23 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Nev Yunanilik Nedir

Nev Yunanilik Nedir


Nev Yunanilik Nedir

Nev Yunanilik Temsilcileri

Nev Yunanilik Akımı Nedir

Nev Yunanilik Özellikleri

Yunanilik/Havza Edebiyatı, Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Bahr-i Sefid Havza-i Medeniyeti (Akdeniz Havzası Uygarlığı) çevresinde oluşturmak istedikleri edebî harekettir.

1907 yılında Paris’te Victor Hugo, Theophile Gautier, de Banville, Charles Baudelaire, Verlaine gibi şairlerin eserlerine aşina olmasına karşın o dönem için geri telakki edilen klasik sanatkâr Jose Maria de Heredia’nın sonelerini okuyarak Latin ve Yunan şiirinin tadına varan, aradığı yeni Türkçenin yanma yaklaştığını bu vesileyle fark eden, “Söylediğimiz Türkçe, eski Yunan ve Latin şairlerindeki beyaz lisan gibi bir şeydi… Yeni Türkçeyi, Heredia’nın vasıtasıyla, eski Latin ve Yunan şiirinin ta yanı başında görmeye başlamıştım. Asıl Türkçe bana Sophokles’in Yunancası ve Tacite’in Latincesi gibi saf görünüyordu” diyen (Beyatlı, 1999:108,110) Yahya Kemal, Heredia’dan başka sembolizmin isim babası olma­sına karşın sonrasında klasik şiirin biçim ve konularına dönerek Ecole Romane adlı yeni bir cereyanın öncülüğünü yapan ve Les Stances adlı eseriyle dikkatleri üzerine çeken Jean Moreas’tan ve coğrafyacı tarih anlayışı ile derslerine katıldığı Albert Sorel’den etkilenir.

Yahya Kemal, “Biblos Kadınları”, “Sicilya Kızları” şiirleri ve Nev-Yunanilik etrafında şekillendireceği Bahr-i Sefid Havza-i Medeniyeti düşüncesiyle 1912 yılında Paris’ten İstanbul’a gelir. (Hisar, 1959: 62)

Anatole France’ın Sur la Pierre Blanche adlı eserinde yer alan mitolojik un­surlardan hareketle Homeros, Vergilius gibi klasik yazarları okumaya heveslenen Yakup Kadri, Yahya Kemal ile Bahr-i Sefid Havza-i Medeniyeti düşüncesinde birleşirler ve Eflatun’un “Biz medeniler, Akdeniz etrafında bir havuzun kenarlarındaki kurbağalar gibiyiz.” (Yücel, 1957: 255,262) sözünü düstur edinirler.

Yeni edebî yaklaşımları için dönemin sanatkârları ile görüşmeye başlayan Yahya Kemal ve Yakup Kadri, Havza adlı bir dergi çıkarma faaliyetlerine Fik­ret’in Cenap Şahabettin ve Rıza Tevfik’i de dâhil etmelerini istemesi üzerine mezkûr şairlerle konuşurlar. Ancak her ikisi de bu fikre sıcak bakmaz. Kasım 1913’ten itibaren Peyam gazetesi ve Peyam-ı Edebî ekinde Nev-Yunanilik hakkındaki düşüncelerini yazmaya başlarlar.

Her iki edip de Bahr-i Sefid Havza-i Medeniyetinin oluşmasında Türklerin de rolü olduğunu, söz konusu medeniyetin merkezlerinden ve edebiyat sahasının asıl örneklerini vücuda getiren Eski Yunan’ın Türk edebiyatına esas alınması ge­rektiğini savunurlar. “Süsten sanattan arınmış sade bir ifadeye yönelirler. Bunla­rın bir başka özelliği, örneklerini Eski Yunan’da gördüğümüz diyaloglar tarzında kaleme alınmış olmalarıdır.” (Toker, 43)

Yahya Kemal Nev-Yunanilik’i 1919 yılından itibaren terk eder. Yakup Kadri ise Peyam’daki yazılan (1913-1914), “Siyah Saçlı Yabancı Berrak Gözlü Genç Kızın Sözleri” (1914) adlı mensur şiiri, 1920’den sonra Erenlerin Bağından (1922), Okun Ucundan (1940) ve Nur Baba (1922), Sodom ve Gomore (1928) gibi bazı romanlarında bu hareketi değişik değişik boyutlarda devam ettirir.

Kimine göre saf sanat anlayışına ulaşma çabası, kimine göre edebiyata can­lılık kazandırmak ya da bir arayış/gençlik devresine bağlanan Nev-Yunanilik hareketi, Trablusgarp ve Balkan Savaşları, sanat/edebiyatta Millî Edebiyat ce­reyanı gibi sosyal, siyasi, kültürel sebeplerle çeşitli tepkilerle karşılaşır. Cenap Şahabettin ve Rıza Tevfik’in iştirak etmek istemedikleri Nev-Yunanilik, Celâl Sahir ve Süleyman Nazif tarafından reddedilip Fazıl Ahmet tarafından mizah/ hiciv unsuru hâline getirilirken Ömer Seyfettin’in “Boykotaj Düşmanı” adlı hikâ­yesinde eleştirilir. Nev-Yunanilik’e Akçuraoğlu Yusuf, Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi’nin farklı yaklaşımlarının yanında Nüzhet Sabit şiirlerinde mitolojik öğe­lere başvurur. Cumhuriyetten sonra Neo-Helenist şiir olarak edebiyatımızda Yu­nan mitolojisine ait unsurları kullananlardan bazıları Salih Zeki Aktay, Ali Müm­taz Arolat, Cevat Şakir Kabaağaçlı, Sabahattin Eyüboğlu, Melih Cevdet Anday, İlhan Berk, Azra Erhat, Mustafa Seyit Sutüven’dir. En başarılı örnek ise Sutüven’in aruzla yazılmış aynı adlı şiiridir.

Sicilya Kızları

Sicilya kızları üryan omuzlarında sebû;

Alınlarında çepçevre gülden efserler,

Yayar bu mahfile âsâbı gevşeten bir bû

Ve gözleriyle derinden bakar gülümserler

**************************

Sicilya kızları üryan omuzlarında sebû.

Hadîkalarda nevâgîr iken şadırvanlar,

Somâki kumalarından gümüş sular dökülür.

Ve hep civâra serilmiş kadife dîvanlar

**************************

İçinde bûseden ölmüş vücûtlar bükülür,

Hadîkalarda nevâgîr iken şadırvanlar.

Gerer beyaz kuğular nâzenin boyunlarını,

Füsûn-ı nevm ile görmez bu âteşin ravza

**************************

İçinde dalgalanan reng ü bû oyunlarını.

Dalar huzûz-ı rehâvetle hâvzdan havza.

Gerer beyaz kuğular nâzenin boyunlarını.

(Beyatlı, 2008: 99)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir