? Mehmet Celal Edebi Kişiliği | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Biyografiler / Mehmet Celal Edebi Kişiliği
Şairlerin Hayatı

Mehmet Celal Edebi Kişiliği

Mehmet Celal Edebi Kişiliği

Mehmet Celal Sanatçı Yönü

Mehmed Celal 1867-1912 yılları arasında yaşamış ara nesil içinde ismi anılan şiir hikaye ve roman türlerinde birçok eser vermiş bir sanatçıdır. Küçük yaşlarından beri şiire meyli olan Mehmed Celal’in edebiyatla olan münasebeti gittikçe artar ve şiirlerini Muallim Naci’nin Tercüman-ı Hakîkat’te yönettiği edebiyat sütununa gönderir. İlk yıllarında Muallim Naci’nin tesirinde olan sanatçının 1885’te hem Tercüman-ı Hakikat hem de Şafak’da görülmeye başlar 1887’de ise artık yazdıkları tamamen Mürüvvet gazetesinde neşredilir. Eşini kaybetmesi üzerine 1889 ve 1890 yıllarında matbuatta adı görülmez. 1891 ve 1892 yıllarında şiir, hikâye, makalelerini Maarif ve Resimli Gazete’de yayımlar. 1893’te ise Hazine-i Fünun’da yazmaya başlar. “1895’te Mehmed Celal ismi Hazine-i Fünûn, Mekteb ve Malûmât‘ta görülür.”

1898’de Muktebes, Marifet, Malûmât, Musavver Terakki, İrtikâ, Musavver Fen ve Edeb, Servet ve Sabah gazetelerinde de yazar. 

1898-1902 arası Mehmed Celal’in edebi şahsiyetini ön plana çıkaran eserleri verdiği en yoğun olarak çalıştığı bir devredir. 1902 sonrası ise onun suskunluk devridir. Bizim üzerinde çalıştığımız dönemde ise aşağıda belirtilen küçük hacimli iki eseri yayımlamıştır:

  • Eski Yâre Eski Yara Yâhud Dördüncü Makkeme-i Kübra, 1906
  • Zindan Kapısında,1906

Bu tarihler arasında, 1901- 1902, dergi ve gazetelerde çıkmış yazı ve şiirleri ise toplamda kırk adet olup bunlardan bazıları ‘Musiki(şiir)’, ‘Tercüme Numûneleri (Makale)’, ‘Şita ve Bahar (Şiir)’, ‘Piyano Dinlerken (Şiir)’, ‘Perî-yi Mûsikî (Şiir)… Mehmed Celal son yazılarından olan İrtika‘da 1901 yılında yayımlanmış‘Sevdâ-yı Tahrîr’ adlı makalesinde, içine düştüğü yazma isteksizliği ve bedbinliğini şöyle anlatır:

“Teâkub edecek satırları oldukça uzun bir tecrübeye istinâden yazıyorum. Bu bir satırlık maksadım, mebsûtât-ı âtiyemin, bilcümle âsârım gibi ehemmiyetsiz, tecrübesiz, mahzâ yazılsın, basılsın, okunsun diye kaleme aldığım şeylerden olmadığını ve binâenaleyh- kendimce- velev ki cüz’i olsun, bir ehemmiyeti haiz olduğunu ityândır. Evet! Tecrübeme istinâden yazıyorum, eserlerimin takdîrât-ı azîme ile okunmasını ben de arzu ettim. Fakat nihâyetü’l- emr, kendimde âsârımı lezzetle okutmağa bir istî’dâd olmadığını anladım ve bu sevda-yı vâhîdeden vazgeçtim.”



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir