26 Mart Pazar 2017
Ana Sayfa / E-Kurs / Dil ve Anlatım Kazanım Kavrama Testleri / Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 21 Soruları ve Cevapları Çöz
E Kurs Soruları ve Cevapları

Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 21 Soruları ve Cevapları Çöz


Mezun Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 21 Soruları ve Cevapları Çöz

1. Edebiyatın dönemden aldığı rengi, nesillerin ruhu vardır. Toplumsal ve bireysel duruşların kitleselleşmesi

edebiyatın geniş ölçekli tarihçesinde denizin dalgaları gibi birbirini izler. Bu duyuşlardan biri yükselirken diğeri

geri çekilir. Birinin boşaldığı yere diğeri dolar. Birinin bıktırdığını, diğeri özletir. Bu karşıtlık, sosyal ve siyasal

şartlarla doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden edebiyat tarihi, edebiyatı hayat üzerinden yorumlamayı bir yöntem olarak

benimser. Hayatı, edebiyat üzerinden yorumlamayı mümkün kılar.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Edebiyatta bütün dönemlerde aynı şekilde algılanan estetik duyumsamalar vardır.

B) Kimi edebiyat tarihçileri edebî dönemleri incelerken tarihçi tavrı takınmaktadır.

C) Edebiyatçının yaşadığı toplumu eserlerine yansıtmak gibi bir görevi yoktur.

D) Her dönemde değişik tatlar devşiren eserlerin çıkması o edebiyatın zenginliğini gösterir.

E) Edebiyat tarihi, dönemi incelerken yaşamın yorumlanmasına da kapı açar.

2.Geçenlerde eşim ve küçük kızımla büyükçe bir alışveriş merkezine gittik. Orada çok güzel bir etkinliğe severek

katılma imkânı buldum: Bedava bayram tebrik kartı göndermek. O çocukların gözündeki sevinç, bir şeyler

yazabilme çabaları, yetişkinlerin çok eskide kalan bir uygulamayı hatırlayıp heyecanla kaleme sarılmaları…

Ne de çabuk tüketmişiz diye düşünüyorum hayatımızdaki güzellikleri. Sadece birkaç karaktere sığdırdığımız

kısa mesajlar, görünüşte belki pratiklik kazandırdı bize ama samimiyetimizi, yakınlarından bir kart, birkaç satır

bekleyen insanların o heyecanlı bekleyişlerini alıp götürmüş. Dilerim ki bu tür uygulamalar sıklıkla yapılır

da gençler hatırlamanın, vefanın sadece soğuk birkaç satır olmadığını, daha farklı güzelliklerin de olduğunu öğrenirler.

Bu parçada yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Teknolojinin getirdikleri yanında götürdüklerini de sorgulamak gerekir.

B) Ara sıra eskiyi yaşamak hayatımıza heyecan katabilir.

C) Çocuklara geçmiş güzellikleri hatırlatmak da bir ana-baba ödevidir.

D) Teknolojik imkânları hayatımıza uygularken geçmiş güzellikleri hayatımızdan bir anda çıkarmamalıyız.

E) İletişim araçlarının hızla gelişmesi eski uygulamaları rafa kaldırmış ve hayatı monotonlaştırmıştır.

3.İnsan ruhunun kasvetli bir koridora açılan pencereleri olduğu gibi, şefkat ve merhametin ışıklı koridorlarına

açılan pencereleri de vardır. Basında yer alan haberler, insan doğasının karanlık tarafını temsil eden zalimlik,

cinayet, hırsızlık, savaş gibi kötücül eylemleri daha fazla bildirir. Aslında insanların özünde saldırganca

duygulardan ziyade fedakârlık ve paylaşım yeteneği mevcuttur. Bunun için anlayış ve empatiye hayatımızda daha fazla yer ayırmamız gerekiyor.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsanoğlunun doğasında iyilik ve kötülük bir arada bulunur.

B) İnsanın ruhunda kendiliğinden var olan iyiliğin ortaya çıkması için kendimizi karşımızdakinin yerine koymak gerekir.

C) Bir insandan hep kötülük veya hep iyilik beklemek doğru değildir.

D) İnsanı tanımanın yegâne yolu ona empatiyle yaklaşmaktır.

E) Basında çıkan haberlerin genelde kötü olmasının aksine insan doğasında iyi yönler daha ağırlıktadır.

4.Televizyonun başını çektiği bir bayağılaştırma rüzgârı, önüne kattığı her şeyi basitleştirip satılabilir hâle dönüştürerek

sürüklüyor. Güldüren, ağlatan, tiksindiren, öfkelendiren, iç gıcıklayan her yapım özde ne sunduğuna

bakılmaksızın izlenme cetvellerinde yerini alıyor. Televizyonla evlerimize bir ergen ruh hâlinin tohumları

ekiliyor: Her an göbek atmaya hazır, dürtülerini salıvermeye meyilli, bendini aşıp taşmaya dünden razı bir

toplumuz artık. Ergenliğin o uçarı neşesine ve denetimsizliğine kapılmış, yetişkinliğin olgunluğunu yitirmiş bir topluluğuyuz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kitle iletişim araçlarının emrine girmiş, öz denetimden uzak bir psikolojiye bürünmüş durumdayız.

B) Televizyonlarda her ruh durumuna uygun bir programın olması bizi robotlaştırmaktadır.

C) İnsanlar, düşünme ve duygulanma işini artık televizyona bırakmış durumdalar.

D) Televizyonlarda her şeyin açık olarak ele alınması sürü psikolojisini tetikleyen bir unsurdur.

E) Televizyon tüm değerleri sıradanlaştıran, milleti âdeta uyutan bir aygıt olmaktan öteye gidememektedir.

5.Herkesin ana diline karşı sorumluluğu var. Kendi dilini yaşatamayan, en iyi bildiği yabancı dilde bile bir dil gurbeti

yaşar; dil sılasının özlemini çeker. Elbette başka diller öğreneceğiz. Ama unutmayalım: Hiçbir yabancı

dil, ana dilimiz gibi, kanımız, canımız kadar yakın değildir bize. Hiçbir yabancı dil, ana dilimizin sınırlarını aşamaz,

onu geçemez; ondan daha iyi bilinen bir dil hâline gelemez. Gelmişse zaten o dil, ana dilimiz olmuş demektir. Neye özen göstermeliyiz?

Dilimize öncelikle sahip çıkmalı, dilimizi sevilen ve korunan bir dil olarak aktarmalıyız gelecek kuşaklara. Zenginleştirerek,

güçlendirerek, sağlamlaştırarak, içinde en rahat soluk alacağımız, yaşayacağımız ve yaşatmaya ant içtiğimiz bir dil olarak aktarmalıyız.

Bu parçada anlatılmak istenen asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Başka dilleri öğrenmenin yolu ana dilini iyi bilmekten geçer.

B) Ana dilimizi koruyup, zenginleştirerek ana dil bilincini unutmadan gelecek kuşaklara aktarmalıyız.

C) Dilimizi yabancı dillerinden etkisinden kurtarmak herkesin vatandaşlık ödevi olmalıdır.

D) Yabancı dil ana dilden daha iyi biliniyorsa aslında o yabancı dil ana dil olmuştur.

E) Millet olmanın temel şartı ana dilin ortak vatan sathında sahip çıkılarak korunmasıdır.

6.(I) Ruhun en güçlü ihtiyaçlarından birisi, topluluk ihtiyacıdır. (II) Ruh bağlanmak için can atar. (III) Ruhun

ihtiyacı ve aradığı, yekparelik ve benzerlik değil, toplumda zaten var olan renklilik ve çeşitliliktir. (IV) Bir kelebek

gibi hangi çiçeklerle buluşup hangi renkle baştan çıkacağını seçmek ister. (V) Var olmak, sırtını ötekine yaslayabilmektir.

Numaralanmış cümlelerin hangisi paragrafın ana düşüncesini vermektedir?

A)I.    B) II.    C) III.    D) IV.     E) V.

7.Her dilde olduğu gibi bizim dilimizde de geçmişle günümüz arasında önemli değişmelerin yaşanması tabiidir.

Ama dilin değişmesi, geçmişteki nitelikli eserleri rafa kaldırmayı gerektirmez. Bu, korkunç bir cinayet olur.

Bugün ortaya konan fikir, edebiyat, sanat ürünlerinin geçmişte yazılan eserlerden beslenmemesi, asırların

birikimi olan tecrübe ve ustalıklardan faydalanmaması, talihsizliği demektir. Nitelikli eserlerden faydalanmak

belli bir yüksekliğe ulaştırılmış bir yapıyı kaldığı yerden devam ettirmek gibidir. Tersi de her şeye sıfırdan başlama

komikliğinden başka bir şey değildir.

Bu metinden çıkarılabilecek en genel yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Her dönemde edebî metin kendi zevkini ortaya koyar ve okura bunu benimsetmeye çalışır.

B) Edebiyatçı kendisini geçmişin edebî zevkinden arındırıp özgün bir üslup ortaya koyabilmelidir.

C) Geçmişteki edebî eserlerin günümüz yapıtlarından ayrı bir dile sahip olması dilin tabiatına uygundur.

D) Mükemmel eser, köklerinden beslenip yeni bir söyleyiş ortaya koyarak var olan eserdir.

E) Yazınsal değeri olan bir eserin klasik eserlerden etkilenmemesi düşünülemez.

8.Çocuklarımıza gözümüz gibi bakıyoruz, onların üzerine titriyor, başarılı olmaları için elimizden geleni yapıyoruz

değil mi? Peki çocuklarımıza dil bilincini ne kadar verebiliyoruz? Her gün başta sosyal medya olmak

üzere kitle iletişim araçları tarafından dilimizin nasıl kirletildiğine şahit oluyoruz. Çocuklarımıza “güle güle”

sözünü öğretmeden “bay bay” deyişini aşılıyoruz. Belki iyi okullarda eğitim aldırarak onların akademik başarılarını

artırıyoruz ama bir nesli kendi dilimize yabancı bir şekilde yetiştirerek toplumsal birliğimize farkında

olarak veya olmadan dinamit koyuyoruz. Bu noktada devletin gücünü kullanarak son yıllarda çabaladığını

görmek beni mutlu etse de dil bilincinin ilk olarak ailede verildiğini unutmayalım ve velilere çok önemli görevler düştüğünü tekrar hatırlatalım.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Devlet yaptırım gücünü kullanarak dilin bozulmasını, sığlaştırılmasını engellemelidir.

B) Dilin bozulmasında sosyal medya ve televizyonun etkisi inkâr edilemez.

C) Dilimizi gelecek nesillere doğru bir biçimde aktarmada başta aile olmak üzere herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.

D) Çocuğa sadece iyi bir eğitim vermek değil ona dilini doğru bir şekilde öğretmek de aynı oranda önemlidir.

E) Dile sahip çıkmadan ortak bir gelecek oluşturmak mümkün değildir.

Test 21    1. E   2. D    3. B    4. A    5. B   6. C    7. D   8. C




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir