23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Sorularınız / Kayıp Cennetin Kayıp Kuşları Sonunda Gerçek mi Oldu
Ödev Soruları

Kayıp Cennetin Kayıp Kuşları Sonunda Gerçek mi Oldu

Kayıp Cennetin Kayıp Kuşları Sonunda Gerçek mi Oldu

Orta Doğu, Hint ve Eski Mısır’da yeniden doğma inancı sadece bedenin ölüp yeniden dirilmesi olarak değil, bilincin erginleşmesi olarak da ele alınırdı. İşte Zümrüdüanka kuşu bu yeniden dirilme inancının sembolüdür. Özellikle Eski Mısır’da bilincin yeniden ve daha tekâmül etmiş bir hâlde yaşamasını ele alan resimler vardır. Bu resimlerde güneş tanrısı Ra cennette at arabası ile ilerlerken, atın ayaklarından ateşler fışkırırcasına tasvir edilmiştir.

Bu beden ve ruhun birlikte hareketini simgeleyen bir resimdir. Ve atın ayaklarından çıkan alevlerin tam orta yerinde ise Anka Kuşu dans etmektedir. Bu da yeniden dirilen bilincin sevinç dansını sembolize etmektedir. Zümrüdüanka kuşunun bu alev dansı, kül olana dek sürer.

Ardından güneş tapınağına uçarak oraya yumurtasını bırakır, sonra da rotasını cennete çevirir. Cennet ise bilincin bir basamak daha Tanrı katına doğru yükselmiş ve tekâmül etmiş hâlidir. Batılı kâşiflerin Amerika’yı, Pasifik adalarını ve Doğunun egzotik ülkelerini ziyaret etmeleri sonucunda Avrupa, masallarda anlatılanlara benzeyen kuş türleri ile tanıştı.

Doğu mitolojisinin Anka kuşu, Rusların Ateş kuşu ve diğer renkli tüylü hayvanlar bir anda cenneti anımsatırcasına Batılının düşlerini süslemeye başladı. Efsanelerin araştırılması gerektiğine inanan bilim adamlarından oluşan bir ekip 1950’li yıllarda Yeni Gine’ye gitti. Tabi ki onları bekleyen şey gerçekten efsanelerdeki kadar güzel kuşlardı.

Ama kuşların rengârenk tüylerinin ticareti de bilim adamlarının onları keşfetmesiyle başlamış oldu. Aslında Fenikeliler zamanından beri kuş tüyleri zaten alıcı buluyordu. Ama yıllardır törensel ve bir takım dini inançlar için kullanılan kuş tüyleri, Batılının elinde bir anda yaygın bir ticarete dönüştü.

Hatta Batılıların çokça talebi karşısında yerli halklar tüyleri dış koşullara karşı uzun süreliğine nasıl korumaları gerektiğini bile çabucak öğrendiler. Sonunda para kazanacakları bir iş kolu doğmuştu. Kuş türlerinin tehlikeye gireceği ne onların ne de Batılıların aklına geldi. Geçmişin efsane cennet kuşlarının tüyleri artık Batılı hanımların aksesuarı olarak kullanılmaya başlanmıştı bile.

Onlar zihinlerde yitirilen ve peşine düşmekten vazgeçilen bir cennetin son kırıntılarıydılar. Ve artık kimse eliyle tutamadığı, gözüyle göremediği bir cenneti istemiyordu. Manevi olanla irtibatını kopartan modern insan her şeyi hemen ve şimdi istiyordu. Kayıp cennetin kayıp kuşları sonunda gerçek olmuştu. Cennet de, kuşlar da kaybolmaya yüz tutmuştu.

Bütün dünya üzerinde görkemli renklilikte kuşlardan sadece papağanlar kaldı. Diğerleri masallarda ve efsanelerde anılmak üzere dünya sahnesinden çekilmiş gibiydi. Derken, insanlar güzelliklerin yok olmasından yana şikâyet etmeye başladılar. Böylece güzellikleri yeniden nasıl keşfedeceklerinin peşine düştüler.

Ama acaba insanlık ruhundaki Zümrüdüanka kuşunu yeniden canlandırabilir mi? Niçin olmasın!


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir