Ana Sayfa / Biyografiler / Güzide Sabri Edebi Kişiliği
Şairlerin Hayatı

Güzide Sabri Edebi Kişiliği

Güzide Sabri Edebi Kişiliği

Güzide Sabri Edebi Yönü

Güzide Sabri Sanatçı Yönü

Yirminci yüzyılın başında roman ve hikâye alanlarında eserler veren nâdir kadın sanatçılarımızdan olan Güzide Sabri 1883-1946 yılları arasında yaşamıştır. özellikle, yazdığı aşk konulu romanları ile edebiyat dünyasında yerini almıştır. Şöhretini Münevver ve Ölmüş Bir Kadının Evrâk-ı Metrûkesi ile doruk noktasına ulaştıran sanatçı, hisli ve romantik edebiyatın temsilcilerindendir.

Güzide Sabri, İstanbul’da doğmuş, ve ailesine ait Koşuyolu’ndaki köşkte büyümüştür.‘Gecenin Esrârı’ adlı kitabının ‘Hatırâmdan Birkaç Yaprak’ adlı bölümünde çocukluk ve gençlik dönemlerini geçirdiği, kendisi için çok önemli olan mekânın üzerindeki tesirini şöyle anlatır:

“Koşuyolunda, bağların, bahçelerin, koruların sakin kucağına sokulmuş gibi görünenbir evimiz vardı; yazı burada geçirirdik. Ah! Buranın akşamları ne melûldü. Çocukluğumun en şetâretli, genç kızlık çağımın kısmen neş’eli demleri hep bu ıssız yerde geçmiştir. Buranın baharı, bilhassa bahar akşamları kadar ruhuma hüzün ve aynı zamanda zevk veren bir şey tasavvur edemem. Bu birbirine zıt hisleri hiçbir tarafta bulamadım.”

Ailesinin tek çocuğu olan Güzide Sabri, çocukluğunda ve gençliğinde bünyesi çok hassas ve zayıf olan bir kızdır, kendi evlerinde özel bir eğitimle yetiştirilmiştir. Babası, Abdülhamit döneminde, bir süre sürgün hayatı yaşayanlardandır; önce Sivas’a oradan da Tokat’a gönderilmiştir. Annesi ile birlikte Güzide Sabri de babasının yanına, Tokat şehrine, gider fakat bünyesinin çok hassas olması sebebiyle orada hastalanır ve doktor tavsiyesi ile kış mevsiminde tekrar İstanbul’a döner, Büyükada’da bir eve yerleşir. Güzide Sabri’nin babası birkaç zaman sonra da Bursa’ya gönderilir. Babası İstanbul’a dönmediği halde Güzide Sabri o arada evlenir; fakat babasının Bursa’da bulunması sebebiyle onun yanına bir süreliğine Bursa’da ikamet eder.

Sanatçının biyorafisi hakkında kısa da olsa verdiğimiz bu bilgiler onun edebi anlayışında roman ve hikâyelerine kendi hayatının nasıl yansıdığını göstermetedir. Münevver ve Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrûkesi eserlerinde bu etki belirgin bir şekilde hissedilmektedir.

Sanatçının eserlerini yazdığı dönemde ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı sosyal ve siyasi yapı, romantizmin hâlâ o dönem yazarlarını etkiliyor olması, Servet-i Fünun edebiyatı ve Güzide Sabri’nin kendi mizacı, romanlarını hissî ve ferdî bir çerçevede yazmış olmasının temel sebeplerindendir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir