Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Fakir Baykurt Yayla Romanı

Fakir Baykurt Yayla Romanı


Fakir Baykurt Yayla Romanı

Fakir Baykurt’un romanı (1977) • Toros’larda Ballıdere köyünden Hasan Çakır, karısı Kamer Ana, kocası Hollanda’da işçi gelinleri Zeke ve üç torunu, Morsay yaylasında çadırlarında yazlıktadırlar. Arkeoloji profesörü Asım Al (Hocabey), yanında doçenti, asistanı ve öğrenciler, kazı yapmaya yaylaya gelirler. Yayla Romanı
Hasan Çakır, karısı, gelini; Hocabey’le yanındakileri yedirip içirip rahat ettirmek için kul köle olmuşlardır. Görünüşteki bu kaynaşma, Hasan Çakır’ın küçük torunu Gülcan’ın birden hastalanmasıyla sona erer; bencil profesörün içyüzü o zaman ortaya çıkar: Kırk derece ateşte kıvranan çocuğun kente, doktora iletilmesi gereklidir. Binip aşağıya anacaddeye, seksen kilometrelik yolda, bir kahve içmek için, kendi zevki uğruna devlet malı cipi kullanmaktan çekinmeyen Hocabey, çocuğun durumuna kayıtsız kalır; aracın resmî araç olduğunu, sorumluluk taşıdığını söyleyerek, hastanın ciple götürülmesine şiddetle karşı çıkar. Öğrenciler, düzenledikleri forumda, Hocabey’den izinsiz, cipi alıp, Gülcan’ı kente ulaştırmaya karar verirler. Çılgınca bir yolculuk; fakat vardıkları kentte hastayı askerî hastane kabul etmez, sigorta hastanesi de sigortalı değil diye almaz, devlet hastanesinde ise formaliteler uzayıp giderken Gülcan ölmüştür; kızcağızı yaylaya geri getirip gömerler. Gülcan’ın cenazesine de katılmamış olan profesör Asım Al, ertesi sabah şoför Nuri’yi çağırır, kendi özel arabasıyla Dağdibi’ne indirtir kendisini. Bucak müdürünün dairesinde olayı haber verir, yazar çizer ve arabasını tek başına Ankara’ya doğru sürüp gider. On dakika sonra iki jandarma, şoför Nuri’yi karakola çağırırlar, sonra da beş jandarma ve bir uzatmalı çavuş, Morsay’a giderek öğrencileri toplayıp Dağdibi karakoluna getirirler: Hepsi anarşisttir, ifadeleri alınacak ve karakolda Ankara’dan gelecek emri bekleyeceklerdir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir