? Sevda Çağı Romanının İncelemesi | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi

Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi Ana Fikri

Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi Konusu

Celal Esad Arseven Sevda Çağı Romanının İncelemesi Özeti

Celâl Esad, romanını on bölüme ayırmıştır. Roman üçüncü şahıs ağzından anlatılırken bir çok yerde olaylar mektuplar vasıtasıyla öğrenilir. İlk baharda bir pazar günü, Taksim bahçesinin şen şakrak bahar renklerini ve tabiatın canlılığı ile birlikte insanların hallerini tasvir eden yazar, romanda, henüz on dokuz yaşında, bir yetim genç olan Cemil’in sevdâ hastalığına tutulması ve bu sebeple çektiği sıkıntıları, yaşadığı tecrübeleri anlatır.

Cemil; kumral, yakışıklı, babasından kalma miras sebebiyle rahat bir hayat süren, annesinden başka bir koruyucusu olmayan, hayatının baharında, sevmek, sevilmek hisleri ile dolu bir gençtir. Roman, Cemil’in Taksim bahçesinde Anjel adlı sarışın bir kızı görmesi ve onu çok beğenmesi ile başlar. Cemil, o sıralarda yatılı bir okulda kalmakta fakat okuldan sık sık kaçıp bu bahçeye Anjel’i görmek onun tebessümlerine nail olmak amacıyla gelmektedir. Günler geçtikçe Cemil’in Anjel’e olan gönül bağı artar, onu görmeden yapamaz duruma gelir. Meyhaneye gidip Anjel’i düşünen genç hakkında, yazar şu yorumu yapar:

“Zaten gençlik böyledir. İnsan, tam sevda çağına erişti mi gönlünde tatlı tatlı hisler, zihninde parlak parlak tasavvurlar uyanır. Kalbi her şeyden mütessir olur. Ruhu bir sevdaya esir olmayı ister. Sever, fakat neyi sevdiğini kendi de bilmez. Ağlar, neye ağladığından kendi de haberdar değildir. Ruhun aşka kesb-i istidâd ettiği şu ‘sevda çağı’ esrâr-ı kalbiyenin en ziyâdar cilve-sâz olduğu olduğu bir zamandır”

Romancı, Cemil’in Anjel’e olan hislerini ‘fezâ-yı muhabbetle çırpınan gönlü kendine bir istinâd-gah arıyor’ şeklinde yorumlar. Bir kuş gibi konacak bir dal arayan Cemil, henüz Anjel ile göz âşinalığından öteye gidememiştir. Bir gün, okulda herkes ders çalışırken o, yine sessizlik içinde Anjel’i düşünüp ona mektup yazmaktadır. Tam bu sırada bir arkadaşı onun yazdıklarını görür ve akşam yemeği vakti yemekhanede Cemil’in cebinde saklamış olduğu mektubu gizlice alıp, herkesin önünde okur. Böylece gece okula geldiği öğrenildiği için dışarı çıkma izni o hafta durdururlur.Günler böylece geçer…

Anjel Noterdam kız okulunda okumaktadır. Cemil’in mektuplarına cevap veren Angel, ona bu birlikteliğin mümkün olamayacağını, boş hayallere kapılmaması gerektiğini söyler. Cemil ise gün geçtikçe sevdasının arttığını hissetmektedir. Bir gün tıbbiye mezunu, akıllı ve çok samimi bir arkadaşı olan Rıfat ile ona mektup göderir. Rıfat kız hakkında bir araştırma yapmış hiç de iyi şeyler duymamıştır. Anjel’in mizacının düzgün olmadığını düşünenen Rıfat, arkadaşına sürekli tavsiyelerde bulunur, onu Anjel’e karşı korumaya çalışır. Gerçekten de Anjel erkekleri elinde bir kukla gibi oynatmayı seven, herkese gözüyle, gülüşüyle işaretlerde bulunan, ümit veren bir kızdır. Bunun böyle olduğunu bir süre sonra yaşadığı kötü tecrübelerle Cemil de anlar fakat ne yaparsa yapsın, düşüncelerinden onu silemez. Cemil ile oyun oynayan onu küçük durumlara düşüren Anjel hakkında Rıfat, Cemil’e uzun bir mektup yazar. Amacı arkadaşını kendine getirip, bilinçlendirmektir. Mektubunda genel olarak hayattan, kadın erkek ilişkilerinden, kadınların özelliklerinden, aşktan, sevgiden, evlilikten bahseden Rıfat şöyle düşünür:

“Asıl saadet-i zevciye ruha müteallik fezâil-i ahlak ile husul bulur. Bundan başka insanlar tecdîd-i eyyam ile hey’eten şeklen tahvil ettikleri gibi fikren ve amelen de değişirler. Meselâ insan bugün servet ü saman ister, yarın dağdağasından usanıp hal-i ferâgatle yaşamayı arzu eder.” Rıfat’ın yazdığı uzun mektubu okuyan Cemil, Anjel’in kendisine yazdığı mektupları geri yollar. Romanın altıncı bölümünde Anjel’den uzak olma fikri Cemil’i hasta eder, yataklara düşürür, Cemil, ondan başka kimseyi sevemeyeceğini düşünmektedir. Arkadaşı Rıfat, ona sürekli nasihatlerde bulunur ondan zavallı annesini üzmemesini ister, adab-ı muaşeretten insani ilişkilere kadar bir çok konu üzerinde onunla konuşur.Aklı başına gelen Cemil, onuncu bölümde yani romanın son bölümünde başka biri ile evlenir, böylece mutlu bir hayata adım atmış olur. Anjel’i tamamen unutur. Cemil’in artık hayatta en çok sevdiği üç kişi; eşi, çocuğu ve onu büyük sıkıntılardan kurtaran Rıfat olmuştur.

Celal Esad, ‘Sevda Çağı’ı adlı eserinde, gençlik döneminde insanın yanlışlarını kabul etmesinin zor olduğunu, sevginin doğru yere yönlendirilmesinde yanlışların çok sık yapıldığını, Cemil’in Anjel’ı sevmesi ve bundan dolayı çektiği sıkıntılarla örneklendirmektedir. Evlilik müessesinin çok hassas dengeler taşıdığını, kadın-erkek ilişkilerinde bunlara dikkat ederek hareket edilmesi gerektiğini hatırlatırken doğru dostlukların özellikle gençlik döneminde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir