26 Mart Pazar 2017
Ana Sayfa / Türküler / Hayriye Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Hayriye Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları


Hayriye Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Hayriye Türküsünün Hikayesi

Köğenk türküsü, yıllardan beri Harput ve dolaylarında nam ve şöhret alan meşhur Hayriye’nin üzerine çıkmıştır, bu türkü esasen Hayriye’nin ikinci türküsüdür, birincisi ise işte bu Hayriye türküsüdür, şimdi sizlere bunları ayrı ayrı anlatacağım. Her şeyden evvel Hayriye’yi sizlere yakından tanıtayım da sonra türkülerin izahına geçelim. Harput’da Saraçlar caddesini takip ederken solda tam bu caddeye dikey olarak Meteris’e çıkan bazı sokaklar vardır, bu sokaklardan K6mil Paşa medresesi önünden ayrılan sokakta küçük bir ev vardır. Bu evde tek başına bir kadın oturmaktadır, soyu, sopu belli değil, ancak Saka Hasan’ın karısı olduğunu biliyoruz, zamanında esmiş, yontmuş bir kadın. İsmi Gülhan olmasına rağmen ona Külhan derlermiş. Gülhan’ın bir de kızı var ki, cidden güzel bir kız.. İşte bu kız, meşhur Hayriye’nin tam kendisidir ve hayatı maceralarla doludur. Ana kız, bu küçük evde oturmakta olsunlar, biz varalım Karkacık semtindeki İnce Arapların oymağına. Gülhan’ın bunlarla bir münasebeti olsa gerek; çünkü daima kızıyla bu oymağa gider gelirdi. İnce Araplar, geniş bir aile.. Bu ailenin delikanlılarından bir genç var ki, mektep, medrese görmüş efendiden bir genç. Adliyede memur, ismi de Zeki imiş. Hayriye, anasıyla bu oymağa gidip geldikçe Zeki ve Hayriye arasında bir aşinalık, bir sevişme faslı başlıyor ve nihayet kızı anasından istiyorlar… Gülhan’ın muvafakati üzerine düğün dernek tutuluyor… Zeki Hayriye evleniyorlar; fakat Hayriye, on üç, on dört yaşında ve henüz çocuk denilebilecek çağda… evlendikten sonra “atda, yurtda, Avratda yümün vardır derler ya!.. bu gelinin ayağıdauğurlu gelmiş olacak ki” Zeki, terfian Bakırmadeni Adliyesine ve az zarnafl sonra da Dersim’e tayin edilerek Hozat’a geçiyorlar; fakat Hayriye, daha serpilmiş, daha güzelleşmiştir. Şimdi Hozat’a gelelim: doğrusunu isterseniz Hozat, beldlı yerdir vessalam!.. Hozat, Dersim’in merkezi olduğundan oldukça kalabalık bir kasaba… Çarşısı var, Pazarı var.. Mustasamflık kadrosu ile bir çok memurları var… Asayişi temin için de bir iki bazan da sekiz on tabur asker daima mevcut… Bu askeri birliklerin çavuşları var, zabitleri var, kumandanları var, bunların çoğu da bekardır. O zaman hiç memurun, ailesini Dersim’e götürmeğe cesareti yok; Çünkti Dersim, isyanlariyle meşhur asi bir bölge!… Dersimli’lerin erkekleri de, kadınları da, kızlan da çok güzeldirler. Hele iç aşiretlerde öyle müstesna güzel kızlar ve kadınlar vardır ki, bunları tarif etmek mümkün değildir. İşte bu güzeler diyarının zengini var, ağası var, fakiri ve cüveleği var; Fakat sonuncular çoğunluğu teşkil eder. Dünyayı, meşe ormanları arasındaki kulübesinden başka bilmeyen ve görmeyen bu yoksul kütlenin gerek erkek, gerek kadın ve kız çocukları, iş bulmak maksadıyla fırsat buldukça yakın kasaba ve şehirlere akarlar, buralara gelince de ya bir aile yanında ve çok defa da bekar memur ve subayların evlerinde hizmetçilik ederler. Esasen bunlar dağlarda ve ormanlarda aşiret halinde yaşamış olduklarından kaçma göçme de bilmezler. Kendilerine tevcih edilen ufak bir göz iltifatı veya manalı iki kelime, onları baştan çıkarmaya kafi gelir, baştan çıkınca da bir nevi refaha kavuşmuş gibi hayat öyle anlar ve o hayatla baş başa kalırlar. Hakikat olan bir şey varsa o da, bu gibilerin az zaman  içinde bahar çiçeği gibi açılıp saçılmalarıdır, açıldıktan sonra da Hozat’a sığamaz olur ve etrafa dağılırlar. Harput’da Çatalkaya yosmalarının çoğunu da bu Dersim’li kızlar ve kadınlar teşkil ederdi. İşte Hozat, o sıralarda bu gibi yosmalar ve bir yığın hovardalarla dolu iken Hayriye de kocası ile Hozat’a gitmişti. Bu hava içersinde Hayriye’nin güzelliği ve biraz da açıklığı dillerde dolaşmaya başlayınca gözler, Hayriye’nin üzerine çevrilmiş, takipler başlamış ve bu hal Hayriye’yi baştan çıkarmaya kafi gelmiştir. Hayriye’nin, şimdi eli işte ise gözü oynaştadır… Açıldıkça açılmış ve nihayet bu yüzden kocasından da boşanm4tır” Hayriye, şimdi Hozat piyasasında güzelliğiyle, işvesiyle, neş’esiyle ün salmış serbest bir hayata da kavuşmuştur; Fakat bu haliyle Hozat’da fazla tutunamayarak Harput’a gelmiş, anasını ölmüş bulunca yine İnce Arapların oymağına yakın, Şehrin harici denilebilecek bir yerinde her tarafı açık, taş kapılı, oldukça mazbut bir evi kiralayarak yerleşiyor, esasen Hayriye, uslu duracak tinette bir kadın olmadığından bu evde tedricen misafir kabul etmeğe ve misafirlerini de daima köy ağalarından, saray beylerinden ve o zamanın yeni kılıç kuşanmış subaylarından seçmeğe başlamıştı. Bundan sonra Hayriye’nin evi, dillere destan olunca hovardaların biri çıkıyorsa, beşi nöbet bekliyor. Gece sabahlara kadar devam eden eğlence alemlerinden saz ve şarkı sesleri ayyuka çıkıyor… Bazen hovardaların çatışmaları da oluyor… Hançerler, bıçaklar, kılıçlar birbirine girip çıkıyor… Silah sesleri, yakınları değil, uzak mahalleri bile rahatsız ediyor. Buna rağmen Hayriye, ne kadar güzelse o kadar zeki, kurnaz ve idarecidir, §uya sabuna dokunmadan aynı tempo dahilinde yaşıyor, zevk ve ticaretine bakıyor. Bu hovardaların arasında göze çarpanların en başında Mollaköylü Mamo Bey gelirdi, sonra saray beylerinden ve diğer köy ağalarından hovardalıkta isim yapmış bir çok kişilerden başka bazı genç subayların da bunlar arasında mühim mevkileri vardı. İşte Harput’un kenar bir mahallesinde gece gündüz devam edegelmekte olan bu olayları adım adım takip ve tesbit eden Harput’un meçhul şairi sazını eline alarak şu türküyü çıkarmış ve yayınlamıştır. İşte bu türkü, Meşhur Hayriye’nin üzerine çıkarılan ilk türküdür.

Hayriye Türküsünün Sözleri

Bir taş attım çaya düştü

Çaydan çift güvercin uçtu

Benim gönlüm sana düştü

Aman aman azdır gelin

Lira verem bozdur gelin

Ağ gerdanı dizdir gelin

  **************

Evlerinin önü budur

Çiftte güğüm dolu sudur

Yar sevenin halı budur

Aman aman azdır gelin

Lira verem bozdur gelin

Ağ gerdanı dizdir gelin

 **************

Şahnışene yaptım kapı

Verilmişti bana topu

Benim yarım altın topu

Aman aman azdır gelin

Lira verem bozdur gelin

Ağ gerdanı dizdir gelin

Hayriye Türküsünün Notaları

Hayriye Türküsünün Hikayesinin Notaları




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir