27 Mart Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Dil ve Anlatım / Mini Deyimler Sözlüğü
Dil ve Anlatım

Mini Deyimler Sözlüğü


MİNİ DEYİMLER SÖZLÜĞÜ

  • Abayı yakmak; Birisine gönül vermek.
  • Abayı sermek: Bir yere teklifsizce yerleşmek.
  • Abur cubur: Yararlı olup olmadığı düşünülmeden rastgele yenilen öteberi.
  • Ağız namesi yapmak: Birini abartılı bir biçimde övmek.
  • Ağzına geleni söylemek: Ağır ve kırıcı sözler söylemek.
  • Alnını karışlamak: Bu güç işi yaparım diyene işte mey­dan! Sonunda yapamayacağı anlaşılacak.
  • Alnının damarı çatlamak: Başarmak için çok uğraşmak
  • Atı alan Üsküdar’ı geçti: Fırsat elden gitti, (iş işten geçti)
  • Ayak sürümek: Verilen işi yapmama yolları aramak.
  • Başında kavak yelleri esmek: 1. Yükümlülük duygusun­dan uzak zevk ve eğlence peşinde koşmak. 2. Gerçekleş­meyecek şeyler düşünerek zaman geçirmek.
  • Bulanık suda balık avlamak: Karışık bir durumdan yararlanarak çıkar sağlamak.
  • Bin dereden su getirmek: Çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek.
  • Bire bin katmak: Olan şeyi abartarak anlatmak, söy­lenmeyen şeyler eklemek.
  • Burnunun dikine gitmek: Kimseyi dinlemeyerek kendi bildiğini yapmak.
  • Burnundan solumak: Çok sinirlenmiş olmak.
  • Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu: Sözleri ve davranışları birbirini tutmamak.
  • Burnundan kıl aldırmamak: Davranışlarına karşı hiç söz söyletmemek.
  • Buyurun cenaze namazına: istenmeyen bir sonuçtu. Yapacak bir şey yok artık.
  • Cebi delik: Cebinde hiç para bulunmayan, para tutmayan.
  • Çalyaka etmek: Yakasına yapışıp götürmek.
  • Çam devirmek: Karşısındakine dokunacak sözler söy­lemek.
  • Çamura yatmak: Kendisinden beklenen yardımı, baha­neler ileri sürerek yapmamak.
  • Çantada keklik: Ele geçirilmesi o denli kesin ki elde edil­miş sayılır.
  • Çiğnenmeden yutulmaz: Bir şeyi elde etmek için emek gerekir.
  • Derdini Marko Paşaya anlatmak: Yakınmamı dinleyecek kimse yok.
  • Dem vurmak: Gücünü aşan bir konu hakkında konuşmak
  • Damarına basmak: Bir kimseyi, duyarlılığı bulunan bir konuya dokunup kızdırmak.
  • Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı: Konuyla hiç ilgisi olmayan saçma sapan söz.
  • Dudak bükmek: Beğenmemek, umursamamak.
  • Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek.
  • Etekleri tutuşmak: Çok telaşlanmak.
  • Ekmeğini taştan çıkarmak: En güç işleri bile yapıp geçi­mini sağlamak.
  • Eli koynunda kalmak: Çaresizlikten bir iş yapamaz du­rumda bulunmak.
  • Ensesinde boza pişirmek: Bir işi yapıp bitirmesi için çok sıkıştırıp, tedirgin etmek.
  • Eski çamlar bardak oldu: Eski durumlar değişti. Köprünün altından çok sular aktı.
  • Gemi azıya almak: Bildiğini okumak.
  • Gözü kesmek: Bir işi yapmaya gücü ve yeterliliği bulunmak.
  • Gözü ilişmek: Rasgele görmek.
  • Gönül koymak: Gücenmek, darılmak.
  • Gözü gönlü tok: Geçim sıkıntısı içindeyken kimseden yardım istemeyen ve yapılan yardımı zorla kabul eden.
  • Gözü ısırmak: Tanır gibi olmak.
  • Hem kel hem fodul: Hem yeteneksiz hem kendiyle övünen / kibirli.
  • Havadan nem kapmak: Duyarlılığı bulunduğu için, en küçük bir şeyden rahatsız olmak.
  • İnce eleyip sık dokumak: Kılı kırk yarmak, çok dikkatle en ince ayrıntılarına kadar titizce incelemek.
  • İki dirhem bir çekirdek: Çok şık, çok güzel ve özenli gi­yinmiş.
  • İpe un sermek: istenilen işi yapmamak için birtakım bahaneler ileri sürmek.
  • Kaçın kurası: Çok görmüş, geçirmiş; aldatılması güç.
  • Karga tulumba etmek: Birkaç kişinin, bir kimseyi kol ve bacaklarından tutup kaldırması.
  • Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek: Çektiği sıkıntıları kimseye sezdirmemek, kendini iyi durumdaymış gibi göstermek.
  • Karda gezip izini belli etmemek: Yaptığı uygunsuz işi, kimsenin sezmeyeceği bir ustalıkla yapmak.
  • Kirişi kIrmak: ilişiği bulunan yerden ayrılmak, kaçmak.
  • Kör dövüşü: Bir amaca ulaşmak isteyenlerin düzensiz,
  • birbirine uymaz çabaları.
  • Kulak kabartmak: Belli etmemeye çalışarak dinlemek.
  • Kulak kesilmek: Bütün dikkatiyle dinlemek.
  • Kulağı delik: Olup bitenleri çabuk haber alan.
  • Kulağı kirişte: Söylenecek sözü, gelecek haberi her an
  • bekleyen.
  • Kılı kırk yarmak: En küçük ayrıntılarına kadar dikkatle incelemek.
  • Mal, canın yongasıdır: Mal, canın bir parçasıdır.
  • Mangalda kül bırakmamak: Bağıra bağıra yapamayacağı şeyler söylemek. Yüksekten atmak.
  • Mavi boncuk dağıtmak: Sevgi dağıtmak.
  • Maval (masal) okumak: Oyalayıcı sözler söylemek.
  • Öküz altında buzağı aramak: Akla uymayan bahanelerle suç ve suçlu bulma çabası içinde olmak.
  • Palas pandıras: Hazırlanma olanağı bulunmadan ya da verilmeden (yaka paça).
  • Sözüm ona: Güya.
  • Ter dökmek: Zor bir iş üzerinde uğraşmak.
  • Tuzu kuru, sabunu sarı: İşi, kazancı yolunda, kaygılanacak bir durum yok.
  • Ununu elemiş eleğini asmış olmak: Görevlerini yapıp bitirmiş, artık bir iş yapmıyor. (Okunu atmış, yayını asmış)
  • Üstüne alınmak: Kendinin suçlandığını sanmak.
  • Veryansın etmek: Acımadan, insafsızca saldırmak.
  • Zülf-ü yâre dokunmak: iş başında olan veya kırılması doğru olmayan kişileri gücendiren söz söylemek.



Tek Yorum

  1. Bence coooooooook güzel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir