23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / İslamcılık Fikir Akımı Nedir Savunucuları Özellikleri

İslamcılık Fikir Akımı Nedir Savunucuları Özellikleri

İslamcılık Fikir Akımı Nedir 

İslamcılık Fikir Akımının Savunucuları 

İslamcılık Fikir Akımının Özellikleri

Müslümanların dini lideri konumunda olan halifeliğin Osmanlılara geçmesi, bütün Müslüman ülkelerin siyasi planda Osmanlılara bağlı olduğu anlamına gel­mektedir. Osmanlı devlet yöneticileri ve aydınlan halifelik kurumunun Osmanlı­da olmasını devletin dağılmasını engellemek ve birliğin yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla siyasi bir hareket olarak kullanmak istemişlerdir. İttihat-ı İs­lam fikri Sultan Abdülaziz’in son dönemlerinde ve II. Abdülhamit yönetiminin tamamında bir devlet politikası olarak uygulanmıştır.

Tanzimat döneminden itibaren hız kazanan din-bilim çatışması çerçevesinde İslami unsurların yeniliğe ve modernleşme sürecine bir engel olarak görülmesi, İslamcılık fikrine göre bir yanılgıdan ibarettir. İslamcılık bu anlayışı ortadan kal­dırmak ve yanlışlığını ilmi sahada ispatlamak endişesiyle, “19 ve 20. Yüzyılda, İslam ’ı bir bütün olarak “yeniden ” hayata hâkim kılmak ve akılcı bir metotla Müslümanları, İslam dünyasını Batı sömürüsünden, zalim ve müstebit yönetici­lerden, esaretten, taklitten, hurafelerden… kurtarmak, medenileştirmek, birleştir­mek, kalkındırmak uğruna yapılan aktivist, modemist ve eklektik yönleri baskın siyasi, fikri ve ilmi çalışmaların, arayışların, teklif ve çözümlerin bütününü ihtiva eden bir hareket ” olarak tanımlanmaktadır. (Çetişli, 2007: 136)

Müslümanların hayatında İslami ilkelerin yeniden hâkim kılınması yaşanan sosyal ve siyasi yozlaşmayı ortadan kaldıracaktır. Bunun gerçekleşmesi için İs­lam’ın yaşanan zamana göre yorumlanması ıslah hareketleri içinde uygulamaya sokulması gerekir. Fertlerin ve toplumların kendi eksikliklerinden kaynaklanan geri kalmışlık halinin müsebbibi olarak İslami kurallar gösterilemez. Batı’nın teknolojik üstünlüğü ve askeri başarılan İslam toplumların daha önce hiç ya­şamadıktan düzeyde bir başarısızlığa sürüklemiştir. Bu başarısızlık kültürel an­lamda Müslüman toplumlarının Batı hayranlığına düşmesi ile neticelenir. Ancak anlaşılması gereken şey Batı’nın bilimsel ve teknolojik gelişimini kendi iç he­saplaşmasını gerçekleştirdikten sonra yine kendi köklerinden ve kaynaklarından yola çıkarak gerçekleştirdiği gerçeğidir. Müslümanların üzerlerindeki uyuşuklu­ğu atıp yeni bir atılıma geçebilmeleri için köklerine yönelmeleri ve reform hare­ketini başlatmaları zorunludur. Müslüman aydınların çözüm önerileri şu şekilde özetlenebilir:

  1. İslamiyet; modem ihtiyaçları karşılayacak, modem gelişmeler karşısında insanın dünyaya bakışını tayin edecek, değişmeleri açıklayacak ve hayatın her alanına hâkim kılabilecek evrensel bir siyasal-sosyal kuram ihtiva etmektedir.
  2. İslamiyet, modem gelişmelere açık bir dindir. Çağın yeniliklerine kolay­lıkla intibak edebilir. Mani-i terakki değildir. Bizatihi terakkiyi emreder. İslami­yet’in terakkiye engel görünen tarafları ona sonradan ilave edilen geleneklerle oluşmuştur. Bu yüzden onu sonradan oluşmuş sınırlayıcı geleneklerin bağından koparmak, saf şekline dönüştürmek gerekir. Bunun için Ortaçağ’da kapanan içti­hat kapışırım yeniden açılması ve yeni hükümler üretilmesi lüzumludur.
  3. Batı, tartışmasız bazı üstün niteliklere sahiptir. Müslümanlar Batı’yı üstün kılan unsurları (ilim, teknik, medeni usuller) alarak kendi toplumlarını ilerletmek zorundadırlar.

İslamcılık Meşrutiyet’in ikinci kez ilanından sonra da bir fikir akımı olarak varlığım devam ettirmiştir. Ancak Balkan Savaşları’nda Arnavutların isyanın, Bi­rinci Dünya Savaşı’nda Arapların Osmanlıya karşı İngilizlerle birleşmesi ittihat-ı İslam düşüncesine büyük zarar vermiştir. Cumhuriyet dönemine kadar Sebilü’r Reşat, Sırat-ı Müstakim, Beyanü’l Hak gibi dergilerin etrafında toplanan İslamcı aydınlar, Muhammet Abduh, Cemalettin Afgani gibi dönemin reformist Müslü­man düşünürlerinin görüşlerinden de etkilenmişlerdir. İslamcılığın Türkiye’deki temsilcilerinden bazıları şunlardır:

Ahmet Cevdet Paşa, Şehbenderzade Filipeli Ahmet Hilmi, Şeyhülislam Musa Kazım, Said Halim Paşa, İskilipli Mehmet Atıf, Mehmet Akif Ersoy, Elma­lı Hamdi Yazır, Ferid Kam, İsmail Fenni Ertuğrul, Ahmet Hamdi Akseki…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir