30 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Biyografiler / Fatma Aliye Edebi Kişiliği
Şairlerin Hayatı

Fatma Aliye Edebi Kişiliği


Fatma Aliye Edebi Kişiliği

Fatma Aliye Edebi Yönü

Fatma Aliye Sanatçı Kişiliği

Fatma Aliye, 1862 yılında Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı olarak İstanbul’da dünyaya gelir. Böyle önemli bir zatın kızı olmak ve onun ilim ve kültür kanatları altında yetişmek Fatma Aliye’yi daha doğuştan emsallerinden farklı bir konuma yerleştirmiştir.

Konak eğitiminin yetiştirdiği ilk entelektüel kadınlardan olan Fatma Aliye Hanım, yetişme biçimi olarak yüksek bir Osmanlı bürokratının kızı olmak ve Tanzimat sonrası döneminin kültürel ortamından derin izler taşıyan bir mekânda bulunmak bakımından, bir Tanzimat konağının 19. yy boyunca geçirdiği değişikliklerin etkisiyle hayatı şekillenmiş bir sanatçıdır.

Sanatçı, babasının mesleği dolayısıyla çok memleket gezmiş ve görmüştür ki seyahatleri henüz o, üç yaşında iken babasının 1866 yılında Halep valiliğine atanmasıyla başlamıştır. 1879’da Cevdet Paşa’nın Suriye valiliğine atanmasıyla Fatma Aliye ailesi ile birlikte Suriye yolculuğuna çıkar.

Küçük yaşlarından itibaren yolculuklarda bulunup farklı mekânları tanıyan ve farklı kültürlerle buluşan Fatma Aliye’nin yetişmesinde babasının gözetiminde birçok hocanın etkisi olmakla birlikte, bu konuda en etkili kişi Ahmet Cevdet Paşa’nın kendisi olmuştur. Cevdet Paşa, kızı ile özel olarak ilgilenir ve ona dersler verir kendi ilmini ve fikrini ona aktarmaya çalışır. Fatma Aliye üzerinde tesirli olan bir büyük isim de küçük yaşlardan itibaren kitaplarını okuduğu Ahmet Mithad Efendi’dir.

Ahmet Cevdet Paşa, kızının her yönden bilgili yetişmesini istediğinden, o dönemde kız çocuklarının Fransızca öğrenmesine hoş bakılmadığı halde kızının bu isteğine karşı çıkmaz ve onun iyi bir Fransızca öğrenmesini temin eder.

İstanbul’a döndükleri zaman Cevdet Paşa, Adliye Nazırlığından ayrılır ve günlerini yalısında geçirmeye başlar. Sabahtan gece yatana kadar belli vakitlerde kızıyla özel ilgilenir çeşitli konularda baba-kız konuşup tartışırlar. Babası ile olan muhaverelerinde nelerden bahsettiklerini Ahmet Mithad’a yazdığı mektupta Fatma Aliye kendisi açıklar. Bu konulara bakıldığı zaman o yaşlardaki bir gencin ne kadar derin meselelerle beslendiğine şaşmamak mümkün değildir:

İlk önceleri mantık, belâgat, ilm-i münazaraya ait konuları tartışırlar sonraki dönemde belli aralıklarla Mesnevi-i Şerif’i Kaside-i Bürde’yi, İbn-i Haldun Mukaddimesi’nin tercümesini okur tahlil ederler, bazen Ebu’l Fidâ, İbn-i Hallakan’dan bahsederler oradan Aristo, Eflâtun, İbn-i Rüşte uzanıp İmam-ı Gazâli felsefesi üzerine yoğunlaşırlar.

Böyle bir eğitim silsilesinden geçmiş olan sanatçının, ilk Türk kadın romancılarımızdan olması da doğaldır. Servet-i Fünûn döneminde yazı hayatına giren Aliye Hanım’ın eserlerinin yazılış tarihlerine baktığımız zaman, II. Meşrutiyet ve Mütareke devirlerinde de yazı faaliyetlerini sürdürdüğünü görürüz. Fatma Aliye 1892-1915 yılları arasında yoğun bir şekilde yazı faaliyetine devam etmiştir. Sanatçının eserlerinin; Arapça, Fransızca ve İngilizce’ye çevrilmiş olması, onun Doğu ve Batı kültürlerini iyi bir şekilde tanıması ve o kültürlere hitap edebilmiş olmasından                      kaynaklanmaktadır.Fatma Aliye, Osmanlı kültürünü Avrupa ve

Amerika’ya tanıtma gayretinde olmuş, bir yandan da çeviri romanları ile yazın hayatında geniş yankılar uyandırmış, Piere Loti, Emil Julyerd gibi devrin ünlü simalarından mektuplar almıştır.

Aliye Hanım’ın, yazı faaliyetleri esnasında devrin hükümdarı Abdülhamid Han’ın övgüsüne mazhar olması, ayrıca önemli bir bahis mevzuudur. Sanatçı, babasının devlet adamı olması sebebiyle annesi Adviye Hanım ile birlikte bir bayram kutlamasında Sultan II. Abdülhamid tarafından sarayda kabul edilir. Sultan Hamid kendileri ile görüşür ve Fatma Aliye Hanım’a iltifatta bulunur; ilmini takdir ettiği

Fatma Aliye Hanım’ı saraya gelen yabancı hanımlarla ilgilenmesi için görevlendirir. Fatma Aliye de bu durumdan etkilenir ve padişaha bir ‘Teşekkürnâme’ kaleme alır.

1915 yılına kadar yoğun yazı faaliyeti içinde bulunan sanatçı bu yıldan sonra hastalığının da izin vermemesi sebebiyle yazmaya ara verir fakat hayatının sonuna kadar edebiyat ve sanat dünyasının takipçisi olmaktan geri durmaz.

Turan Tan, Fatma Aliye Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı bir yazıda onun, sanat hayatının sonuna doğru unutulmuş, devrin değerlerine hitap edememiş ve şöhretini devam ettiremeyip yerini Halide Edip’e bırakmak zorunda kalmış olduğunu ifade eder. Bu gazete yazısındaki yorumlar, sanatçı hakkında o sırada yapılan bir çok değerlendirme ile parelellikler taşımaktadır:

“…Fatma Aliye Hanım’ın şöhreti yirmi yıl kadar sürdü. O, Türk kadın yazarlarının en güçlüsü olarak görülüyordu. Bu şöhret Meşrutiyet yıllarına kadar devam etti. 1908’de meydana gelen siyasi inkılâp Fatma Aliye ‘yi birden inzivaya ve nisyan karanlığına doğru sürükledi. Edebiyat-ı Cedîde mektebinin hakimiyeti önünde de yaşayan bu şöhret, Halide Edip’in yazıları karşısında hızla sönmeye yüz tutmuştu. Fatma Aliye için bu vaziyette yapılacak iş, muhitin ve zamanın ihtiyaçlarına göre kalem kullanmaktan ibaretti. Fakat ilk inkılâp aylarında Midhat Paşa pek fazla alkışlandığı ve Cevdet Paşa’nın adı da o alkışlar arasında fazla hırpalandığı için Fatma Aliye’ye ruhi bir kesel gelmişti. Şöhretini korumak için hamle yapamıyordu. ‘Cevdet Paşa ve Zamanı’ adlı bir eser neşretmeye kalkıştı. On dokuzuncu yüzyılda siyasi hayatı ve Babıâli entrikalarını da teşrih emeliyle kaleme alınan bu eseri okuyan olmadı ve bu yüzden de tamamıyla basılamayarak yarım kaldı. İşte Fatma Aliye’yi yazı âleminden büsbütün uzaklaştıran bu muvaffakiyetsizliktir.”

Erken yaşlarda başlayan ve uzun süre devam eden yazı hayatında; roman başta olmak üzere tercüme, sosyal içerikli eserler, felsefî eserler ve tarihî ve biyografik eserler olmak üzere birçok alanda eser kaleme alan Fatma Aliye, altı da roman yazmıştır.

Bir Kadın imzasıyla Hayâl ve Hakikât (Vedad kısmı), 1308 (1891)Te’lif eserdir. Fatma Aliye imzasıyla Muhâdarât, 1309 (1892), 1326 (1908)

Re’fet, 1314 (1899)

Udî 1315, (1900)

Levâyih-i Hayât, 1315 (1900)

Enîn 1328 (1912) (yarım kalmştır.)



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir