22 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Hikaye / Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin İncelemesi Özeti Ana Fikri Konusu
Hikaye Tahlilleri

Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin İncelemesi Özeti Ana Fikri Konusu

Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin İncelemesi

Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin Özeti

Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin Ana Fikri

Fatma Şadiye Altınlar ile İzdivaç Hikayesinin Konusu

Hikâye Matmazel Nadya’nın kişisel özelliklerinin anlatılması ile başlar:

“Matmazel Nadya’nın ikâmetgâhını görenler intizâm u nezâfetin en bedii bir numunesini temâşa ettiklerine kani’ olurlar. Fi’l-hakika Nadya küçük yaşından beri meftu-ı nezafet ve intizam olup hânesinin içinde her şeyin yerli yerinde bulunmasını arzu eder, duvarlara asılı olan levhaların, masalar üzerindeki edevâtın, hâne derunundaki bi’l cümle eşya ve levâzımdan hiç birisinin cüzîce eğri durduğunu, kirli tozlu bulunduğunu görmek istemez….”

O, öyle biridir ki kıyâfetinden düğmesine kadar her şeyiyle ayrı bir zerâfet içindedir. Böyle özelliklere sahip olan Nadya elli yaşına gelmiş fakat daha evlenmemiştir. Önce Nadya’nın elli yaşındaki halini anlatan hikâyeci daha sonra okuyucuyu onun geçmişi ile baş başa bırakır.

Zamanında çok fakir bir ailenin kızı olan Nadya, çeyiz yapacak imkâna bile sahip değildir. Böyle olduğundan kimse tarafından da evlenilmeye layık bir kız olarak görülmez. Evlenmemiş olmasının bir diğer sebebi de kendisindeki güzel hasletleri karşısına gelen kişilerde görememesidir. Nadya, bir süre sonra anne ve babasını kaybeder yalnız kalır. Baba ocağından kalma bir kaç parça şeyi satarak kendisine küçük bir iş açan kız, işlerinin zamanla ilerlemesi ve genişlemesiyle
sermayesini artırır, ticarette başarılı sonuçlar elde eder. Ne zaman ki zenginleşmeye, kendi ayakları üstünde durmaya başlar, evlilik talepleri de artar. Bir zamanlar garip haldeyken gelmeyen tekliflerin bu hale gelince çoğalması, Nadya’nın erkeklere olan itimadını azaltır. Onlar hakkında güzel şeyler düşünemez olur.

Fatma Şadiye bu noktada kadın kahramanı Nadya ‘yı konuşturarak kendi fikirlerini ortaya koyar:

“Erkekler kadınların fıtraten âciz olduklarını söyleyip duruyorlar. Sonra o âciz kadınlara dest-i muâvenet uzatacakları yerde onlar, fakir iken yüzlerine bakmıyorlar da zengin oldukları zaman nazar-ı taltif ve itibara alıyorlar, doğrusu kendi mahsul ü sa’yimden kendim istifade etmeliyim. Beni değil servetimi sevenlere meyl etmemeliyim. der.

Zaman böylece geçer gider; nihayet evlenmekten ümidi kesmiş bir halde yaşayan Nadyâ’nın iş yerine otuz yaşlarında yakışıklı bir adam iş başvurusu için gelir. Nadya’nın bilmediği bir şey vardır ki bu adam onu etkileyip servetine konmayı amaç edinmiştir. Nadya erkeklere güven duymadığı halde, çok iyi rol yapan bu adamdan etkilenmiş ve en sonunda evlenmeyi kabul etmiştir, fakat daha sonra Nadya, yanıldığını anlayacaktır. Evlendikten sonra adı Marsil olan bu adam, Nadya ile hiç ilgilenmez; onun parasını kumarda eğlancede harcar durur. Öyle bir hale gelir ki Nadya’nın sermayesi bu adam yüzünden tükenir. Nadya ile birlikte olmasının artık bir anlamı kalmaz ve ona iffet davası açıp ondan ayrılır. Nadya ise üzüntüsünden daha fazla yaşayamaz, hayata veda eder. Marsil hainliğine Nadya’nın arkasından söylediği sözlerle devam eder:“Ben zaten Nadya ile değil onun altınları ile evlenmiştim.”

Başkahramanı bir önceki hikâyedeki gibi kadın olan ‘Altınlar İle İzdivaç’ta, kadının erkek tarafından istismarı, aldatma, para düşkünlüğü ve para hırsının sebep olduğu olumsuzluklar etrafında ele alınmıştır. Toplumdaki çözülme ile maddiyatın
ön plana çıkması ve çıkar ilişkilerinin acımasızca hayatta yerini alması arasında kurulan ilişki -basit bir şekilde de olsa – dikkat çekicidir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir