüze ve sıkıcı bir çizgide sürmektedir. Genç arkadaşıyla buluşacağını uman Zülâl sarı renkli bir penye buluz almak için Lerzan’la birlikte çıkmayı önerir. Öğle paydosunda çıkarlar. Bir Gece Yolculuğu: Çocukken, bağbozumu mevsiminde, kardeşi Nimet’le Arman Baba’nın bahçesinde incir ağaçlarının altında sevinçli oyunlar oynarlardı. Pazarları kovboy filmlerine giderlerdi… Aradan yıllar geçmiş, sinema birahane olmuştur. Çocuk büyümüş, yüksek öğrenim görmüş, bir trikotaj toptancısının yanında bir handa çalışmaktadır. Depoda stok hesaplarına, çıkış fişlerine bakmaktadır. Memurlardan biraz kekeme olan Pepe ona ilgi gösterir, büroda çiçek yetiştirir, resim yapar. Fakat bir gün kovulur. Gerçi ona pek yüz vermemiştir, ama gidişine de üzülmüştür. Yalnız duymuştur kendini. Zaten nicedir hastadır. Bir Nimet ilgilenmiştir onunla. Oysa o da dertlidir: Mustafa’yla evlenince fabrikadaki işinden ayrılmıştır. Fakat, bir süre sonra, kocasının bir başka kadınla ilişki kurduğunu öğrenmiştir. Şimdi sıkıntı içindedir. Bir gün kardeşinin evine gelir. Bulaşıkları yıkar, ortalığı düzenler. Boynuna sarılıp ağlar. Onu ertesi gün hastaneye, nöroloji ve psikiatri servisine götürür. Doktor tedaviyi sürdürmesini ve bir işle uğraşmasını salık verir. Aslında Nimet’e yardım etmesi için de çalışması gerekmektedir. Öyleyken o gitgide sıkılıp yorulur, handaki işini bırakır. Çekinerek Nimet’e uğrar. Onu sevinçli görünce şaşırır. Kardeşi kocasından ayrılmaya ve bobinajda yeniden çalışmaya karar vermiştir. Eyüp Usta da bu konuda ona yardımcı olacaktır. Bunu duyunca ferahlar, artık Nimet’i düşünmeyecektir. Tek başına ve özgürdür. Yaşamını kendi belirleyecektir artık. Ihlamur ağaçlarının altından geçer. Tren yolunu, ardından denizi görür. Çığlıklar duyulur. Rayların arasında intihar ya da kaza ile ölmüş bir gencin cesedi yatmaktadır… Uzaktaki Sevgili: Uçakla geldiği yabancı kentte bir otele yerleşen kadın, sabahleyin eski arkadaşını, daha doğrusu, ilk sevgilisini telefonla arar. Yıllardır görmemişlerdir birbirlerini. Akşamleyin buluşurlar. Hava soğuktur, kar yağmaktadır. Bir lokantaya girerler, şarap içerek özlemle geçmiş günlerden konuşurlar. Erkek dışarda evlenmiş, bir çocuğu olmuş, ama eşiyle uyuşamamış, ayrılmıştır. Kadınsa tatlı anılarla doludur. Gerçi eski arkadaşını bir ara bırakmış, başkasına bağlanmıştır, ama ondan hep sevgi, anlayış ve dostluk görmüştür… Birkaç kez buluşurlar, tiyatroya giderler, kenti gezerler, hatta bir geceyi birlikte geçirirler. Birden hastalanan oğlunu görmeye giden erkek, orada enine boyuna düşünür, karısıyla konuşur, evliliği bir daha denemeye karar verirler. Bunu açıklayınca arkadaşı üzülüp sarsılır, ama belli etmez. Vedalaşarak uçağa biner. Ülkesine döner.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir