Nayiler Hakkında Bilgi

Nayiler Hakkında Bilgi

Nayiler Temsilcileri

Nayiler Özellikleri

Nayiler Kimlerdir

Nayiler Topluluğu Nedir

Nesl-i Âtî üyelerinin Şahabettin Süleyman’ın öncülüğünde, Safahat-ı Şiir ve Fikir dergisi etrafında oluşturduğu edebî harekettir.

Nesl-i Âtî’nin şair ve yazarları yine Şahabettin Süleyman’ın yol göstericili­ğinde önce 1913’te 2 sayı yayımlanan Nihal ardından 1914’te 3 sayı neşredilen Safahat-ı Şiir ve Fikir adlı dergide faaliyet gösterirler.

Safahat-ı Şiir ve Fikir1 in 6 Mart 1330 (19 Mart 1914) tarihli İ. sayısında Şahabettin Süleyman’ın “Nayiler: Yeni Bir Gençlik Karşısında” başlıklı yazısı ile takdim ettiği gençler için “Takdis eylediğim Fecr-Âtî’ye mensup olmasaydım ve o neslin Osmanlı edebiyatına ciddi hizmetler ifa ettiğine kani bulunmasaydım yeni gençliğe iltihak etmek hususunda bir saniye tereddüt etmezdim.” (Şehabet- tin Süleyman, 1330: 6) diyen Şahabettin Süleyman, Nayiler’in “teşekkül-i Osmaniyana ricat” ederek Selçuklular Devri’ne kadar ineceklerini böylece Osmanlı edebiyatının kaynağı ile yeni nazariyeleri, lisan ile hissiyatı mezcederek yeniliği husule getireceklerini, vezin ve ahenkten başka bir süs kabul etmeyeceklerini ifade eder.

Şahabettin Süleyman aynı yazısında Nayiler’in sanat anlayışının esasım Yahya Kemal’in oluşturduğunu da söyler. Böylece Nayiler, Nev-Yunanilik’in özü olan asıl kaynağa inme teorisini Yunan ya da Latin’e değil, millî kaynaklara/ millî geçmişe “Anadolu’daki Türk edebiyatının ilk devirlerine inmeyi ve XIII. asrın büyük mutasavvıfları olan Mevlana Celaleddin-i Rumi ile Yunus Emre’nin şiirlerindeki samimi ifadeli, lirik ve mistik atmosferi kendi şiirlerinde de yaşat­mayı denediler. Onlara göre estetik heyecan ile dili ve üslubu tabii bir şekilde birleştirmek, sade ve samimi bir ifade tarzı bulmak ve bundan doğan iç ahengi değerlendirmek gerekir.” (Akyüz, 1997,169-170)

Halit Fahri [Ozansoy], Selahattin Enis [Atabeyoğlu], Hakkı Tahsin, Hıfzı Tevfik [Gönensay], Yakup Salih, Enis Behiç [Koryürek], Orhan Seyfi Seyfettin [Orhon Seyfi Orhon], Safi Necip’in aralarında bulunduğu Nayilerden bazıları Şa­irler Demeği, Hecenin Beş Şairi gibi millî edebiyat cereyanı içerisindeki oluşum­larda ve Cumhuriyet Dönemi’nde önemli eserlere imza atacaklardır.

  1. Faruk Nafiz ÇamlıbeVin Anadolu ’ya yönelişi hakkında bilgi veriniz,

Faruk Nafiz Çamlıbel, ferdi aşk ve ıstıraplarını dile getirdiği ilk şiirlerinde hem muhteva hem dil ve üslup açısından Servet-i Fünûn-Fecr-i Âtî’nin etkisindedir. Bu şiirlerde özellikle Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Ahmet Haşim’in iz­leri görülür. Sonraki şiirlerinde kendi üslubunu ortaya koyan şair, aruzu ustalıkla kullanmış, bu meziyeti ile Yahya Kemal’in takdirini kazanmıştır.

Ziya Gökalp’ın teşvikiyle millî edebiyat akımına yönelen Faruk Nafiz, Beş Hececiler/Hecenin Beş Şairi içinde yer almıştır. Şiirlerinde hece veznini ve konu­şulan Türkçeyi kullanmada büyük başarı göstermiştir.

İstanbullu, aydın bir genç olan Faruk Nafiz’in 1922’de edebiyat öğretmeni olarak Ulukışla yoluyla Kayseri’ye yaptığı yolculuk sırasında Anadolu ve Ana­dolu insanı ile ilk karşılaşmasının izlenimlerini içeren “Han Duvarları”, sanatının dönüm noktasını teşkil eder. Sonraki yıllarda Şark Vilayetleri Tetkik Heyeti ile Sivas, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Trabzon, Kastamonu gibi illere yaptığı seyahatler, şairde memleket edebiyatı fikrinin bir ideal hâline gelmesine sebep olmuştur. Müdürlüğünü yaptığı Hayat mecmuasında Anadolu coğrafyasını, insa­nını, meselelerini halk edebiyatı unsurlarıyla desteklediği şiirleriyle ele almıştır.

“Sanat” adlı şiiri şairin estetik anlayışını göstermesi açısından önemlidir. Memleket edebiyatının poetikasını ortaya koyan “Sanat”ta yerli-yabancı kaynak­lan mukayese ederek millî unsurları görmezden gelenlere tepki gösteren Çamlıbel, asıl ve yegâne beslenme kaynağının Anadolu olduğu sonucuna varır. Bu görüş birçok şair tarafından kabul edilerek uygulanır.

Sanat

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,

Bizim dünyamız da binbir baharı saklar!

Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek,

İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar.

Sen kubbesinde ince bir mozayik arar da Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini,

Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini…

Sen raksına dalarken için titrer derinden Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin, Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin.

Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,

Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en hazin bir musiki yerine!

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,

Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini…

Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz.

Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!

(Çamlıbel, 2005: 9-10)

Mizahi şiir anlayışı oldukça gelişmiş olan Çamlıbel, Akbaba, Karikatür gibi dergilerde Çamlıbel, Çamdeviren, Deli Ozan gibi müstear adlarla bu yolda şiirler yazarak daha çok memleketin sosyal, siyasi meselelerini ve dil konusunu işlemiş­tir. Memleket edebiyatı kapsamına dâhil olan manzum tiyatrolarından daha sonra yazılacak köy oyunlarının ilk örneği Canavar’da Anadolu’nun hâlini dikkatlere sunmuş; Akın, Özyurt ve Kahramanca, dönemin resmî tarih tezini desteklemiştir. Mensur tiyatro eseri olan Yayla Kartalında, da halk edebiyatı unsurlarından fay­dalanmıştır.

Mehmet Emin ya da Rıza Tevfik’in Anadolu’dan bahseden şiirleri ile Faruk Nafiz’in şiirleri arasındaki en önemli fark Çamlıbel’in diğerleri gibi fikrin/muhayyilenin değil, şahsi tecrübelerin samimiyetini taşımasıdır. Ayrıca Faruk Nafiz, Anadolu ve bu coğrafyaya ait unsurları ideolojik olarak değil estetik planda şiir­lerine yansıtmıştır.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ