14 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Edebi Sanatlar / Mecaz Değişmece Sanatı Nedir, Özellikleri ve Örnekler
Söz Sanatları

Mecaz Değişmece Sanatı Nedir, Özellikleri ve Örnekler

MECAZ / DEĞİŞMECE / TROPE

Mecaz Değişmece Sanatı Nedir, Özellikleri ve Örnekler

Bir kelimeyi gerçek anlamının dışında başka bir anlamda kullanmaktır. Bu sanattan amaç söze güzellik, çarpıcılık, canlılık ve etkinlik katmaktır. Gerek Divan şiirinde gerekse Cumhuriyet şiirinde son derece sık başvurulan bir sanattır.

********************

Mecaz Sanatı  Örnekleri

Sende seyr-i ahsen-i takvime isti’dâd yok

Yoksa olmaz sûret-i insân-ı kâmil nâ-bedîd

Hersekli Arif Hikmet

Hersekli Arif Hikmet, “ahsen-i takvim”i mecazen sevgili­nin güzelliğinin yerine kullanmıştır. Sevgilinin güzelliği eğer seyredilebilir olsaydı orda insan-ı kâmil / olgun insan modeli görünürdü. Eğer ahsen-i takvim (mecazen sevgilinin güzelliği) hakkıyla seyredilip anlaşılabilseydi, orada Cemalullah görünür­dü ve insanlar olgunluğa erişirlerdi.

********************

Çobanın bir kızıl yele saçları,

Ateştir, alınmaz ele saçları,

Ah hele saçları, hele saçları…

Yakar parmağını dolansa,Ayşe!

Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları

Faruk Nafiz, çobanın saçlarını bir kızıl yele ve yakıcı bir ateş olarak nitelendirirken mecaz sanatı yapar. Hele hele çoba­nın saçlarının Ayşe’nin elini yakması son derece iyi bulunmuş bir mecazdır. Çobanın saçlarının ateş olması aşk ateşinin başına vurmuş olmasından dolayıdır.

********************

Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim

Örtün üstüme örtün serin karanlıklan

Necip Fazıl Kısakürek, Çile

Necip Fazıl, karanlıkları tıpkı bir yorgan gibi üstüne ört­mek isterken mecaz sanatının imkanlarından yararlanır. Zira, gerçekte insanın üzerine karanlık örtülmez, yorgan örtülür. Ay­rıca “karanlık” sözcüğünde anlam itibariyle teşbih ve mecaz sa­natı içiçe geçmiştir.

********************

Ben de güneş gibi, yüce dağ gibi

İçinde kaybolsam yayla duman!

Ömer B. Uşaklı, Hayatı, Eserleri ve Şahsiyeti

Ömer Bedrettin Uşaklı, güneşin ve dağların yayla dumanı içerisinde kaybolmasına özenerek kendisinin de yayla dumanı içerisinde kaybolma dileğinde bulunduğunu görüyoruz. Güne­şin Yayla dumanı içerisinde kaybolması güneş ışığının önünün duman tarafından kesilmesiyle ilgilidir. Yüce dağların yayla du­manı içerisinde kaybolması ise dumanın dağları kaplamasıyla ilgilidir.

********************

Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı

Ahmet Muhip Dranas, Şiirleri

Ahmet Muhip, sevgilisinin bedeniyle ilgili mecazi benzet­melerde bulunur. Sevgilinin teninin buğdaysı ve boyunun başak kadar olması buğdayın özelliklerinin sevgilide tebarüz ettiril­mesidir.

********************

Geçen ömrümü bana söyleyen dere,

Sessizce yaşamayı öğreten koyun

Ziya Osman Saba, Yedi Meşaleciler

Ziya Osman Saba, dere ile ömür arasında bir ilişki kurarak, derenin kendisine geçen ömrünü anlattığını varsayarken mecaz sanatı yapar. Zira akıp giden dere, kendisi gibi akıp giden ömre bir işarettir. Koyun ise sanatçıya kendisine has özelliklerinden dolayı sessizce yaşamayı öretir. Bu da ayrı bir mecazdır. Gerçek­te koyunun yaşamayı öğretmesi diye birşey söz konusu olamaz. Fakat, onun özellikleri sessizce yaşamaya dair birer göstergedir.

********************

Güneşin böler günlerimizi

Bir portakal gibi ortasından ikiye,

Yarısını kulların yer, yansım geceler.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Dol Karabakır Dol

Bedri Rahmi, Tanrıya seslenerek günlerin oluşumuna dair bir kurgulama yaparak güneşin günleri bir portakal gibi ikiye böldüğünü ve bu bölünen portakalların yarısını kulların ve di­ğer yarısını da gecelerin yediğini söylerken mecaz sanatı yapar. Gerçekte gecelerin portakal yemesi diye birşey sözkonusu ola­maz.

********************

Fakat değnekten atım nerde?

Kardeşim su versin ona, susamış.

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Örneklerle Edebiyat Bilgileri I

Fazıl Hüsnü, susayan değnekten atma kardeşinin su ver­mesini isteyehek mecaz sanatının imkanlarından yararlanır. Ço­cuklar, ellerindeki değnekleri at yaparak onun üzerine binerler ve tıpkı at gibi dörtnala koşarlar. Bu arada ona tıpkı at gibi mu­amelelerde bulunurlar.

********************

Kandırsın beni bırak bu renkler, bu kokular,

Ne olsa bu bahçede bir şarkılık günüm var.

Cahit Sıtkı Taraııcı, Bütün Şiirleri

Cahit Sıtkı Tarancı, “bahçe” sözcüğünü mecazen dünya an­lamında kullanır. Kendisini kandıran renkler ve kokulardan ha­reket edecek olursak, dünyanın ölümlü ve aldatıcı olduğuna da­ir bir gönderme de mevcuttur. Şarkı, sözcüğü ise ömür yerine kullanılmıştır.

********************

Sonra o gider sesini yıkardı

Telefonda saatlerce seviştiğinden

Cemal Süreya, Sevda Sözleri

Cemal Süreya ses yıkamak şeklinde yeni bir imge türeterek bunu da mecazi bir anlamda kullanır ki, gerçekte ses yıkan­maz, boğaz temizlenerek sesin daha gür ve saf çıkması temin edilir. Ya da ses kirlenmiştir, artık yıkanması gerekir.

********************

Cep delik cepken delik

Yen delik kaftan delik

Don delik, mintan delik

Kevgir misin be kardeşlik

Orhan Veli Kanık, Bütün Şiirleri

Orhan Veli, cep, cepken, kol ve mintanın delikliğini aslında mecazi anlamda fakirlik yerine kullanmıştır. Bu sözcüklerin bir arada kullanılması bir tenasüp sanatıdır. Ayrıca son dize de iç içe geçmiş tecahül-i arif ve istifham sanatı vardır. Bunların ya­nında dize sonlarında “delik” sözcüğünün üç defa tekrarlanma­sıyla tekrir sanatı sağlanmış.

********************

O babacan acıkmaya varıyorum vara vara

Metin Eloğlu, Örneklerle Edebiyat Bilgileri I

Metin Eloğlu, “babacan acıkmaya varmak” şeklinde yeni imgelemede bulunur. Gerçekte “babacan acıkmaya varmak” di­ye birşey sözkonusu olamaz. Olsa olsa mecazen açlığın zirveye uluşması sözkonusu olabilir. Şair de geleneğe uyarak karnının zil çaldığını söylememiş de babacan acıkmaya vardığını söyle­miş.

********************

İntihar katası bir faytona binmiş geçerken ablam

Caddelerinde ölümler aşkı pera’nın

Ece Ayhan, Bütün Yort Savullar

Ece Ayhan, “intihar karası fayton” ve “ölümler aşkı pera” şeklindeki iki ayrı mecazi söylemle Çağdaş Türk Şiiri’nin sıkı ve sivil bir şairi olarak karşımıza çıkar. “İntihar Karası fayton” söy­lemi faytonaki rengin “intihar karası” olarak mecazen kurgulan­masıyla ilgildir. “Ölümler aşkı pera” ise ölümlerin aşkının perası/sevgilisi olarak kurgulanırken yoğun bir mecaz sanatı sergi­lenir.

********************

Bir erken odanın kolay köşesinde

Gülten Akın, Örneklerle Edebiyat Bilgileri 1

Gülten Akın, “erken odanın kolay köşesi” şeklinde olduk­ça yeni sayılabilecek bir söylemi / mecaz sanatını merkez alarak kurgular. Gerçekte “erken odanın kolay köşesi” diye birşey ol­maz, olsa olsa yatak odasının yatılacak yatağının kolay köşesi olabilir. Yatak odasının bu kadar ince ve zarifçe tasarlanması Gülten Akın’ın üslubuyla ilgildir.

********************

Sen dudakların sokağında kovalarsın beni

Cevdet Aııday, Örneklerle Edebiyat Bilgileri 1

Melih Cevdet, “dudakların sokağında kovalanmak” şeklin­de bir mecaz katar Çağdaş Türk Şiiri’ne. Gerçekte böyle bir şey olmaz, ancak öpüşmenin bu kadar güzel kurgulanması olabilir.

********************

Diğer söz sanatları için konu başlıklarına tıklayınız…

TEŞBİH                  

İSTİARE          

MECAZ                    

MECAZ-I MÜRSEL

KİNAYE                  

TARİZ

İSTİHDAM

TEZAT

TEVRİYE           

TECAHÜL-İ ARİF                 

MÜŞAKALE

TEŞHİS                    

İNTAK

HÜSN-İ TALİL      

MÜBALAĞA

TEKELLÜM-İ RUHİ

NİDA                   

TERDİD                    

KAT’

RÜCU                        

İLTİFAT

TEKRİR                      

TEDRİC

İSTİFHAM                

TELMİH

İKTİBAS                      

MUAMMA

LÜGAZ                        

MÜLEMMA

İRSAL-İ MESEL        

İHAM

TENASÜP                    

LEF Ü NEŞR

SİHR-İ HELAL          

İBHAM

TEHZİL                        

CİNAS

SECİ

İŞTİKAK                      

İADE

AKİS                              

AKROSTİŞ

LEBDEĞMEZ              

ALİTERASYON

TARİH DÜŞÜRME



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir