23 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Bozbulanık Kitap Özeti

Bozbulanık Kitap Özeti


Bozbulanık Kitap Özeti

Nezihe Meriç’in hikâye kitabı (1953)

• On dört hikâye. İlk hikâye Çalgıcı’da yağmurlu bir akşam vakti, durakta otobüs bekleyen bir öğretmen, bir çalgıcıyla karşılaşır. Hayatla dolu, evliliğinde mutlu, çalgıcı; öğretmeni lafa tutar. Öğretmen az sonra sıkıntısını,
sırtının ağrısını unutmuş, dünyayı güzel görmeye başlamıştır. Dünyada Teknik Arıza hikâyesinde dul bir kadın olan Nermin, geçimini çuval dikerek sağlamaktadır. Minik kızı yanında oynarken kadın, eli makinada, hayatını ve kırık hayallerini düşünür. Boşlukta Mavi, köye, dayısıgile misafir gitmiş bir şehir kızının, kalabalık aile içinde duyduğu yabancılaşmanın hikâyesidir. Aksaray Dolmuş’ta yazar, yanındaki yolculardan yaşlı bir hanımla bir genç kızın konuşmalarını dinler, dolmuştan inince kızın hayatını hayalinde bütünler. Bozbulanık’ta bir genç kız konyak tesir edip de başı dönmeye başlayınca, çevresinde gülüşüp eğlenen, poker oynayan, kızlı erkekli tanıdıklarına, hepinizden nefret ediyorum diye bağırmak ister, yalnızlığının bunalımını yaşar. Ümit Fakirin Ekmeği hikâyesinin kahramanı, çamaşıra, tahtaya gitmekten bitkin bir kadındır. On dört yıllık kocası badanacı Hasan, şimdi Nümune Hastanesi’nde safra kesesinden ameliyat olmuş, zayıf düşmüştür. İlk’in üçünde bir kız çocukları vardır, harap bir köşkün bir odasında oturuyorlar, iki aydır kirayı verememişlerdir. O gün hastane dönüşü, kadının ancak elli kuruşu kalmıştır, bununla ekmek ve kızına bir kırmızı kalem alacaktır. Kadın kızgın ağustos sıcağında bir şerbetçiyle karşılaşır, onunla dertleşir. Şerbetçi şerbet verir, para almaz. Kadın ağlar, adam onu teselli eder. İnsanlık, iyilik duyguları içinde kadın, biraz ferahlamış, eve çocuğuna döner. Uzun Hava hikâyesinde şoför Sabir, Sofiya adında bir kadına deli gibi tutkundur, ıssız yollarda arabayı çılgınca sürer; aklının çoğu Sofiya’da, birazı bir zavallıya ihanet duygusuyla perişan, evdeki karısındadır. Bazıları hikâyesinde Rıza Bey, yirmi beş yıllık karısına yabancı, kızına ve çok sevdiği oğluna rağmen yalnız, iç dünyasını onlara anlatamamaktan mutsuzdur. Dağılış’ta kiliseler, heykeller, anıtlar ortasında bir kız, yalnız ve üzgün, Roma’da dolaşır. Öğretmen bir genç kızdır, (yazarın kendisi) ve bir ilkokulda müzik dersindedir; çocukların haşarı, cıvıltılı dünyasında kırık hayallere dalar; ders bitmek bilmiyordu. Narin hikâyesinde gözleri kapalı, Mona Lisa şarkısını dinleyen bir kız duygulanışlarla doludur; çekingen bir kızı, çilekeş Fehime Teyze’yi, dönüşte karşılaştığı bir çingene kızını hatırlar, yalnızları düşünür: Kalabalık caddelerde, tenha kır yollarında, dairelerin loş koridorlarındaki yalnızları. Güzel sesli yabancı adam Mona Lisa’yı okur plakta; çok uzak bir memlekette sessiz ve ehemmiyetsiz bir kızın kendisini dinlediğini, bu şarkıyla içlendiğini bilmeden, okur. İnceden hikâyesinde gece yarısı, yüreklerinde bir taş, kendi hülyalarıyla gülüşerek asfalttan geçip giden üç sarhoşun dünyaları gösterilir. Öz Suyu, iki sene aynı sokakta oturmuş, kocası marangoz, kendisi yaşama sevinciyle dolu, Hayriye’nin hikâyesidir. Havasıyla değişen sokak, üst kattaki kiracı çıkıp da yerine ev sahipleri taşınınca, gelenlerin geçimsizliği sonucu, birdenbire ıssızlaşıverir. Son hikâye Mademki Hayal Kurmak Bedavadır gene bir sokağı ve kişilerini anlatıyor. • İşlediği konulara bir iç zenginliği, dinlendirilmiş dikkatler, boyutlar ekleyen yazar değerini daha bu ilk kitabıyla kabul ettirmişti. Kitabın ikinci basılışında (1957) Alaturka Şarkılar, Kurumak, Keklik Türküsü, Dışarlıklı hikâyelerini ekleyerek hikâye sayısını on sekize çıkardı; Öz Suyu hikâyesindeki Hayriye’yi de sonradan Sular Aydınlanıyordu (1969) oyununda yeniden canlandırdı.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir