27 Mart Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler / Manzume ve Şiir Nedir, Arasındaki Fark, Örnekleri, Benzerlikler Kısaca

Manzume ve Şiir Nedir, Arasındaki Fark, Örnekleri, Benzerlikler Kısaca


MANZUME ve ŞİİR

 

Manzume ve Şiir Nedir, Arasındaki Fark, Örnekleri, Benzerlikler Kısaca

 

  • “Nazım”ın “sözcük anlamı “dizme, tertip etme, sıraya koyma”, manzum ise “dizilmiş, düzenlenmiş”tir. Yani “nazım” ve “manzum” sözcükleri ölçülü, uyaklı bir biçimde söylenmiş sözü ifade eder.
  • Nazımla oluşmuş dizelerden oluşan eserlere “manzume” denir. Ancak yazılmış her manzume (yani ölçülü uyaklı söz) şiir olamaz. Sanat değeri taşıyan manzumelere şiir denebilir ancak.
  • “Mensur” veya “serbest” tarzda yazılmış bir metin şiir olabildiği hâlde “manzum” bir metin, şiir değeri taşıma­yabilir.
  • Şiiri şiir yapan sanatsal değeridir, güzellik ve özgünlük arayışıdır vs…
  • Manzumede anlatılanlar düz yazı olarak da anlatılabile­cekken şiirde anlatılanlar düz yazı olarak tam olarak anlatı­lamaz.
  • Şiiri düz yazıya çevirerek anlatmaya çalıştığımızda şiirin duygu değerinin kaybolduğunu görürüz.
  • Manzumeler genellikle didaktik metinlerdir ve manzume­lerde kullanılan sözcükler genellikle gerçek anlamıyla kullanılır. Şiirlerde ise coşku ve heyecan yaratma amaç­lanır, sözcükler genellikle yan ve mecaz anlamda kullanılır.
  • “Şiir”in dili “manzume”den farklı olarak imgeli bir dildir.

 

“Manzume” örneği;

 

BAYRAM

Fakat bu levha-i handana karşı, pek yaşlı,

Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,

Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor.

Gelen geçen “Bu niçin ağlıyor?” deyip soruyor.

Yetim ayol… Bana evlat belasıdır bu acı

Çocuk değil mi, “salıncak” diyor…

Salıncakçı!

Kuzum, biraz da bu binsin… Ne var sevabına say…

Yetim sevindirenin ömrü çok olur…

Hay hay!

Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine

Katıldı ağlamayan kızların şetaretine.

Mehmet Akif Ersoy

*************************

 

“Şiir örneği:

 

BU ELLER MİYDİ

Bu eller miydi masallar arasından

Rüyalara uzattığım    bu eller miydi

Arzu dolu, yaşamak dolu

Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan

 

Bilyaların aydınlık dünyacıkları

Bu eller miydi hayatı o dünyaların

Altın bir oyun gibi eserdi

Altın tüylerinden mevsimin rüzgârı

 

Topraktan evler yapan bu eller miydi

Ki şimdi değmekte toprak olan evlere

El işi vazifelerin önünde

Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi

 

Kaybolmuş o çizgilerden

Falcının saadet dedikleri

köylü çakısının kestiği yer

Söğüt dallarından düdük yaparken

 

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi

Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık

Yorganın altına saklanarak

Bu eller miydi sevmeyen geceyi

 

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan

Kırmış küçücük şişelerini

Ve her şeyden ve her şeyden sonra

Bu eller miydi Allah’a açılan

Fazıl Hüsnü Dağlarca




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir