18 Ocak Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Milli Edebiyat Döneminde Hikaye Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminde Hikaye Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminde Hikaye Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminde Hikaye Yazan Sanatçılar

Milli Edebiyat Döneminde Hikayenin Yeri

Milli Edebiyat Döneminde Hikayenin Önemi

Milli edebiyat dönemi hikâyeciliğini genellikle bu dönem romancılarının hikâye türünde verdiği eserler oluşturmaktadır. Ömer Seyfettin ve Memduh Şev­ket Esendal dışında sadece hikâye türüne yönelen yazar yoktur. Daha ziyade romanları ile tanınan Yakup Kadri, Halide Edip, Reşat Nuri, Refik Halit, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Aka Gündüz, Ebubekir Hazım Tepeyran gibi isimler hikâye türünde de eserler vermişlerdir.

Milli edebiyatın teorisyenlerinden olan Ömer Seyfettin (1884-1920) döne­min en önemli hikâyecisidir. Ashab-ı Kehfimiz (1918), Harem (1918), Efruz Bey (1919), Yalnız Efe (1919), Yüksek Ökçeler (1926), Gizli Mabed (1926) dö­nemine tanıklık eden eserleridir. Mili bilinci oluşturmak amacıyla yazılan hikâ­yelerinde, özellikle Balkanlarda azınlıkların Türk milletine karşı aldıkları olum­suz tavrı gözler önüne serer. Subay olan Ömer Seyfettin, uzun süre Balkanlarda görev yapmış, Yunanlılara esir düşmüştür. Milliyetçilik hareketlerinin en şiddetli olduğu zamanlarda Balkanlarda oluşan karışık ortam onun Türkçülüğe yönelik teorik görüşlerini de şekillendirmiştir. Hikâyelerinde doğrudan gözleme dayalı bir gerçekçilik vardır. “Türk edebiyatında hikâyeciliği meslek haline getiren ilk yazar Ömer Seyfettin ’dir. ” (Akyüz, 1995: 187)

Memduh Şevket Esendal (1883-1952), II. Meşrutiyet’in ilanından sonra 1920’lere kadar yayımladığı hikâyelerinde özellikle Bulgar zulmü üzerinde durur. Sade dili ve günlük konuşma dilini başarıyla kullanması, ayrıca Türklük bilincini aşılamaya çalışması onu ilk dönem hikâyeleri ile Ömer Seyfettin’e yaklaştırır.

Anadolu insanını gerçekliği ile anlatmadaki başarısı Refik Halit Karay’ı (1888-1965), milli dönem edebiyatının en önemli hikâyecilerinden biri yapmak­tadır. 1919 yılında yayımlanan Memleket Hikâyeleri sürgün sırasındaki Anadolu gözlemlerine dayanır. Bu eser, memleket edebiyatının öncü eserlerindendir.

Halide Edip Adıvar (1882-1964), özellikle Milli Mücadele’ye ayna tu­tan hikâyeleriyle dikkat çeker. Dağa Çıkan Kurt (1922), İzmir’den Bursa’ya (1922-Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve M. Asım’la birlikte) isimli eserleri, Anadolu halkının kurtuluş mücadelesinde yaşadığı zorluktan anlatmaktadır. 1911 yılında yayımlanan Harap Mabedler’de ise daha ziyade bireysel temalar işlenmiştir. Bi­rinci Dünya Savaşı ve ardından başlayan Kurtuluş Savaşı birçok yazarda olduğu gibi Halide Edip’in sanat anlayışında da büyük değişikliklerin yaşanmasına sebep olur. Dağa Çıkan Kurt’la birlikte üzerine eğildiği meseleler değişir. “Emperyalist güçlerin Türk vatanına saldırıları, Türklefin buna karşı verdikleri mücadele, bu esnada yaşanan zulümler ve acılar hikâyelerin asıl konusunu oluşturur. ” (Çetişli, 2007: 225)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974), Milli edebiyat anlayışı ile kale­me aldığı hikâyelerini Rahmet (1922), İzmir ’den Bursa ’ya (1922) ve Milli Savaş Hikâyeleri (1947) isimli kitaplarında toplar. Anadolu’nun var olma mücadelesini yansıttığı eserleri, Halide Edip’te olduğu gibi Kurtuluş Savaşı’nın merkeze alın­dığı bir ortamı yansıtır. Halkın büyük yokluklar içinde gerçekleştirdiği mücadele, her şeye rağmen bağımsızlıkla neticelenmiştir. Bu hikâyelerde savaşın getirdi­ği büyük yıkımı görmek mümkündür. 1914’te yayımlanan Bir Serencam, Yakup Kadri’nin Fecr-i Âti’nin sanat anlayışına bağlı olarak yazdığı hikâyelerden olu­şur.

Reşat Nuri Güntekin (1889-1956), Cumhuriyetin ilanına kadar olan sürede kaleme aldığı hikâyelerini Eski Ahbap (1919), Recm, Gençlik ve Güzellik (1919), Roçild Bey (1919), Sönmüş Yıldızlar (1923) isimli kitaplarında bir araya getirir. Hikâyelerinin çoğunda bireysel konulan işleyen Reşat Nuri, bazı hikâyelerinde sosyal meselelere de yönelir. Aşk teması ön plandadır. Sönmüş Yıldızlar, Bir Ha­yal Kırıklığı hikâyelerinde birbirine kavuşamayan âşıkların duyguları anlatılır. Sosyal içerikli hikâyelerinde Anadolu halkının bilgisizliği ve tutuculuğu üzerin­de durulur. Recm’de idealist bir öğretmenin köylüler tarafından recm edilmesi işlenir.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu (1870-1927), muhtelif gazetelerde yayımlanan on sekiz hikâyesini Çağlayanlar (1922) isimli eserinde toplamıştır. Turancılık

idealine bağlı Türkçü yazarlardan olan Ahmet Hikmet, hikâyelerinde Türk mil­letinin karakteristik vasıflarını, ruhunu gözler önüne sermeye çalışır. Kahraman­lık, yiğitlik, asillik, incelik, ağırbaşlılık bu vasıfların başlıcalarıdır. Hikâyelerinde Türk destanlarından faydalanır.

Aka Gündüz (1886-1958), milli edebiyat döneminde Türk Kalbi (1911) ve Türk’ün Kitabı (1913) isimleri altında iki hikâye kitabı yayımlamıştır. Bu eserler­de özellikle Balkan Savaşları’nda yaşanan acılar tasvir edilir. Yüzyıllardan hâki­miyetimiz altında olan topraklarda azınlık konumuna düşmek, tahammül edilmez zulümlere maruz kalmak felaketlerin en büyüğüyle yüzleşmektir.

Ebubekir Hazım Tepeyran’ın (1864-1947) Eski Şeyler isimli hikâye kitabı 1910 yılında yayınlanır. Bu kitapta altı hikâye yer almaktadır. Bu hikâyelerde ço­ğunlukla aile sorunlarına değinir. İsmail Çetişli onun hikâyeciliği ile ilgili şunları söyler:

((Tepeyran hikâyelerini, iyiler-kötüler zıtlığından doğan çatışmalar üzerin­den kurar, kendisi iyilerden yana taraf olarak objektifliği yok eder. Altı hikâyeden dördünün mekânı, İstanbul’un dışındaki Osmanlı coğrafyasıdır. Yer yer Servet-i Fünun tesirinde görülen Tepeyran ’ın dil ve üslubu, hikâyelerin tasvir ve tahlil bölümünde ağırlaşırken; diğer kısımlarda daha sade ve anlaşılır bir nitelik ka­zanır. ” (2007: 229)

Milli edebiyat döneminde yazılan hikâyelerin Balkan Savaşları ve Kurtuluş Savaşı etrafında şekillendiği görülür. Sosyal hayatı bütün yönleriyle derinden et­kileyen bu savaşlar Türk milleti için bir kırılma noktasıdır. Yaşanan acılan, yoklukları ve var olma mücadelesini hikâyelerin aynasından seyretmek mümkündür.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir