19 Ocak Perşembe 2017
Ana Sayfa / Atasözleri / Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Açıklaması

Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Anlamı

Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Hikayesi Kısa

Debbağ Sevdiği Deriyi Yerden Yere Çarpar Atasözünün Öyküsü

DEBBAĞ SEVDİĞİ DERİYİ YERDEN YERE ÇARPAR ATASÖZÜNÜN ANLAMI

  • İnsan, sevdiği, önem verdiği kişilerin özerinde daha çok durur.
  • Daha iyi olmaları için daha çok zorlar onları.

DEBBAĞ SEVDİĞİ DERİYİ YERDEN YERE ÇARPAR ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ

Eskiden, deri terbiyeciliği çok gözde bir meslekti. Debbağ denirdi deri terbiyecilerine.

Bu mesleği yapmak isteyen bir delikanlı, çırak olarak bir debbağın yanında çalışmaya başlamış.

Debbağ’ın ilk sözü:

“Sana bir iş vermeyeceğim. Şimdilik, se­nin işin, gözünü dört açıp benim ne yaptığıma bakmak olacak, tamam mı?” olmuş.

“Tamam,” demiş dikanlı.el

Delikanlı, taze deriler arasından terbiye­ye en uygun olanlarının nasıl seçildiğini göz­lemiş önce. Sonra nasıl yıkandığını… Sonra kıllardan temizlenmesi için derilerin, sönmüş kireçli su çukuruna nasıl atıldığını… Çıkarılıp yeniden yıkanmasını…

Sonra derileri ferce denilen tahtalara ger­meye başlamış debbağ. Ama nasıl germek? Parmakları, koparmak, parçalamak ister gibi kavrıyormuş deriyi; bir uçtan öbür uca çeker­ken. Parçalamak istermiş gibi kavga ediyor­muş deriyle. “Eyvah, şimdi deri kopacak!” diye kaç kere fırlayacak olmuş delikanlı. Ama bakmış debbağın öyle bir kaygısı yok, tutmuş kendini.

Sıra bıçaksı keskin aletlerle çalışmaya gelince iyice gerilmiş de­likanlı. Debbağ, derinin küçük pürüzlerini ince vuruşlarla yok eder­ken, “Ha kesti, ha kesecek,” diye yüreği ağzına gelmiş delikanlının.

Sonra o pürüzsüz, pırıl pırıl derilerin yeniden ılık su dolu çukur­lara atılmasına çok şaşmış delikanlı. Ama asıl şaşkınlığını, debbağ derileri çiğneyip tepelemeye başlayınca yaşamış. Ama nasıl çiğne­me, nasıl tepeleme; evire, çevire! Büyük bir hırsla, büyük bir öfkey­le! Bir düşmanı tepeler gibi!

Bununla da kalmamış debbağ. Çukurdan çıkardığı derileri bü­yük bir hırsla taşlara çarpmaya başlayınca delikanlı dayanamamış artık,

“Aman ustam, deriye yazık olacak,” demiş.

Deriyi tam taşa çarpacakken bir an durup derin bir soluk alan debbağ:

“Bu işte, şunu iyi bileceksin,” demiş, “debbağ, sevdiği deriyi yerden yere çarpar/”

Ve elindeki deriyi hırsla yere çarpmaya devam etmiş.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir