15 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Türküler / Misket Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Misket Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Misket Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Misket Türküsünün Hikayesi

Misket, ufacık tefecik bir elma türü. Huriye de Ganizadeler’in ufacık tefecik, şipşirin kızlarının adı. Huriye kız, sık sık evlerinin önündeki elma ağacına tırmanıyor. Yolu gözlüyor. Sebep? Sebep, Osman Efe. Ankara’nın sayılı efelerinden Osman. Genç, yakışıklı. Geniş omuz, burma bıyık. Bir de boylu poslu ki gören maşallah diyor. İşte, Huriye’nin gönlü bu Osman Efe, evin önünden geçiyor, Huriye atlıyor bahçeye, tırmanıyor misket ağacına. İkisinin de yüreğinden ılık birşeyler akıyor. Derler ya kalp kalbe karşıdır, kalpten kalbe yol vardır. İkisinin yolu aynı. Günlerini bekliyorlar. Haa! Osman Efe Huriye’yi adıyla çağırmıyor hiç; “Misket” diyor Huriye’ye. Misket aşağı, Misket yukarı.

Günlerden bir gün, Misket testiyle su almaya gidiyor çeşmeye. Bir yandan testisini dolduruyor, bir yandan da türkü söylüyor. Tam testisini doldurup omuzuna alıyor ki, karşıdan bir atlı görünüyor. Yaklaşıp su istiyor Misket’ten. Ama bakışları hiç de iyi değil. Yan yan bakıyor Misket’e.

“Güzel kız, sen kimlerdensin?” diyor. Misket de ezile büzüle “Ganizadeler’in kızıyım” diye tanıtlıyor. “Yaa! Baban arkadaşımdır benim. Kır Ağa selam söyledi dersin. Ziyaretine geleceğim birgün” deyip atını mahmuzluyor. Kır Ağa’nın adını duymuştur Misket. Namlı efedir Kır Ağa. Tuttuğunu koparır. Attığını vurur. Dediği dedik, çaldığı düdüktür Kır Ağa’nın.

Misket’i alır bir korku. Bu adam bana iyi bakmadı. Ya babama gelirse. Ya beni isterse. Ya şu.. Ya bu.. Düşüne düşüne eve varır. Çok geçmeden Osman Efe’nin atı görünür uzaktan. Yaklaşır. Selâmlaşırlar. Misket işaretle görüşmek istediğini anlatır Osman Efe’ye. Akşam karanlığını iple çeker. İlk karanlıkta geçer bahçe duvarına. İçindeki kuşkuyu anlatır Osman Efe’ye. O da “Sen hiç telaşlanma. Kır Ağa yiğit efedir. Kötülük gelmez ondan” der. Misket’in içi rahatlar biraz kavilleşip ayrılırlar.

Aradan bir hafta geçmeden, bir haber gelir Kır Ağa’dan. Allah’ın emriyle kızınızı istemeye geleceğiz, ne dersiniz, diye. İlkin şaşırırlar. Anası karşı koyacak olur. “Daha yaşı ne ki kızın. Üstelik babası yaşında Kır Ağa. Bu iş olmaz” der.

Babası “Kır Ağa yiğit bir insandır. Malı mülkü de yerindedir. Kız dediğin tez elden evden çıkmalı. Kalınca kalır. Kısmeti tepmiyelim. Sayanı seveni çoktur Kır Ağa’nın” diye yumuşatır anasını. Anası Misket’in ağzını arar Böyleyken böyle. Ünlü Kır Ağa seni istemeye gelecek. Ne dersin? deyince Misket başlar ağlamaya. “Ben Kır Ağa’ya varmam. Ölsem de varmam. Baba mı diyeceğim ona. İstemem” diye diretir. Anası durumu babasına iletir. “Uygun bir dille Kır Ağa’ya anlatıp, zaman kazanalım. Belki ilerde gönlü olur” derler.

Misket akşamı zor eder. Bahçeye çıkıp, Osman Efe’nin yolunu gözler. Uzaktan atını görünce de, tırmanıp çıkar elma ağacına. Durumu kısadan bildirir Osman Efe’ye. Böyleyken böyle. Kır Ağa adam salmış.. Beni isteyecek. Ne yapacaksan yap.

Osman Efe çılgına döner. Sürer atını kahveye. Bir tanıdık bulup anlatır durumu. “Varıp Kır Ağa’ya söyleyin. Kendini sever sayarım. Yiğit kişi bellerim. Yolumdan çekilsin. Sonu iyi olmaz” der. Haberi Osman Efe’den alıp, Kır Ağa’ya iletenler, bire bin katarak aktarırlar. “Osman diyor ki, Kır Ağa kim oluyor da benim yavuklumu alacak. Leşini sererim. Ona Kır Ağa derlerse, bana da Osman Efe derler”.

Kır Ağa bir “Ya?!” çeker. “Demek dünkü çocuk, karşı koyuyor bize. Ona söyleyin ki, lafla peynir gemisi yürümez. Kendine güveniyorsa karşıma çıksın”.

Aracılar bu kez Osman Efe’ye getirirler sözü: “Kır Ağa küplere bindi. Düne kadar çömezlik ederdi bize. Bugün göz koyduğumuz kıza mı talip çıkıyor? Erkekse karşıma çıksın” diyor. Sözün kısası, laf gidiyor, geliyor. Geliyor, gidiyor. Osman Efe Kır Ağa’ya; Kır Ağa, Osman Efe’ye kinleniyor. Sonunda işi kendi aralarında çözmeye karar veriyorlar. Kıran kırana kavga edecekler .sağ kalan Misket’i alacak. Gününü, saatini kavilleyip buluşuyorlar. Bıçaklar çekiliyor. Kıyasıya giriyorlar birbirlerine. Çevredekiler de seyrediyor. Kır Ağa’nın kavgacılığını bilenler acıyorlar Osman Efe’ye. Pisi pisine gidecek çocuk diyorlar. Yazık olacak gençliğine. Kır Ağa’ya dayanamaz. Keşke bu işe girmeseydi.

Misket, durumu merakla bekliyor. Çıkmış elma ağacının üstüne, yollan gözlüyor. Bir yandan da Osman Efe için dualar ediyor. Osman Efe de aslanlar gibi döğüşüyor. Kır Ağa’nın saldırılarını bir güzel savıp, karşı saldırıya geçiyor. Zor durama düşürüyor Kır Ağa’yı. Kır Ağa duruyor birden. Duruyor da bıçağım kadife ceketinin önüne daldırıyor. Bir bıçakta yırtıp atıyor ceketin önünü.

“Evlerinin önü yazı,

Yayılır turnası kazı,

Yaşına yetmedik kuzu,

Koç ile vuruşur oldu!”

 

deyip atıyor bıçağını yere. Sonra da: “Benimle böylesine boy ölçüşen yiğide, ben kıyamam. Koç olacak kuzuya bıçak çekmem. Vur bıçağını bağrıma. Misket senin olsun” diyor. Osman Efe şaşırıyor. O da atıyor bıçağını yere. Koşup ellerine sarılıyor Kır Ağa’nın. Çevredekiler seviniyor. İki Efe’yi de kucaklayıp, kutluyorlar.

Kadın-kız da yollara dökülmüş uzaktan görünen kalabalığı bekliyor. Hepsi heyecanlı, hepsi meraklı. Ama, Misket’in merakı başka. Çıktığı elma ağacında duramıyor. Daldan dala geçip, gelenleri seçmeye çalışıyor. Derken kalabalık yaklaşıyor. Önde Kır Ağa, arkasında kalabalık. Gözleri Osman Efe’yi arıyor, göremiyor. Birden başı dönüyor, gözleri kararıyor. Tepe üstü düşüyor ağaçtan. Düşüş o düşüş. Cansız yığılıyor.

Çok geçmeden kalabalık elma ağacına ulaşınca, bir feryattır kopuyor. Osman Efe sığmıyor oralara. Kadınlar kızlar perişan. Misket kızın öyküsü çok geçmeden halkın dilinde türkü olup, dilden dile telden tele dolaşıp, Ankara’nın sınırlarını çoktan aşıyor.

Misket Türküsünün Notaları

Misket Türküsünün Notaları



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir