30 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Haney Yaşamalı Hikaye Kitap Özeti

Haney Yaşamalı Hikaye Kitap Özeti


Haney Yaşamalı Hikaye Kitap Özeti

Dokuz hikâye. İlk hikâye hüsranla biten bir aşka yakılmış, masal – alegori karışımı bir ağıttır: Zavallı Sümüklüböcek’in âşık olduğu Kelebek, zengin ve yakışıklı Yusufçuk’a tutulur
, onunla evlenir. Fakat aldanmıştır; hain Yusufçuk, Kelebeği bırakır. Bir süre Kelebeğin kendisine döneceğini uman Sümüklüböcek, sonunda iki kat mutsuz, Kelebeği aramaya yollara düşer. Bir Küçük Resim, ölümünden sonra, emekli lise müdürü Zekeriya Bey’in cüzdanında bulanan çıplak resimdir. Sınıflardan birinde bir öğrencide ele geçirilmiş, öğretmenden müdür muavinine, ondan da müdüre devredilmiştir. Ailesi, müdürün böyle bir resme sahip olmaktan niçin hoşlandığını, onu neden cüzdanında sakladığını nerden bileceklerdir? Katuşa Masalı’nda yaşlı meyhaneci, bir delikanlıya, uzak bir ülkede kalan ilk sevgilisini, sonra burada bulduğu ikinci Katuşa’yı anlatır. Delikanlı, görmeden, Katuşa’ya âşıktır âdeta. Meyhaneci bir gün gösterir: Katuşa, güzel bir kedidir. Haney, yaşlı insancıl bir fahişeydi, ölmüştür. Fakat Yaşamalı’dır; çünkü ilk gençliklerinde kasaba erkeklerine çok iyiliği dokundu, çok emeği geçti. Açık ve müphem kaynaşması, ön ve arka plan bağlantıları ustaca ayarlanmış Resim ile Elişi hikâyesinde gece yarısı, saat ikidir; otuz sekiz yaşında Ahmet Elden hâlâ uyuyamamıştır; masadaki bir kadın resmine bakarak kurduğu hayaller, sonunda onu kendi kendini cinsel tatmine iter. Dokuz Ay On Gün hikâyesinde; araya İstanbul’un yoksul, zengin semtlerindeki doğumlardan sahneler katılmış, bu doğumların ailelerde yarattığı sevinç, yılgınlık, nefret, kadere rıza gibi değişik tepkiler belirtilmiş olan bu hikâyede, güzel günler hayali kuran bir delikanlının, gerçekleşememiş evlilik tasavvurları açıklanıyor. Kelepçe’de eline, karısının ihanetinin ücreti verilmiş bir adam, namus, şeref duygularının isyanıyla bir bunalım geçirir, paraları yırtar; şimdi yakalanacağı korkuları içindedir. Eski Hikâye’de Ali, sevdiği teyze kızı Hacer’in zengin bir mühendisle evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Ailenin, kendisine karşı davranışı, bir nezaket perdesi altında birden değişmiştir. Gelişmeden kalmış bir sanat kabiliyetinin alegorili ifadesi olan son hikâye Büyük Sarhoşluk’ta bir çöpçü, sokakta bulduğu bir öğrenci defterine, karşısındaki caminin resmini yapmak ister. Çöpçübaşının ihtar ve tehditlerine, gelip geçenlerin alaylarına aldırmaz: İşinden atılmak pahasına da olsa bu resmi muhakkak yapacaktır. • Eser, 1956 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmıştır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir