28 Mart Salı 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Milli Edebiyat Döneminde Roman Hakkında Bilgi

Milli Edebiyat Döneminde Roman Hakkında Bilgi


Milli Edebiyat Döneminde Roman Hakkında Bilgi 

Milli Edebiyat Döneminde Roman Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminde Romanının Genel Özellikleri

Milli Edebiyat Döneminde Roman Proje Ödevi

Milli edebiyat dönemi, Türk siyasi hayatında II. Meşrutiyet sonrası milliyet­çilik anlayışına bağlı olarak kurulan milli devletin oluşum aşamasına kadar ge­çen süre içerisinde vücuda gelmiş, milli kimliğin vurgulandığı edebî faaliyetlerin bütününe verilen addır. Ortak bir beyanname ile oluşmamış olan bu dönem için başlangıç 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayınlanmış olan Yeni Lisan başlıklı makale kabul edilmektedir.

Milli edebiyat dönemi şair ve yazarlarına baktığımızda şu isimleri görürüz: Ömer Seyfettin, Mehmet Şevket Esendal, Refik Halit Karay, Halide Edip Adı- var, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Ali Canip, Ahmet Hikmet, Hamdullah Suphi, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç.

Milli edebiyat dönemi hikâye ve romanında genel olarak dönemin sosyal ve siyasi hayatına bağlı olarak memleket düşüncesinin öne çıktığını görürüz. Bu yönüyle kendisinden önceki dönemlerden (Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati) ayrılır. Bu ayrılık aynı zamanda sanatçının toplumsal meselelere dönüşünün de bir yan­sımasıdır. Ülke içerisindeki sorunlarla boğuşan memleket insanlarının hikâyesi artık eserin merkezinde anlatılmaya başlanmıştır. Bireysel konuların da işlenme­ye devam ettiği bu dönemde denge memleket ve Anadolu insanı lehine dönerek konular bu iki seçenek içerisinden belirlenmiştir. Milliyetçilik düşüncesinin etki­siyle konular Türk tarihinden seçilmeye başlanmıştır.

Romanlarda mekân olarak artık Anadolu kullanılmaya başlanmıştır. Şehir, kasaba ve köyleriyle edebi eserin içerisine giren Anadolu, realizmin de etkisiyle gerçekçi bir biçimde okuyuculara aktarılmaya çalışılmıştır. Fakat aynı zamanda realizmle yan yana memleket romantizmi de eserlerin dünyasında hissedilmekte­dir. İstanbul’un edebiyat dünyasındaki ağırlığı siyasi yapının yavaş yavaş değiş­mesine paralel bir şekilde azalmış ve Anadolu yükselen değer olarak kendisine yer edinmiştir.

Roman dünyasında dil, özellikle Yeni Lisan hareketiyle paralel olarak, sa­dedir. Konuşma dili, yazı diline yakınlaştırılmıştır. Tanzimat ile başlayan süreçte Batılı anlamda hikâye ve roman Örneklerini bu dönemde belirgin bir biçimde görmek artık mümkündür.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun bu dönem kaleme aldığı romanlarda Türk insanının Tanzimat’tan başlayarak o güne değin geçirmiş olduğu sosyal deği­şimleri, bu sosyal değişimler içerisinde Türk insanının ruh dünyasını başarılı bir şekilde işlenmektedir. Reşat Nuri Güntekin, güçlü gözlemci yapısı içerisinde Anadolu insanı aktarma noktasında oldukça başarılı anlatımlar sergileyen eserler verdiği görülmektedir. Öte yandan Halide Edip Adıvar, milliyetçiliği bir ideoloji olarak ele almakta ve romanlarında bunun yansımalarım kurgu düzeni içerisinde aktarmaktadır.

I. Meşrutiyet ile Cumhuriyet’in kuruluş tarihi arasında genel olarak etken milliyetçilik düşüncesinin etkisiyle vücuda gelen Milli Edebiyat; İstanbul mer­kezli edebiyat anlayışının temellerini sarsmış, Anadolu coğrafyasının kapılarını edebi dünyaya sonuna kadar açmış, Türk tarihinden mevzular seçilmek suretiyle milli bilinç oluşturulmaya çalışılmış, siyasi hayattaki çöküş karşısında yeni bir devletin kuruluş sürecinde yayınlanan eserlerle fikrî ve siyasi temelleri atılmış, Türk edebiyat tarihi içerisinde önemli bir kırılma noktasını oluşturmuş bir edebî dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir