19 Ocak Perşembe 2017
Ana Sayfa / E-Kurs / Dil ve Anlatım Kazanım Kavrama Testleri / Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 15 Soruları ve Cevapları Çöz
E Kurs Soruları ve Cevapları

Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 15 Soruları ve Cevapları Çöz

Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 15 Soruları ve Cevapları Çöz

1. Niğde’ye yaklaşıyorduk. Yanımda oturan bir Niğdeli, şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim

bir noktayı işaret etti.

– Faruk Nafiz’in hanı, dedi.  Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina

sadece Faruk Nafiz’in unutulmaz ‘‘Han Duvarları’’ şiirinde tasvir ettiği han idi. Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir

esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının

bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyordu.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) İzlenimler aktarılmıştır.

B) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.

C) Eksiltili cümle kullanılmıştır.

D) Tahmin bildiren ifade kullanılmıştır.

E) Doğrudan anlatım cümlesinden yararlanılmıştır.

2.Öyküleyici anlatımda asıl olay, üç aşamada anlatılır:

Serim, düğüm, çözüm.

Bu bilgiden hareketle, öyküleyici anlatım için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Belirli bir plana bağlı kalındığı

B) İşitme duyusuna seslenen ayrıntılarla yazıldığı

C) Anlatıcının tek bir olaya bağlı kaldığı

D) Farklı anlatım türlerinin kullanıldığı

E) Kurmaca metin olduğu

3.İradeli insanlar bir işe başlamadan önce o işle ilgili karşılarına çıkabilecek sıkıntıları, zorlukları peşinen

kabullenirler. Yaşadıkları sorunları çözmek için sonuna kadar uğraş verirler. Bu sayede çalışmaları sırasında

morallerini asla bozmazlar ve sabırla çalışarak işlerini başarıyla sonuçlandırırlar. Maymun iştahlılar yani

hevesi çabuk geçenler ise çok geçmeden işten sıkılır, yeni bir işe başlamak isterler ya da küçük bir sıkıntı

karşısında o işi yarım bırakırlar. Böyle davrandıkları için de genellikle başarısız olurlar.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Betimleme      B) Karşılaştırma     C) Öyküleme    D) Tanımlama    E) Örneklendirme

4.Roman, tarihe en bağlı edebî türdür. Toplumsal, politik olaylar ve gelişmelerle de yakın ilişkidedir. Romanın tarihe

bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş

ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, öncekilerden farklı

olarak burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinlerdir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Benzetmeden

B) Genellemeden

C) Karşılaştırmadan

D) Tanımlamadan

E) Örneklemeden

5.“Öyle yazarlar vardır ki yazdıkları metinlerin altlarına kesinlikle imza atmaları gerekir. Çünkü onların yazıları

gerek konuyu ele alış tarzları gerekse de bunları dile getiriş yöntemleri bakımından kendinde tanınmışlık

hissi uyandırır. Bu tür yazarlar sıradanlıktan kurtulamamışlardır.”

Diyen bir eleştirmenin, sözünü ettiği  yazarlarda bulduğu eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yanlızlık     B) İçtenlik     C) Yoğunluk     D) Özgünlük       E) Açıklık

6.Öğrencilerin çalışırken ara verip dinlenmeleri gerektiğini düşünenlerdenim. Mola verilmeden yapılan uzun soluklu

bir çalışma, verimi düşürür. Ellişer kişiden oluşan iki ayrı gruba yüz soruluk bir test uygulanır. Grubun

biri, testi hiç ara vermeden yanıtlarken diğer gruba elli sorudan sonra 15 dakikalık dinlenme süresi verilir.

Dinlenmeyen grubun başarısı, dinlenen grubun başarısından %30 düşük çıkar.

Bu parçanın anlatımında, aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarının hangilerine başvurulmuştur?

A) Somutlama – Tanımlama

B) Tanık gösterme – Sayısal verilerden yararlanma

C) Benzetme – Karşılaştırma

D) İlişki kurma – Sayısal verilerden yararlanma

E) Alıntı yapma – Benzetme

7.Deniz kenarında, yeni öykü kitaplarıyla baş başayım. Yalnız değilim, satırlarla dertleşiyorum, öyküler benim

can yoldaşım. Arada bir martılara ekmek atıyorum. Dalgalar kıyıya vuruyor. Balıkçı teknelerinin pat patları

içime bir ferahlık veriyor, derken Sait Faik bir ara aklıma geliyor. Güneş biraz sonra batacak, bulutlar kızaracak,

etraf grileşecek, akşam olacak. Karşıdaki Çiçek Adası görünmeyecek.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İzlenimlere yer verilmiştir.

B) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.

C) Doğa, devinim içinde anlatılmıştır.

D) Öznellik söz konusudur.

E) Yinelemeye yer verilmiştir.

8.I. Koca bilge Sokrates, zehir içmeden önce öğrencilerinin birinin elinde bir saz görüp ilgilenmiş, nasıl çalınacağını öğrenmek istemiş.

Öğrenci: ― Az sonra zehir içeceksiniz, çalmaya vaktiniz olmayacak, haz duymayacaksınız.

Sokrates, ‘‘Asıl tat çalmakta değil, çalmayı öğrenmektedir.’’ demiş. II.Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir

Türkçeyle yazmış, öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir. Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini, çevrelerini ve

hayatta karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar. Esendal, günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir. Öykülerindeki olaylar son derece basittir.

III. Birçoğunun dediği gibi herkes her şey olamaz. Nasıl iyi asker olmak için disiplin, iyi öğretmen olmak için bilgi, iyi tüccar olmak için para

yeterli değilse, nasıl bütün mesleklerin kendilerine göre biraz doğuştan gelme, çoğu da sonradan öğrenilen incelikleri varsa politikacılığın da

herkesin beceremeyeceği yönleri vardır.

Bu paragrafların anlatım türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

A) Söyleşmeye bağlı – Emredici – Açıklayıcı

B) Öyküleyici – Lirik – Kanıtlayıcı

C) Mizahi – Öyküleyici – Betimleyici

D) Öyküleyici – Öğretici – Emredici

E) Söyleşmeye bağlı – Açıklayıcı – Tartışmacı

9.Günün birinde ünlü ressam Degas, dostu Mallarme’a dert yanmış: “Ölçü biliyorum, uyak biliyorum, üstelik

düşüncelerim de var fakat yazmayı denediğim şiirler bir şeye benzemiyor!” Şiirin büyük ustası, resmin büyük

ustasına, “Şiir, düşünce ve kalıplarla yazılmaz; kelimelerle yazılır.” deyivermiş. Daha XX. yüzyılın başlarında

“gerçek şiir damarı”nı çok iyi yakalamayı bilip ilk dizeleriyle Türk şiirine yepyeni bir hava getiren Yahya Kemal,

bu düşünceyi daha da kısaltarak bir özdeyiş biçiminde sunmayı bilmiştir: “Şiir, duyuşun deyiş oluşudur.” İşte

bu yüzden Degas’ın yazdıkları şiirleşememiştir bir türlü.

Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangileri kullanılmıştır?

A) Benzetme – Tanık gösterme

B) Örnekleme – Sayısal verilerden yararlanma

C) Tanık gösterme – Tanımlama

D) Benzetme – Örnekleme

E) Somutlama – Karşılaştırma

10.Her yıl karlar eriyip de bahar gözünü açınca, Ağrı Dağı’nda bir ulu tazelik patlayınca gölün kıyıları, ince

kar çizgisinin üstü keskin, kısa, küt çiçeklerle dolar. Çiçeklerin rengi alabildiğine parlaktır. En küçük çiçek

bile mavi, kırmızı, sarı, mor, kendi renginde çok uzaklardan bir renk pırıltısı olarak bakır ve keskin kokar.

Gölün mavi suyu, bakır rengi toprağı baş döndürücü keskin kokularla kokar. Bu kokular, çok uzaklardan duyulur.

Yazar bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Betimleme

B) İlişki kurma

C) Öyküleme

D) Karşılaştırma

E) Örnekleme

11.Aşağıdakilerden hangisi “gelecekten söz eden anlatım”ın özelliklerinden biri değildir?

A) Çoğunlukla gelecek zaman kipi kullanılır.

B) Olmamış ancak olması istenenler anlatılır.

C) Varsayımlar üzerine kurulur.

D) Günümüzle ilgisi olmayan unsurlar hâkimdir.

E) Geçmiş ile gelecek karşılaştırması yapılır.

Test 15   1.C    2. A   3. B   4. A   5. D   6. D   7. B   8. E   9. C   10. A    11. E

 



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir