Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Dilşo İle Dilşe Kitap Özeti

Dilşo İle Dilşe Kitap Özeti


Dilşo İle Dilşe Kitap Özeti

Haydar Koyunoğlu’nun hikâye kitabı (1976)

• On bir hikâye. Bolat, on bir yaşındaki bir köy çocuğunun dört yaşındaki danasıdır. Çocuğun çok sevdiği Bolat, kendi anasının karnını deşen Suva isimli danayı aynı şekilde öldürür. Gülün Ahı, assubay rütbesini andıran alın çizgilerinden ötürü, bölük arkadaşlarınca Asmehmet diye anılan bir askerin hikayesidir. Terhis edilir, Ayşe’sine kavuşmak üzere yollara düşer.
Dilşo ile Dilşe’de yirmi beşinde Dilşo, geçim sıkıntısı yüzünden, karısı Dilşe ile oğlu Mirzo’yu alıp köyden Diyarbakır’a göçer. Yirmi birindeki karısı orada insan tacirlerinin eline düşer, günde yirmi, otuz adama satılır. Cezası ağırdır Dilşe’nin; köyün kararı uygulanır: Kocası, Dilşe’yi Malabade çayında boğacaktır. Dilşo, karısını çayda boğar. İki Caddeli Adam hikâyesinde yazar, bir Anadolu kentinde yazın mısır, kışın kestane satan iki çocuğu gözlemiştir. Bunlardan Mustafa’nın bir gün ansızın yere yıkıldığını görünce çocuğu alır, hastaneye götürür, yatırır ve orada sırrını öğrenir: Çocuk, iki caddesi olan bir patronun hesabına çalışmakta, sömürülmektedir. Patronun karın tokluğuna çalıştırılan işçileri vardır. Mustafa sırrını açtıktan bir iki gün sonra hastaneden kaçırılır. Patron ve adamlarının, çocuğu nereye götürdükleri öğrenilemez. Havariyo Hageliyo hikâyesinde berbat bir kış günü ava gitmek isteyen üç Amerikalıya, silah verecekleri vaadini duyunca dört Türk katılır; Canik dağlarında ava çıkarlar. Dönüşte Amerikalılar, Türklere üç keklik bırakarak avlarını alıp hızlanırlar. İki Türk, bayırın düzünde kalır. Yağan kar kefendir ikisi için. Bir top çavuşunun er Memo’ya ilişkin anılarında Memo, haksızlıklara, zulümlere, alaylara uğramış, sonunda delirip ölmüş bir zavallı Kürt delikanlısıdır. Yesir Misto’nun Damı hikâyesinde kurada Lice’nin bir köyünü çekmiş bir ilkokul öğretmeninin, çocuklara ve köylülere Türkçe öğretmek için karşılaştığı güçlükler anlatılıyor. Zilligaya, Ankara kalabalığında şaşkına dönmüş, yaşlı bir köylüyü anlatıyor. Sürgün’de Ortaöğretimden alınıp Binboğa dağlarının yücelerindeki Ayazdere köyüne sürgün gönderilmiş bir öğretmen, köye ulaşmıştır ki, donar kalır, ölmüştür. Almanya’da makineleşmiş bir dayı da Akort hikâyesine konu oluyor. Son hikâye Boş Adam’da Munzur dağı eteklerinden Malatya’da iş bulmaya giden genç bir köylü görüyoruz. İlkokulu bitirmiştir. Hükümet kapısında bir iş bulacak, ortaokula girecektir. Halden anlayan yoktur, ne iş bulur, ne de veli. Parası bitince geri dönmeye karar verir, dağlarda kalır.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir