22 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Nimetşinas Romanının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Nimetşinas Romanının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Hüseyin Rahmi Gürpınar Nimetşinas Romanının İncelemesi

Hüseyin Rahmi Gürpınar Nimetşinas Romanının Ana Fikri

Hüseyin Rahmi Gürpınar Nimetşinas Romanının Konusu

Hüseyin Rahmi Gürpınar Nimetşinas Romanının Özeti

Hüseyin Rahmi, Nimetşinas’ın ilk baskısına yazdığı önsözde; eserini, ilk tatlı sözleri kendisinden öğrendiği, fakat küçük yaşta kaybettiği annesine armağan ettiğini belirtir ve eserde kadınlığa şeref bahşeden iki kadının, namus uğruna verdikleri mücadeleyi ve fedakarlıklarını anlattığını ifade eder. Amacı kadın okuyucularına kadınlığın yüceliğini göstererek birkaç damla gözyaşı döktürebilmektir.

Hüseyin Rahmi’nin romanları ve romanlarındaki şahıs kadrosununun incelendiği bir eserde, Nimetşinas romanı, toplumun gerisine itilmiş, yokluklar içinde kıvranan, genellikle her türlü himayeden mahrum, zavallı aciz kimseleri ve onların problemlerini, düştükleri kötü durumları ele alan eserler arasında zikredilmiştir.

Roman, yedi bölümden oluşmuştur. Başkahraman Neriman’ın, evinde çalışacağı Nihat Bey ile tanışması anına kadar olan bölüm serim, Nihat Bey’in hastalığının doktorlar tarafından söylenmesi bölümüne kadar düğüm, Neriman’ın Nihat Bey ile evlenmeyi reddettiği bölümden sonrası ise çözüm bölümleri olarak değerlendirilebilir.

Hüseyin Rahmi, Nimetşinas romanında şahıslarını çok iyi tasvir etmiştir bu tasvirler ve karakter tahlilleri daha ilk bölümden itibaren kendisini gösterir. Roman, halkın Kadıköy iskelesinde vapura binme telaşını tasvir ile başlar. Türk, Rum, Ermeni, Fransız… Her tip insan bu sahnede yerini alır. Burada ilk tanık olduğumuz olay, Hasna Hanım’ın güçlükle vapura yetişip Fatma Hanım ve Neriman ile karşılaşmasıdır. Hasna Hanım, halktan biridir, onun sözleri ve davranışları görünüşünün gülünçlüğü ile eşdeğerdir. Fatma Hanım ve Neriman vapurda Hasna Hanım’a yer verirler, o sırada Neriman ağlamaktadır. Fatma Hanım, annesiyle birlikte Neriman’ı çalışacağı yeni bir eve, yani yeni hanımının yanına götürmektedir. Fakat, Neriman yanında çalıştığı eski hanımı Nevber’i unutamamıştır onun gibi iyi bir hanıma bir daha sahip olamayacağını düşündüğü için ağlamaktadır. Onun iyiliklerini hatırlar ve yeni hanımın hiçbir zaman onun gibi olamayacağını iddia eder. Vapurdan inince at arabası ile maceralı bir yolculuk yaparlar. Yeni hanımı Didar’ın köşküne varırlar. Bu evde Neriman’ın görevi Talat Hanım’la ilgilenmektir. Talat Hanım, Neriman’a yaşça yakın olmasına rağmen onu evlatlığım diyerek bağrına basar, ona ummadığı kadar iyi davranır, eşiyle tanıştırır, Neriman diğer kalfaların baskıları ve kıskançlıkları altında işine başlar. Bir süre sonra çok akıllı ve becerikli olduğu herkesçe anlaşılır.

Neriman çok güzel, zekiliği ile ön plana çıkan, işini çok iyi yapan, doğruluktan ve iffetten ayrılmayan bir kızdır, eve de çok alışmıştır. Talat Hanım ile birbirlerini çok sevmektedirler. Fakat evde her şey güllük gülistanlık gitmeyecektir. Belli bir süre sonra, Talat Hanım’ın eşi Nihat Bey, Neriman’a gönlünü kaptırdığını anlar. Sürekli onu odasına çağırır, onu daha fazla görmek amacıyla odasında ona lüzumsuz işler yaptırır.

Roman boyunca Nihat Bey’in Neriman’a karşı hissettiklerini belli etmeye ve kendi sevgisini ona kabul ettirmeye uğraştığı sahneler ile karşılaşırız. Uzun bir süre Talat Hanım’ın bütün bu olanlardan haberi olmaz, fakat bir gece Talat Hanım, Nihat Bey’in Neriman’ı aşk oyunları ile nasıl kandırmaya çalıştığını işitir ve bütün gerçekleri anlar. Neriman’ın hiçbir günahı yoktur. Talat Hanım eşine çok güçlü bir şekilde bağlıdır, eşini onun için her fedakârlığı yapabilecek kadar çok sevmektedir.

Nihat Bey Neriman’a ulaşmak için karısının ona olan aşırı sevgisinden faydalanmayı umar ve çok büyük bir hastalık olan verem hastalığına yakalanmış numarası yaparak, doktorlarla da anlaşarak karısını aldatır. Aklınca karısı ona acıyacak ve Neriman ile onu kavuşturacaktır. Nitekim öyle olur. Talat Hanım Neriman’ı büyük yalvarmalar sonucu Nihat Bey’in yanına getirir. Hasta olan eşine büyük bir iyilik yaptığını düşünüp onu sevindirmek için, Neriman da onların yanında olduğu halde eşine Neriman ile evlenebileceğini söyler. Fakat, Neriman buna karşı çıkar, çünkü bunun bir oyun olduğunu anlamıştır.

Romanın sonunda Hüseyin Rahmi kahramanı Neriman’a bütün kadınlar ve erkekler için ibret teşkil eden bir konuşma yaptırır: “ Hanımcığım yetişir… Siz de bana bir parça mürüvvet edin. Merhamet gösterin. Ben sizin zevcenize varamam. Siz, güzel terbiye görmüş asil bir hanımsınız. O terbiyeniz, o asaletiniz muktezâsı olarak beni kendi üzerinize beye almak istiyorsunuz. Lâkin, iki gözüm efendiciğim, ben bir hizmetçi parçasıyım… Benim terbiyem, tahsilim kendime göredir. Hak muhafaza buyursun farz-ı muhal olarak ben sizin kocanıza varmış olsam, görüyorsunuz beyin hali acayip. Benim üzerime de diğer bir kadın sevecek. Evet bu ilk muvaffakiyetinden cesaret alarak yine böyle bir cür’ette bulunacak.. O zaman bendeniz sizin bugün beye yaptığınız gibi o kadının ayaklarına kapanarak: “ Kocam seni seviyor. Ona var. Biçareyi bedbaht etme” istirhâmında bulunamam. Buna terbiyem müsait değildir. Siz kocanıza karşı istediğiniz fedakârlıkta bulunur, icab ederse kendinizi bedbahta mahkûm bırakabilirsiniz. Nefsinize karşı bu salâhiyeti hâizsiniz. Fakat göz göre göre böyle bir adama varmayı bana nasıl teklif ediyorsunuz? Beni böyle bir tezevvüce icbâra vicdanınız nasıl râzı oluyor?”  Romancı, bu sözlerin ardından Nihat’ın ne hale geldiğini kendi yorumunu da katarak şöyle tasvir eder. “Ulvî-i fedâ-kâride yarışan bu afif iki kadının şu musabaka-i fazilet- perveraneleri karşısında Nihat büt gibi lâl kalmıştı ” Yalvarmaktan perişan bir hâle gelen Talât Hanım, bu sözler karşısında bir şey söyleyemez Nerîman da bu dayanılmaz yüzleşmeye son vermek için onun sessizliğinden yararlanarak, hanımı Talat’ın eteklerini öperek son sözlerini sıralar:

“ Cenâb-ı Hak birbirinizden ayırmasın… Ömrünüzün sonuna kadar dirlik düzenlik versin. Nihat Beyefendi dünyayı alt üst etse kendisine sizden fedâkâr bir kadın bulamaz. İşte bendeniz ebediyyen aranızdan çıkıyorum!” Neriman köşkten ayrılır ve roman biter.

Hüseyin Rahmi son bölümde Talat Hanım, Nihat Bey ve Neriman’ın bundan sonraki hayatları hakkında bilgiler verir, fikirlerini ve duygularını okuyucusu ile paylaşır:

“Neriman’ın verdiği bu ders-i ahlak Nihat Bey’i dalmış olduğu gaflet-i sevdâdan uyandırdı. Zevcesinin fazîletini bi’t-takdîr yine evvelki gibi ona perestişe başladı. İki sene sonra bir çocukları daha oldu. Bu Neriman macerası, tahatturu lerze- âver müelllim bir rü’ya halini aldı. Zevc ve zevce her şeyi unuttular. Saadet-i aile avdet etti. Neriman’ın bu fedâkârlığı, bu iffet-i kahramânesi pek çabuk şâyi’oldu. Tezevvücüne tâlib çıkan zengin bir beye vardı. Kızcağız hanım oldu.

“Aile arasında bu gibi maceralar eksik olmaz. Nihat tabiatında erkekler, zevcesinin sevda-i nâ-meşrûu yüzünden felaket-zede olan kadınlar çoktur. Lâkin Talât Hanım derecesinde fedâkâr zevceler nâdir; hele Neriman gibi nimetşinas bir hizmetçi kız, öyle bir dürr-i ismet bütün bütün enderdir. Böyle gözyaşlarıyla te’yîd eden muhabbetler evvelkinden daha tatlı olurmuş. Bu sözün hükmü doğru mu? Kim bilir? Onu zavallı Talat Hanım’dan sormalı!..”291

Hüseyin Rahmi’nin Nimetşinas romanı, gerek muhteva olarak gerekse o muhtevanın işlenişi bakımından, o dönemde yazılan diğer romanlardan farklı özellikler göstermektedir. Nimetşinas, incelediğimiz romanlar içerisinde, ferdi bir atmosferle çerçevelenmiş romanlardan farklı olarak halk kültürü ile iç içe, sevinç ve hüznün bir arada yaşandığı, gündelik hayattan alınmış olaylarla oluşturulmuştur. Bu döneme ait romanların çoğunda, Servet-i Fünun edebiyatının özellikleri devam ederken, bu romanda halkla ve sıradan insanlarla bir üst hayat seviyesine sahip insanların aynı çerçeve içinde ve aynı sıklıkta ve önem derecesinde anlatıldığına şahit oluruz. Hüseyin Rahmi’nin, romanda başkahramanını zengin ve okumuş bir muhitten seçmemiş olması da bunun bir göstergesidir. Bu muhteva ve şahıs kadrosu farklılığı yanında, kitabın hayata ümit-vâr bakışı, yazarın, romanı hüzün yerine mutluluk ve huzur ile bitirmesi, okuyucuya karamsar bir tablo yerine olumlu bir sonuç oluşturması, Nimetşinas romanını yazıldığı dönem içerisindeki emsallerinden ayrı bir yere koyar.

Hüseyin Rahmi, kitabında halktan aldığı tiplemelerle, ironik bir dil kullanarak toplumsal eleştiriyi ön plana çıkarmış, böylece cahil ve nerede nasıl davranacağını bilmeyen insanlarla kibar, zengin, fakat ahlaki olgunluğa erişememiş insanları canlı ve reel bir şekilde anlatmıştır. Kitapta, insanın arzuları ile doğrular arasında yaşadığı iç çatışma ve arzuları istikametinde tercihte bulunması sebebiyle kendini kaybedişi anlatılarak okuyucuya bir ahlak dersi verilmektedir. Nihat Bey, yaşadığı çelişkiler ve eşine karşı yaptığı yanlışlar ile zavallı bir kızı kendini sevmeye ikna etmek istemesi sebepleriyle çatışmanın merkezindeki en önemli kişidir. Talat Hanım ise eşine sadık ve onu çok seven vefalı bir kadın örneğidir. Bu iki şahsı içine düşmek üzere oldukları felaketten kurtaran, onlara yol gösteren Neriman, iyilik âbidesi, doğruluk timsâli bir hizmetçi kızdır. Görüldüğü üzere romanda aşağı tabakadan bir kahraman, üst tabakaya ait kahramanlardan daha üstün bir konumda yer almaktadır.

Nerîman, romanda her yönü ile olumlu bir karakter özelliği gösterir ve romancı bunu kullanarak ona, roman boyunca birçok olumsuzluğu düzeltme görevi verir. O kendisine Nihat Bey’den aşk teklifi geldiği zaman ‘yuvanızın mutluluğunu boşuna yıkmış, boşuna yorulmuş olursunuz. Sonsuz iyilikler gördüğüm hanımımın kocası benim âşıkım olamaz. Siz evlilik bağlarını çiğnemekten çekinmiyorsunuz. Oysa ben nimetşinaslık vazifemden bir an ayrılmam.’ diyecek kadar güçlü bir karakter çizmektedir.

Nimetşinas romanında Hüseyin Rahmi, Nihat’ın eşine olan sevgisinden yola çıkarak erkekler hakkındaki bazı fikirlerini açıklar, ona göre, hiçbir erkek yaşama süresince yalnız bir kadına gönül vermek yaradılışında doğmamıştır. Tek bir kadına tutkunluğu olan erkekler olsa da onların da belli bir süre sonra sonra gözleri dışarıda dolaşmaya başlar. İşi çapkınlığa vuran erkekler de çeşit çeşittir. Bir takımı eşini, yuvasını kutsal sayar. O kutsallığa karşı kendini daima saygıya borçlu bilir. Hüseyin Rahmi; çapkınlığı insanlık hali olarak görür ve bu grupta olanların çapkınlığı gizli yaptığını ve bunu suç ve günah bildiklerini ailelerinden büyük bir korku ile sakladıklarını söyler. Nihat’ı bu guruba koyan yazar, bu gibilerden aileye pek kötülük gelmeyeceğini düşünür.

Roman, kadın- erkek ilişkilerinin ön plana çıktığı bir eser olup, Berna Moran’ın tespiti ile yazar, toplumdaki yasaların, törelerin ahlak anlayışlarının özellikle kadınlar aleyhine işlediğini göstermek ister. Kadın-erkek ilişkileri konusunda da yine haksız bir düzen sürüp gitmektedir. Kadın evlilik kurumunda erkekle eşit haklara sahip değildir. Kadın kocasını seçemez, istediği zaman boşanamaz. Yasak aşk suçunu işleyen erkeğe ceza verilmez…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir