14 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Masal / Grimm Kardeşler Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Grimm Kardeşler Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Grimm Kardeşler Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

Evvel zaman içinde çok tatlı bir küçük kız vardı. Her gören ona bayılırdı, ama büyükannesi onu öyle sever, öyle severdi ki onun için ne yapsa, ne düşünse az gelirdi. Günün birinde büyükanne kıza kırmızı kadifeden bir başlık verdi. Başlık, başına tam geldiği için de küçük kız bundan başka bir şey takmaz oldu; bu yüzden herkes onu, “Kırmızı Başlıklı Kız,” diye çağırır oldu. Günlerden bir gün annesi, “Gel, Kırmızı Başlıklı Kız,” dedi. “İşte bir parça nefis etle bir şişe de şarap. Al bunları, büyükannene götür.

Zavallıcık hasta, güçten düştüğü için bunlar ona kuvvet verir. Çabuk git, o kalkmadan yetiş. Ama dikkatli yürü, koşayım deme, yoksa düşüp şişeyi kırarsın, büyükannen de şarapsız kalır. Onun odasına girdiğin zaman, ‘Günaydın,’ demeyi sakın unutma, köşe bucağı da karıştırma.” Kırmızı Başlıklı Kız annesinin elini tutarak, “Sözlerini dinleyeceğim,” dedi. Büyükanne, köyden yürüyerek yarım saatlik yolda, ormanda oturuyordu. Küçük Kırmızı Başlık ağaçların arasına girince bir kurtla karşılaştı. Ama kurtların nasıl hain yaratıklar olduklarını bilmediği için hiç korkmadı.

“İyi günler, Kırmızı Başlıklı Kız,” dedi kurt. “Sağ ol, kurt.” “Nereye böyle, erken erken, Kırmızı Başlıklı Kız?” Küçük kız, “Büyükanneme gidiyorum,” diye yanıtladı. “Ya önlüğünün altında ne var?” Kırmızı Başlıklı Kız, “Etle şarap,” dedi. “Büyükannem hasta, zayıf düşmüş de, yiyip gücü yerine gelsin diye dün fırında et pişirdik.” Kurt, “Nerede oturuyor büyükannen?” diye sordu.

“Ormanın içinde, buradan yürüyerek bir çeyreklik yolda. Evi üç büyük meşe ağacının altında, yanında da birkaç badem ağacı vardır. Bunları görünce hemen tanırsın.”Oysa kurt içinden, “Bu kız pek hoş, tazecik bir şey, ihtiyar kadından daha lezzetlidir,” diye geçiriyordu. “Kurnaz davranmalıyım ki ikisini birden gövdeye indirebileyim.”

Sonra Kırmızı Başlıklı Kız’a dönerek, “Dört bir yanındaki şu nefis çiçeklere baksana!” dedi. “Neden etrafına bakınmıyorsun biraz? Kuşların ne güzel öttüğünü de duymuyorsundur herhalde. Okula gider gibi sağına soluna bakmadan yürüyorsun. Oysa bak, ormanda her şey nasıl cıvıl cıvıl.” Bunun üzerine Kırmızı Başlıklı Kız gözlerini dört açtı. Güneş ışınlarının ağaçlar arasında nasıl ışıldayarak oynaştığını, yolunun üzerinde ne güzel çiçekler açmış olduğunu görünce, “Büyükanneme çiçeklerden bir buket götürürsem seviniri” diye düşündü. “Zaten saat daha öyle erken ki nasılsa oraya zamanında varabilirim,” diyerek ormanın içine dalıp çiçek toplamaya başladı. Ne var ki bir kez başlayınca nerede duracağını bilemedi, her seferinde daha da güzel bir çiçek toplayabilmek için ormanın iyice derinlerine gitti. Oysa kurt dosdoğru ihtiyar büyükannenin evine koşarak kapıya vurmuştu.

“Kimdir o?” diye ihtiyar kadın sordu. “Kırmızı Başlıklı Kız,” dedi kurt. “Sana etle şarap getirdim. Lütfen kapıyı aç.” Ninecik, “Mandalı kaldırıver,” dedi. “Öyle bitkinim ki yerimden kalkamıyorum.” Kurt mandalı kaldırınca kapı ardına değin açıldı, sonra hain hayvan hiçbir şey demeden yatağın üstüne atlayarak zavallı nineyi yalayıp yuttu. Sonra onun sırtındakileri giyinip başlığını başına geçirdi, yatağa girerek örtüleri üzerine çekti.

Bu arada Kırmızı Başlıklı Kız hâlâ çiçek toplamaktaydı. Taşıyabileceği kadar çiçek toplayınca büyükannesini anımsayarak aceleyle onun evine koştu. Kapının açık durduğunu görünce şaşırıp kaldı. İçeri girdiği zaman yüreğini bir sıkıntı kaplamıştı, “İçimde nasıl da bir huzursuzluk var!” dedi. “Keşke bugün buraya hiç gelmeseydim!” Sonra, “Günaydın!” diye seslendiyse de yanıt çıkmadı. O da karyolaya yaklaşarak perdeleri çekti. Yatakta yatanı büyükannesi sandı. Büyükannesi başlığını gözlerinin üstüne doğru indirmişti, çok sert bir görünümü vardı.

“Büyükanneciğim, senin ne büyük kulakların var!” Yataktan, “Seni daha iyi duyabilmek için yavrucuğum,” diye bir yanıt yükseldi. “Ne büyük gözlerin var!” “Seni daha iyi görebilmek için.” “Ne büyük ellerin var!” “Sana daha iyi dokunabilmek için.” “Ama büyükanneciğim, ne büyük dişlerin var!” “Seni daha iyi yiyebilmek için yavrucuğum!” der demez kurt yataktan fırladığı gibi zavallı Kırmızı Başlıklı Kız’ı yutuverdi. Böylece karnını doyurduktan sonra gene yatağa uzanarak horlamaya başladı. Oralardan geçen bir avcı bu horultuyu duyarak, “İhtiyar nine amma da horluyor ha!” dedi kendi kendine. “Gidip bakayım, bir isteği var mı?”

Eve girdi, yatağa yaklaşınca kurdu gördü. “Ne! Sen buradasın ha, koca şeytan? Ne zamandır senin peşindeyim ben!” diye bağırarak tüfeğiyle nişan aldığı gibi kurdu vurup öldürdü. Kimilerine göre esas masal bu değildir. Onlara göre bir gün Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesine yiyecek götürürken karşısına bir kurt çıkarak onu yolundan saptırmak istemiş. Ama o dosdoğru gidip büyükannesine yolda bir kurdun onunla konuştuğunu anlatmış. “O kocaman gözleriyle öyle hain bakıyordu ki anayolda olmasaydım herhalde beni yerdi,” demiş.

Büyükannesi de, “Kapımızı kapayalım ki kurt içeri girmesin,” demiş. Az sonra kurt gelip kapıyı çalarak, “Büyükanne, ben Kırmızı Başlıklı Kız’ım, sana fırında pişmiş et getirdim,” demiş. Ama onlar hiç ses çıkarmamışlar, kapıyı da açmamışlar. Evin çevresini birkaç kez dolanan kurt sonunda dama çıkıp oturmuş. Niyeti Kırmızı Başlıklı Kız’ın akşamleyin eve gitmesini beklemek, o zaman arkasından gidip karanlıkta onu yemekmiş. Ne var ki ihtiyar nine alçak yaratığın niyetini anlamış. Kırmızı Başlıklı Kız’a, “Al şu kovayı, yavrucuğum,” demiş. “Dün bu suyun içinde sosis kaynatmıştım, kapı önündeki taş teknenin içine boşalt.”

Kırmızı Başlıklı Kız kova kova su taşıyarak o derin, taş tekneyi ağzına kadar doldurmuş. Kurt sosis kokusunu alınca ağzını şapırdatmaya başlamış. Sosisleri yemeye can atıyormuş. Sonunda damdan aşağı çok fazla uzanınca dosdoğru aşağıdaki teknenin içine düşüp boğulmuş. Kırmızı Başlıklı Kız sevinç içinde evine koşmuş ama sayın bay kurt için gözyaşı döken olmamış!



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir