? Haziran Hikaye Kitap Özeti | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Haziran Hikaye Kitap Özeti

Haziran Hikaye Kitap Özeti

Haziran Hikaye Kitap Özeti

Yirmi bir hikâye. Yazar birer olay anlatmıyor hikâyelerde. Keskin, belirgin çizgilerden kaçınarak, dikkat isteyen, belirsiz yaşantı parçalarını birleştiriyor; çağrışım ve yorumlara açılma gücü için okuyucudan katkılar bekleyen bir “iç hayat” görünümleri çiziyor. İlk hikâyede Odadaki
, yatalık bir adamın boyuna, yaşasaydı gelinlik çağında olacak bir kızı hatırlayışıyla oluşuyor. İhtiyar Adam ve Küçük Kız gene yaşlı bir adamın iç yalnızlığını, Konuk Odaları genç yaşta ölmüş bir yengenin hayatından kesitler çevresinde kadınlar dünyasını yansıtıyor. Kavak Dölü’nde yaşlı halasıyla oturan, yaşlı kız terzi Emine, haftada bir ziyaretlerine gelen, otuzundaki teyze oğlu Rahmi’ye bir uğrayışında cinsel bir yakınlık duyarsa da, Rahmi’nin kayıtsızlığı karşısında, o özlem dakikalarının sıcaklığını yitirir: Kapı, Rahmi’nin ardından değişmez bir alınyazısının kesinliğiyle kapanmıştır. Anne’de yatalak bir baba, büyüğü kız, küçüğü oğlan iki çocuk vardır; orta halli bir aile. Annenin, bir gece eve geç gelişi ekseninde, dolaylı bir şekilde, evliliğe ihanet ihtimali, kollayışlı aydınlığına en ufak bir bayağılık gölgesi düşürülmeden, ustaca değinmelerle duyurulur. Işıklı Pencereler’de Selime, iki oğlan anasıdır; trikolar diker, hazırlar, diktiklerini her hafta toptancıya götürür. Bir ramazan gecesi, karşı yapılarda sahura kalkmış insanları görür, kalbi iyilik duygularıyla dolar. Ceviz Ağacına Kar Yağdı’da kente uzakça bir yerde tek başına yaşayan, kültürlü bir kadın vardır. Yıllar sonra kocası, oğlu, kızıyla kendisini ziyarete gelmiştir. Bir komşu kızı, üç yabancının bu ziyaretinden sonra merakını gidermek için küçük, beyaz eve koşar. Kendini yalnızlığa adamış kadın, ona hayatının sırrını açıklar. Kent Kırgını üniversiteli bir gençtir; annesi her sabah evlere temizliğe, çamaşıra giden bir kadıncağızın küçük kızına ilişkin anıları vardır. Nedime adını taktığı bu küçüğün, boş bir arsada porselen parçaları, renkli cam kırıklarıyla kurduğu dünyayı yıkmış olmanın pişmanlığını yaşar yıllar sonra. Sokaklarda, Günayla’yı seven kırk yaşında bir erkek, bir gece içine kapanık kızı evine götürür. Zambaklı Adam kendisini ansızın yaşama sevincine kaptırmış, otuzun üstünde bekâr bir adamdır. Islık’taki Yusuf ise onsekizindedir, istatistik genel müdürlüğünün yayın şubesinde memurdur; bir gün birdenbire işini bırakır, dönüşsüz çeker gider daireden. Artık zamanı vardır: Parkta oturup kuşların sevinç şarkıları mı söylediklerini, yoksa korku çığlıkları mı attıklarını öğrenip anlayacak kadar çok zamanı vardır. Göç Zamanı’nda yıkıntıların ve kanat seslerinin farkında olmayan bir çevrede bir kadın, gittikçe daha çok içine kapanır. Oyun’da evli, küçük memur bir adam da eski anılarına gömülmekten kurtaramaz kendini. Tuba’da bir banka memuru, karısı ve çocuğuyla bir cumartesi gezisine çıkmıştır. Tekdüze hayatında, çocukluğunun şehir bandosundaki tubanın özlemi ve mutsuz çocukluğunun hicranlarıyla dolar. Analar ve Oğullar’da evini bırakıp kaçan, otuzunda ve bekâr, bir üniversite asistanı oğul için, dul anneyi teselli etmek üzere toplanmıştır komşu kadınlar. Porto-Riko’lu hikâyesinde yüzü Porto-Riko’lu ya da Meksikalı olan taşra delikanlısıyla, kasabaya yaz tatillerini geçirmeye gelmiş, kentsoylu, okumuş, yirmibeş yıldır arkadaş, kırk yaşlarının eşiğinde iki kadın vardır; onların karşıt duygu ve düşüncelerine ışık tutulur. Umut hikâyesinde bir kadın, ona gençliğini hatırlattıklarından mı nedir, nişanlı kızların, gelin kızların yakınlarında olmaktan hoşlanır. Üstlerinde oturan ailenin fakülte öğrencisi oğluyla, sınıf arkadaşı nişanlısına temiz, içten ilgisi bu yüzdendir. Bir akşam, delikanlının tutuklandığı haberiyle kendi özlem ve umutları da yıkılmıştır. Leylak Dalları hikâyesinde yirmi birinde bir kız ve erkek kardeşi, baba ve anneden oluşan mutlu aile tablosunda vurgulanan motif, gençlerin kurulu düzene sessizce başkaldırmak istekleridir. Saatler’de iki kadın, biri evinden çocuklarından, biri işinden bıkmış, günlerce sorumsuz, özgür yaşamışlardır, umdukları huzuru bulamamış, ister istemez eski, tekdüze hayatlarına döneceklerdir. Haziran hikâyesinde Ankara’da genç bir memur, öğretmen olan karısıyla, çocuksuz evliliklerinin ıssızlığı içindedirler. Son hikâye Bir Yabancı’da bir evde eşlerle yemeli içmeli konuşmalı bir gece toplantısı, erkekleri kadınları ayrı ayrı konularla iki kümeye bölüştürmüştür. Tanışlardan biri saat on bire doğru bir yabancıyla çıkagelir. Hikâye ev sahibesinin iç yalnızlığını ve kaldığı kısa süre içinde o yabancı delikanlının yarattığı tedirginliği inceliyor. • Bayan Selçuk Baran, Haziran kitabıyla Türk Dil Kurumu 1973 Hikâye Ödülü’nü kazandı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir