26 Mart Pazar 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Buhurumeryem Kitap Özeti

Buhurumeryem Kitap Özeti


Buhurumeryem Kitap Özeti

Kâmuran Şipal’in hikâye kitabı (1971)

• Sekiz hikâye. İlk hikâye Bebekli Kilise’de kayıplara karışmış, şimdi çıkagelmiş hikâye kahramanı, Tevrat’taki Kayıp Oğul kıssasından, hiçbir karşılayanı olmayışıyla ayrılıyor: İçinde pişmanlığın, utancın ve yitik
mutluluklara özlemin ezikliği, bildiği şeyleri, yapıları bir de semtin yeni kişilerinden duyup belleğindekilerle karşılaştırarak, mezarlık yolunda yürümeye koyulur. Hüsnü Yusuf hikâyesi, bir halı mağazasında tezgâhtar, uzun boylu bir adamla, ondan birkaç yaş küçük olup bir dokuma atelyesinde çalışan, orta boylu bir adam arasında, Hazreti Yusuf’un güzelliği üzerine tasavvufî bir konuşma ile başlar. İyilik nedir, güzellik nedir sorunlarını derinleştirdikleri sırada, bir mobilya mağazası önünden geçerlerken, vitrinde bir bebek görmesi, orta boyluya “üç bin kilometre uzakta kalmış”, babasız büyümekte, emzikteki kendi çocuğunu hatırlatır. Bir apartman kapısı önünden geçerlerken, aralık kapıdan dışarı fırlatılan pis sularla pardesüsünün kirlenmesi üzerine de orta boylu bir an kızar, ama olaya sebep olan dokuz on yaşlarındaki kız içlenip ağlamaya başlayınca öfkesine hâkim olur. Uzun boylu, onun önce celâllenip sonra şefkate geçmesini Harun Reşid’e ait bir fıkra ile yorumlar. Yazarın, her halde çok önce yazıldığı için bu kitapta yerini yadırgayan üçüncü hikâyesi Diyoptri Yirmi’de olay bir hastanede geçer: Gece vakti, göz kliniğine, gözüne muşta ile vurulmuş, otuz yaşlarında bir adam getirilmiştir. Muayene sırasında, vizyon odasında erkek hastabakıcının gözlük çerçevesine yirmi numara yerine on numara cam takması, yorgun göz asistanının yaralanma için yanlış bir rapor yazmasına neden olur. Kamalar hikâyesinde adam, bir aynanın önündedir, eli bir incir yaprağını andırmaktadır. Elini yüzüne bir kafes gibi bastırır ve kafes, yüzünü üçgenlere bölmüştür, parmak araları sivri birer kamayı andırmaktadır. Adam, geçmişteki bir aşkı ve seks baskısını bu üçgen kamalar arasında parça parça hatırlar. Saflarınızı Sıklaştırınız hikâyesi de değişik hayat kesitlerinden bir dekor içinde aynı kişinin zorlu seks güdüsüne karşı direnme çabalarını vurguluyor. İnsan topluluklarının seks alanında tarih boyunca koyduğu yasaklara, kısıtlamalara tegetler çizen Yed-i Beyzâ hikâyesinde, gene halka halka çağrışımlardan, doğum sancıları içinde bir ağaca tutunan Meryem Ana’nın eline geçilir. Ağaç, el biçiminde çiçeklenmiş, Buhûrumeryem çiçeği, böylece, hikâyede, çıkılması yasak olan, ama sonunda yüzüklere, evliliklere bağlanırsa, çıkılmasına cevaz verilen cinsel ilişkiler merdiveninin son ve meşru basamağı olmuştur. Salih’in Devesi hikâyesinin kahramanı da eski bir kitaptaki hikmetlerden, kıssalaradan şehveti kırmanın tek yolunun evlenmek, evlilik olduğunu okumakta olan ve önceki hikâyelerde gördüğümüz aynı genç adamdır. Eşi çok uzaklarda ve kendisi cinsel birikimin, deliliğin sınırında olduğu korkusuyla tedirgin, nefsine hâkim olma yollarını arayan o genç adam. Hikâyede rumuz olarak kullanılan Salih peygamberin devesinin Ad kavmi tarafından öldürülüşü kıssası, güçlü bir nimet, bereket kaynağının yok edilmesi yüzünden, nefse eziyetlerin çoğalışını simgeliyor. Kıssada, devenin sağıldıkça tekrar sütlendiğini belirten cümle, sürüp giden imtihanın çetinliğini gösterircesine, uzun zaman, genç adamın kafasında yankılanmıştır: “Süt eksilmiyor, olduğu gibi memeler dolu duruyordu.” Son hikâyede bir evin yüksek pencerelerinin birinden bir kadının sesinin aşağılara “Sergis!” diye seslenmesiyle bilinçaltında nergis (Narkissos) mitosunun yorumlarına açılır aynı genç adam: Nar Çiçeği renginde bir gömleğin araladığı çağrışımlar toplamıyla, kırmızı rengin cinsiyet dünyasındaki geçmişine uzanır. Gerilimi, özleyişi, hırsı çoğaltan iç ve dış nedenlerle, kendini yüzükoyun bıraktığı yatakta, nar çiçeği bir bluz üzerinde yattığı sanısına kapılır. Artık bedeninin titremesini, kımıldamasını ve sonunda kendi vücudunu kucaklayan kolların bir tatminle gevşemesini önleyemeyecektir.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir