21 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Dil ve Anlatım / Diksiyon ve Hitabet / Hazırlıklı Konuşma Örneği

Hazırlıklı Konuşma Örneği

Hazırlıklı Konuşma Örneği

TOPLUMSAL HAYATTA OLGUN İNSAN KİME DERLER?

Sevgili Dinleyicilerim,

Bu konuşmamızda, geçen hafta bıraktığımız yerden başlayarak toplumsal bakımdan ol­gun insanları, olgun olmayanlardan nasıl ayırabiliriz, sorusuna cevap vermeye çalışalım. Böylece, gerek kendimizi, gerek arkadaşlarımızı tanımak için bir ipucu vermiş oluruz. Fakat bura­da, söze başlamadan önce, bir noktayı açıklamak gerek; sayacağım niteliklerin veya alışkanlık­ların bugün hepsine sahip olmanız gerekmez. Bu yaşta, bu gelişmeyi sizden bekleyen yoktur. Fakat bunları şimdiden hedef tutarsanız yavaş yavaş o yönde doğru yol alırsınız. Hiç farkında olmadan gelişirsiniz. Zaman faktörü önemlidir. İnsanlar arasında ve birlikte yaşama sanatını öğrenmek öyle çabucak bellenilecek bir ders değildir. Zaman içinde, ağır ağır gelişmenin so­nucudur. Şimdilik, bizim için önemli olan yön, varacağımız hedefleri tespit etmektir. Şu hâl­de, sizinle birlikte toplum içinde, insanlar arasında sevilerek, sayılarak yaşayanlarla, başarılı ve mutlu olanların, yani toplumsal hayatta olgun dediğimiz insanların niteliklerini sayalım.

Kendi kendini idare edebilmek, olgun insanların belli başlı niteliklerinden biridir. Baş­kalarına dayanmadan yürümek, kendine ait işlerde kararlar verebilmek, bazen kendi kendine kalmak ve bu durumdan hoşlanmak, olgunluğun ilk belirtilerinden biridir. Yetişkinler arasına katıldığımız zaman, birçok işinizi kendi kendinize göreceksiniz. Çoğu zaman kendi başınıza kalacaksınız. Mesela, arkadaşlarınızla hoşlanmadığı tür yere, konsere, maça veya konferansa, kendi kendinize gidebilmelisiniz. Eğer, kendi kendinizi idare etmeye

kararlar olabilir. Mesela, ortaokul veya liseyi bitirdikten sonra hangi fakülteye veya yükseko­kula gideceksiniz? Hangi mesleği seçeceksiniz? Nerede çatışmayı ve kiminle elenmeyi yeğ-leyeceksiniz? Bu önemli kararlan verirken ana baba ve ailenize danışabilirsiniz. Size yardım edecek değerli görüşleri, tecrübeleri vardır. Fakat, en son karar yine sizin olacaktır. Olgun bir insan, bir karar vermeden önce, güvendiği kimselere danışır; fakat son evresinde, karar kendi* sinindir. Yerinde kararlar verdiğiniz zaman yakınlarınız ve sizi sevenler, bu kararınızı onaylar.

Şunu da ekleyelim ki, insan bazen bağımsızlık ya da özgürlük düşüncesini ters anlaya­rak, büyüterek gereğinden çok ileriye gitmeye yönelir. Güneşin, havanın, besinlerin… bizi yaşatan öğelerin gereğinden fazlası nasıl insana zarar getirebilirse, özgürlüğün aşırısı da öyle­sine zararlı olabilir. Bu durumu “başına buyrukluk”, “kimseye faydası olmamak” gibi deyimler­le adlandırmaya çalışırız. Bunlar, beğenilen davranışlar değildir. Olgun insanlardan böyle dav­ranışlar beklenemez. Bu, çocukça ve yanlış bir anlayıştır. Evet, toplumsal bakımdan olgun olan bir kimse kendi işlerini kendi görür, fakat kendisinin dünyada tek başına olduğunu say­maz.

Olgun bir gencin diğer bir niteliği de sorumluluklar kabul etmesidir. Hoşlanmadığı işleri yapmayan ve kendini haklı göstermek için bin dereden su getiren tipleri bilirsiniz. Olgun insan hiç de böyle davranmaya gerek duymaz. Tersine, sorumluluktan kaçmak şöyle dursun, sorum­luluğunu kendi arar, bulur ve üstlenir. “Adam sen de…” veya, “Ne’me gerek!” gibi insanı uyuşturan klişelerden medet ummaz…

İleriye bakmak, geleceği düşünmek de olgun insanın niteliklerinden bir başkasıdır. Böy­le bir insan yarını, yarınları tasarlayabilir. Bugün vereceği kararların hayatına, geleceğine ya­pacağa etkileri düşünür. Mesela, elinde avucundakileri harcayarak, “Yarına Allah kerim!” de­mez. Har vurup harman savurmaz. Bu gibi hareketlerin insanı er ya da geç sıkıntıya düşürece­ğini bilir. İşten çıkmak, hasta olmak, yaşlılık, bunlar hep insan içindir. Eğer ilerisini düşünüp hareket etmeyecek olursak, başkalarının sırtına yüklenmeye ve kendimizi onlara baktırmaya, arkadaşlarımıza, komşularımıza ve topluma yük olmaya başlarız.

İnsan büyüdükçe çocukluktan kalma bazı huylannı bırakıp kendisinden beklenen sorum­lulukları üstlenmesini öğrenir. Bu bir hayli cesaret isteyen bir iştir. Her yiğidin harcı olması gerek. Kolay değildir. Mesela, insan herhangi bir nedenle işi bozulduğu veya işten çıkarıldığı zaman ne yapar? Bir kez olgun bir insarı paniğe düşmez. Durumu bir felaket olarak kabul et­mez. Durmadan yeni olanaklar arar, yorulmadan, iyimserliğini yitirmeden yeni yeni girişimler­de bulunur. Fakat kazanmamak, başarmamA korkusuyla sorumluluklardan kaçman kimselerin bu gibi durumlarla karşılaşmaya tahammülleri yoktur. Bu gibi insanlar, daha ilk adımda teslim olur, adeta tuşla yenilirler.

Ekonomik bunalımlar, savaşları, İnsanlara yıldızlardan veya güneşteki lekelerden gel­mez. Bunlar, insanların, yani her birimizin düşünüş ve davranışlarından doğan doğal sonuçlar­dır. Şu hâlde bunları önlemek de yine insanların elinde, yani bizim elimizdedir. Toplumsal bakımdan olgun olan bir insan, hayatın bin bir çeşit problemleri karşısında etkin ve olumlu bir tavır takınır. Zavallılık içinde tırnaklarım kemirerek veya eli böğründe mahvolmayı kabul etmez.

Olgunluğun ve dolayısıyla güçlü insanın belirgin niteliklerinden birisi de sırası gelince “bağrına taş basabilmek”tir.Toplumsal bakımdan, olgunluğun bir belirtisi de insanın mizah duygusudur. Bu duyguya sahip olmak, insana başarısızlıklar ve sıkıntılar karşısında âdeta egzoz borusu vazifesini görür. Mizah duygusuna sahip olabilmek insanın, hiçbir şeyi gereğinden fazla ciddiye almamasıyla mümkündür. Kendinize ait olan her işi bir ölüm dirim işi olarak düşünmezseniz, düşüp kalkma­nın hep insan için olduğunu kabul edebilirseniz, toplumsal yönden olgunluğa erişmişsiniz deni­lebilir.

Sözü bitirmeden, İngiliz şairi KiplinaMn, “Eğer” adlı şiirini okumak istiyorum. Dilimize şiiri o kadar sever ve o kadar sık okurum ki bu şiir, en iyi dost gibi hep yanımda durur, insana teselli ve güç verir. Toplumsal olgunluğa yardım eder.


Tek Yorum

  1. teekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir