23 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ekspresyonizm Özellikleri

Ekspresyonizm Özellikleri


Ekspresyonizmin Temsilcileri Kimlerdir

Ekspresyonizm Akımının Özellikleri 

Ekspresyonizmin Özellikleri 

Ekspresyonizmin Doğuşu 

Ekspresyonizm Nedir

20. yüzyılın başlannda Almanya’da ortaya çıkan, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişerek başka ülkelere de yayılan ekspresyonizm; sosyal, siyasi, ekono­mik, kültürel sıkıntılardan doğan huzursuzluğa bir başkaldırının ve yeni arayışın ifadesidir.

Sanayi Çağı, ekonomik dalgalanma, buıjuvazi, savaş felaketi, natüralizm ve empresyonizme tepki gösteren ekspresyonistler gençlerin, yoksulların, akıl hastalarının dayanışmasını savunmuşlar, Alman Filozof Edmund Husserl’in fe- nomonolojisini sanata uygulamışlar; Hazreti İsa, Darwin, Nietzsche, Marks ve Freud’dan hareketle dine, gelenek ve göreneklere, aristokrasi ve buıjuvaziye, mi­litarizme karşı tavır almışlar, huzursuzluklarının altında yatan savaşmadan, kar­deşçe yaşamanın nasıl gerçekleştirilebileceği sorusuna cevap aramışlardır.

Ekspresyonistlerin sanat/edebiyat anlayışlarında Edvard Munch, Çığlık üze­rinde durdukları önemli noktalardan biri gerçek ve gerçeği ifade etme şeklidir. O zamana kadar gerçek üzerine verilmiş hükümleri reddeden ekspresyonistler asıl gerçeğin sanatçının ruhunda gizli olduğunu dile getirmişlerdir. “Dışarıdan görü­nen gerçek özgün olamaz. Gerçek bizim tarafımızdan yaratılmalıdır. Nesnenin anlamı onun görüntüsünün arkasında saklıdır. Bir olaya inanarak, onu düşleyerek ya da belgeleyerek doyuma eremeyiz. Verilmesi gereken dünyanın görüntüsünün arınmış, lekesiz bir yansımasıdır. Bu da yalnız kendi içimizde bulunmaktadır.” (Richard, 1984: 12) Dış dünyadaki gerçekliği ya da onun taklit edilmesini red­deden ekspresyonistler, sanatçının iç dünyasında şekillenenden öznel/kurgusal gerçekliği savunmuşlardır.

Bu gerçeklik anlayışı neticesinde iç gözleme yönelerek duygu, düşünce, sezgi ve izlenimlerini dışa yani eserlerine yansıtmışlardır. Yalnızca kendi benine dönen sanatçı toplumdan tecrit olarak tamamen ferdiyetçi bir tavır takınır, bu da gerçeklerden kaçıp soyutlamaya sığınma eğiliminin bir göstergesidir.

Ekspresyonistler, eğlendirmeyi değil hayret duygusunu harekete geçirerek okuyucuda farkmdalık yaratmayı, istikballerinin mtiphemiyetini görerek kendi­lerini gözden geçirmelerini hedeflerler.

Edebiyatta daha çok şiir ve tiyatro türünde karşımıza çıkan ekspresyonizmin başvurduğu dil ve üslup kendilerine özgüdür. Dilin mevcut kalıplarım yeterli bul­mayarak yeni kelimeler türetme, çeşitlilik, ölçülülük ve coşkulu anlatmayı esas almışlardır.

Yaklaşık 1925 yılına kadar sanatın resim, heykel, mimari, müzik, sinema, tiyatro gibi hemen her alanmda yansımasını bulan ekspresyonizmi resimde en iyi ifade eden mübalağalı renkler, bozulmuş çizgi ve şekillerle sanatkârın iç dünyası­nı gözler önüne seren Edvard Munch’un Çığlık adlı tablosudur.

Edebiyattaki öncülerinden bazıları James Joyce, Franz Kalka, Alfired Döblin, Heinrich Mann’dır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir