23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Dil ve Anlatım / Diksiyon ve Hitabet / Hazır Cevaplılık Örnekleri

Hazır Cevaplılık Örnekleri

Hazır Cevaplılık Örnekleri

Hazır Cevap Örnekleri

Hazır Cevaplara Örnekler

10 Tane Hazır Cevap

20 Tane Hazır Cevap

30 Tane Hazır Cevap

  • Bir sergi sırasında Alman bir general Picasso’ya, “Bu resim sizin mi eseriniz?” der. Re­sim Picasso’nun Alman ordularının Guernica kasabasını bombalamasını anlattığı Guemica adlı eseridir. Picasso Alman generale şu yanıtı verir: “Hayır sizin eseriniz.”
  • Tıflî Haşan Efendi, soğuk bir kış günü paltosuz gezmektedir. Kürk giymiş zengin bir ta­nıdığıyla karşılaşır. Zengin adam, Haşan Efendi’yi kızdırmak amacıyla sorar: “Nasıl, hava epeyce soğuk, değil mi?” Tıflî Haşan Efendi, adama hakkettiği cevabı verir: “Evet, pek soğuk. Ah ne olurdu, ben de hayvan olaydım da, sırtımda kürküm olaydı!”
  • Ünlü karikatürist Cemal Nadir’e biri “Üstat, çizgilerinize çok gülüyoruz, ama sizi güler­ken pek göremiyoruz. Neden acaba?” diye sorar. Cevap, Cemal Nadir’e yakışacak tarzdadır: “- Bilmiyor musun, ben Nadir Güler’im!”
  • Alparslan, yirmi yedi bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken keşfe gönderdiği su­baylardan biri huzuruna gelip kendisine şöyle bir haber vermiş: “Üç yüz bin kişilik düşman ordusu bize çok yaklaştı!”. Alparslan sakin ve kendinden emin bir şekilde şu yorumu yapmış: “Biz de onlara çok yaklaştık!”
  • Memleketin köyü gidişinden yakman Sakallı Celal’e: “Peki, niçin her şey kötüye gidi­yor?” diye sorulunca şöyle cevap vermiş: “ilgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz olduğu için!”
  • Hoca’ya sormuşlar: “Hoca, kaç yaşındasın?” “Kırk” Aradan beş altı yıl geçmiş, yine sormuşlar: “Kaç yaşındasın Hoca?” “Kırk” ötekiler şaşırmış: “Hocam, beş altı yıl önce de kırk yaşındayım demiştin?” Hoca cevap vermiş: “Beş altı yıl sonra sorsanız, yine aynı cevabı veri­rim, er olan, sözünden dönmez çünkü!”
  • Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdıktan sonra, Bektaşi tekkelerini de kapatan ve “can” adıyla bi­linen müritleri çeşitli yerlere sürdüren Sultan Üçüncü Mahmut, bir gün Rumelihisan’nda bulu­nan bir Bektaşi dergâhına uğrar. Bir kenarda tek başına oturan yaşlı Bektaşi’ye sorar: “Baba erenler, “can”lar nerede?”, Bektaşi, içini çekerek cevap verir: “Sultanım, sayenizde kimde “can” kaldı!
  • Bir sergide Picasso’nun resimlere bakan bir kişi yanında ressamın olduğundan habersiz. “Bu resimlerden hiçbir şey anlamıyorum.” der. Bunun üzerine Picasso kendini tanıtmadan şöyle der: “Üzülmeyin; kuşların sesle­rinden de bir şey anlamıyoruz.”
  • Ressam İbrahim Çallı ile siyaset adamı Recep Pe- ker bir gün bir restorantta karşılaşırlar. İkisinin de paltosu aynı renk ve desendedir. Bu, İbrahim Çallı’nın dikkatini çeker ve şöyle der: “Aa, ikimizin de paltosu aynı!”. Bu­nun üzerine Recep Peker, hava atmak ister: “Ama benim­kinin içinde kürkü var.” İbrahim Çallı, bu sözün altında kalır mı? “Benimkinin de içinde İbrahim Çallı var.” der hemen.
  • Sadrazam Küçük Mehmet Sait Paşa, kimseye kolay kolay inanmazdı. Son derece titizdi. Bir gün dostlarından biri bu aşın titizliğinin sebebini merak eder ve ona sorar: “Paşam, bu kadar titiz olmanızın sebebi padişahtan korkunuz mu?”. Sadrazam Küçük Mehmet Sait Paşa, anlamlı bir cevap verir: “Padişahtan korkmuyorum. Böylesine titiz olmamın sebebi tarihten korkmamdır.”
  • Hamamizade İhsan, Büyükada’daki yazlığında oturmaktadır. Evi biraz dik bir yokuşun başındadır. Onu ziyarete gelen bir dostu eve çıkarken soluk soluğa kalır. Hafif yollu siteme başlar: “Aman efendim, burası İstanbul’un Eşekyoran Yokuşu mu yoksa?” Hamamizade İhsan, cevapta gecikmez: “Vah vah. Yokuş sizi yordu demek!”
  • Padişah Dördüncü Murat, içki yasağının iyi uygulanıp uygulanmadığını gözüyle görmek için şehri teftişe çıkar ve Bekri Mustafa’nın aralannda bulunduğu bir grup sarhoşu görür ve onlara hiddetle bağırır: “İçkinin yasak olduğunu bilmiyor mususnuz?” Bekri Mustafa, bir kadeh daha yuvarlayıp cevap verir: “Biz yasağı biliyor, bu şekilde şarabı imha ediyoruz.”
  • Kulaklarının büyüklüğüyle ünlü olan Galileo’ya hasımlanndan biri “Efendim,” demiş “kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?” “Doğru,” demiş Galileo “benim kulaklanm bir insan için biraz büyük; ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?”
  • Resimden hiç anlamadığı hâlde sergiye gelen boşboğaz bir adam, olur olmaz sözlerle Ressam Şevket Dağ’ı rahatsız ettikten sonra muhteşem bir resmin önüne dikilir ve sorar: “Ne­den yaptınız ki böyle bir resmi, ismi nedir bunun?”. Şevket Dağ, adamın yüzüne bakarak başı­nı hüzünle sallar: “Acı Veren Boşluk” der. Adam, “Boşluk acı verir mi?” der. Sabrı tükenen Şevket Dağ hayretle sorar: “Sizin hiç başınız ağırmaz mı?”
  • Bir İngiliz lordu Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a gelir. İngizliz lordu şerefine veri­len yemekte servis yapan garson elindeki tepsiyi devirir. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde Ata­türk’ün ne tepki vereceğini bekler. Atatürk, İngiliz lorduna dönerek şöyle der: “Halkım her şeyi beceriyor da bir tek uşaklığı beceremiyor.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir